Kütüphanede Kalıcı Hatalar

ABD’li romancı ve öykü yazarı William Faulkner’ın (1887 – 1962) gerçek soyadı “Falkner”mış. Dizgicinin azizliğine uğramış! Yazarın ilk kitaplarından birinde soyadı, yanlışlıkla bir ‘u’ harfi eklenerek “Faulkner” diye basılmış. Yazar, bu ciddi hatayı sineye çekip yayımcısını saç baş yolmaktan kurtarmış. 1949′da Nobel Edebiyat, ardından iki kez de Pulitzer Ödülü kazanan[…]

Yazının Devamı

Atatürk de Bilmiyordu

Bugün 19 Mayıs, Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı. Mustafa Kemal’in, 97 yıl önce Samsun’a çıkarak Millî Mücadele’yi başlattığı gün. 20’nci yüzyıla ayak uyduramayıp çöken Osmanlı İmparatorluğu’nun topraklarını, emperyalistler işgal etmişti. Mondros Mütarekesi‘nin uygulanmasında adaletsizlik yapılmış, İzmir’in Yunanlılarca işgali ise bardağı taşıran son damla olmuştu.

Yazının Devamı

Böcekli Yazı

Ateşböceği mevsimdeyiz. Dostoyevski’nin ‘beyaz geceler’i henüz gelmedi ama kasvetli akşam karanlıkları, parlement mavisine dönüşmeye yüztuttu. Oktay Rifat’ın “Dut” şiirindeki büyüleyici gökkubbe ışıltılarının eli kulağında: “Binsem dalına da sallasam ağacı / Yıldızların dökülüverecek, Gece.”  

Yazının Devamı

'Yanlız' Türkçemiz (!)

Bir sözcükteki harflerin yeri değiştirilerek düşülen ‘dil yanlışı’na, Batılılar “metatez” (Fr. métathèse), biz ise “göçüşme” diyoruz. Örneğin, halk arasında “arabesk”e “arabeks“, “ekşi”ye “eşki”… diyenlere rastlanır. Göçüşmek, işteş yani karşılıklı yapılan bir eylemdir. Harfleri sözcük içinde oradan oraya ‘göç ettirerek’ yanlış seslendirmek, sıradan insanların bağışlanabilir konuşma kusuru sayılabilir. Ama, kitlelerin izlediği[…]

Yazının Devamı

Aya Yorgi Tırmanışı ve İstiridye Dikkati

İstanbul’da, -iktidarın tercihi gereği sönük geçen- 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı günü, birçok kadınımız Büyükada’ya gitmiş. Adadaki Aya Yorgi Kilisesi’nde, kimi ‘hayırlı bir kısmet’, kimi anne, kimi de ev sahibi olma dileğinde bulunmak için. Kilise, adanın sarp, yüksek bir tepesinde. Belli bir yere değin faytonla gidiliyormuş, sonra iki[…]

Yazının Devamı

'Ölmeye Geldik'!

Türkiye, hiç bu denli ‘kanayan’ bir ülke olmamıştı. Her gün asker – polis canı alan PKK ve IŞİD terörü, kadın cinayetleri, çocuklara tecavüz, trafik kazaları, iş kazaları… günlük olağan facialarımız oldu neredeyse! TV kanallarımızın ana haber bültenleri, akşam yemeği saatiyle çakışıyor. Ekranda şehit annelerinin yürek paralayan feryadı, lokmaları boğazınıza diziyor.[…]

Yazının Devamı

NASA Yani?

Fuzulî’nin “Su Kasidesi”nden bir beyit: “Hâk-i payine yetem der, ömrlerdir muttasıl / Başını taştan taşa urup gezer avare su.” Şair bu dizeleriyle, Dicle ve Fıratımızın Kâbe yönünde akmasına dinsel bir anlam yükler: “(Hz. Muhammet’in) Ayağındaki toprağa ulaşmak için ömürlerdir durmaksızın / Başını taştan taşa (bir âşık gibi) vurup akar, başıboş[…]

Yazının Devamı

"Müdür Ne'aptın?"

Ülkemizin, ileri Batı nimeti çoğulcu demokrasiyle mi yoksa ilkel, geri kafalı Doğu’nun marifeti İslam faşizmiyle mi yönetileceği, dolayısıyla da hangi ‘yaşam biçimi’ni benimseyeceğimiz başta olmak üzere, toplumca birçok konuda ayrıştık, kutuplaştık. Dünya bize acıyarak bakmaktan vazgeçti, artık açık açık bir yerleriyle gülüyor!

Yazının Devamı

Bofa Balıkları

Doğa, en iyi öğretmen. Bilim insanlarının, birini çözer çözmez yenisiyle karşılaşıp iştahını biraz daha kabartan kurallarla yönetiliyor. Bağımsız görünen varlıklar arasında gizemli ilişkiler ve onlardan alacağımız yaşamsal dersler var. 360 TV’de, 27 Mart günü “Arkadaşım Tilki” adlı bir film yayımlandı. Film, sevgi dolu ve cesur bir kız çocuğunun, kurtların saldırısından[…]

Yazının Devamı

'Yeter Gayri Yumma Gözün'

TGC’nin, Konrad Adenauer Stiftung (KAS) ile birlikte düzenlediği Yerel Medya Eğitim Seminerleri’nden 80’incisi nedeniyle 18 – 19 Mart günleri Antalya Belek’teydik. Antalya‘nın yanı sıra Isparta, Eğirdir, Burdur, Karaman, Konya, Muğla’dan gelen meslektaşlarımız, iki günde yapılan dört oturumun -bizim de aralarında bulunduğumuz- konuşmacılarına yoğun ilgi gösterdiler. Seminer süresince konakladığımız Antalya Ela[…]

Yazının Devamı

'Aylenizin' (!) Nakliyecisi

Türk toplumu olarak kitapla ilişkimizi (!) anlatmak için bu köşede, bir Yeşilçam filminden ‘trajikomik’ örnek vermiştik. O örneğin daha da çarpıcısıyla geçenlerde karşılaştık. TV2′de, Nejat Saydam’ın “Hizmetçi Dediğin Böyle Olur” (1964) filmi oynatıldı. Filmin bir sahnesinde hizmetçi (Fatma Girik), dairesinde bir yığın kitap gördüğü kapıcıya (Ali Şen) soruyordu: – Hayrola,[…]

Yazının Devamı

Kurallar ve Krallar

Nobel ödüllü bilim adamımız Aziz Sancar’ın adı, geçenlerde Ankara Büyükşehir Belediyesi kararıyla bir sokağa verildi. Tam, ne güzel bir karar diyecekken öğrendik ki adı değiştirilen sokak, Abdullah Cevdet Sokağı’ymış! Gazeteci Özgen Acar, Abdullah Cevdet’in (1869 – 1932), “1908 devrimi” ile “kadın ve insan hakları savunuculuğunun öncülerinden” olduğunu anımsatmıştı. (1) Devr-i[…]

Yazının Devamı

'Tefeül' Zamanı

Unutulmuş bir sözcük “tefeül”, ‘fal’ demek; özellikle de ‘şiir falı’. Geleceğimizden haber almak, boş bir beklenti olur elbet; amaç, ilkyazın kavak yelleri estirdiği özgür ruhlarımızı ‘şiire bırakmak’… Doğanın dönüşümüyle onlarca tondaki yeşili göveren, içimizdeki coşku gibi tomurcukları rengârenk patlayan parklarda, bahçelerde, şiir kitabı edinmiş her yaştan çiftin, sayfaları rastgele çevirip[…]

Yazının Devamı

'Kişisel Veri' Pazarı!

İngiliz düşünür – iktisatçı John Stuart Mill (1806 – 1873), düşünce tarihine “ütopya”nın karşıtı olarak “distopya” kavramını da kazandıran kişidir. “Ütopya”, olumlu anlamda düşsel devlet düzenlerini, “distopya” ise devletin birey – toplum üzerine karabasan gibi çöktüğü (otoriter – totaliter) rejimleri tanımlar. Mill’in “distopya”sından yazın dünyası da etkilendi; “distopik”romanlar yazılmaya başladı[…]

Yazının Devamı

Erken İlkyaz Muştusu

İlkyaz, güler yüzünü erken gösterdi. Güneş iyice ısıtamasa da mevsim dönümüne uyum çabasındaki bedenlerimizi ‘ılıtıyor’. Lodos, incecikten ‘rahmet’ getiriyor; “yağsın yağmur çisil çisil, gel gidelim usul usul / Bilemezsin seni nasıl, seni nasıl seviyorum”… Fırsat bu fırsat; bir serçecik, kuytudaki zakkumun narin dalına konmuş, yapraklardan süzülen yağmur sularıyla yıkanıyor. Kâh[…]

Yazının Devamı

Yeşilçam'lar Bardak Oldu

Ahmet Tarık Tekçe, Erol Taş, Bilal İnci, Önder Somer… Yeşilçam’ın ilk aklımıza gelen ‘kötü’ adamları! Kimi filmlerde ceketi omzuna atmış, yengeç yürüyüşlü… Kiminde ‘medeniyet yuları’ kravat takmış ama kara vicdanlı, taş kalpli ‘mutlak kötüler’… Sonra jönler; esas oğlanlar, esas kızlar!

Yazının Devamı