PLAUDITE!

Sabahın erken saatlerinden beri yağmur yağıyor. Karşı bahçenin duvarını boydan boya saran hanımelinin sarı – beyaz çiçekler açmış olduğunu yeni ayrımsıyoruz. Ağaçların, çimenlerin ilkyaz yeşili; güllerin kan kırmızısı, ‘gönlüm sende pembe’si, ışıl ışıl gözleriyle ağlarken gülümseyen birer çocuk! Kurşun rengi gökyüzü, bulutlarını belli belirsiz aralayarak Eros’un gümüş oklarına geçit verince[…]

Yazının Devamı

‘YÜREĞİN BÜTÜN ULUSUN YÜREĞİ’

“19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı” haftasındayız. ‘Korona günleri’ nedeniyle evlere hapsolunduğumuzdan, bu anlamlı yıldönümünü yazık ki meydanlarda buluşup coşkuyla kutlayamıyoruz. Ama, iyi günler ileride, diye düşünerek umutlarımızı canlı tutalım. Büyük Önder’in Ulusal Kurtuluş Mücadelesi’ni başlatmak üzere Samsun’a çıkışının 101’inci yıldönümü kutlanırken bu tarihsel olayda “İngiliz onayı” olduğunu[…]

Yazının Devamı

MESLEKTAŞIMIZ TENTEN KONGO’DA

Her çocuğun ilk kahramanı babasıdır. Geçen hafta, sekiz yaşındaki kemik kanseri hastası Ahmet Ataç’ın, hapishanedeki ‘kahraman’ını sürekli sayıkladığı hâlde son kez göremeden ölmesi, yüreğimizi yangın yerine çevirdi. Çok mu zordu, o yavrucağı ölümle pençeleştiği gece babasıyla buluşturmak? Baba Ataç, FETÖ’cü olduğu savıyla tutuklu. Davası sürüyor. Evet, kahramanlar her zaman kahraman[…]

Yazının Devamı

GÜL AĞACININ DİBİ

Bugün 6 Mayıs, Hıdırellez. Hepimizin, birer gül ağacı bulup dibine dileklerimizi simgeleyen nesneler koyma zamanı! Müslümanlık – Hıristiyanlık ortak inanışına göre, üç kutsal kişi; Hızır, İlyas ve İskender-i Zülkarneyn, bengisu (abıhayat) aramak için karanlıklar ülkesine giderler. Amaçları, o sudan içip ölümsüz olmaktır. Hızır ve İlyas, aradıkları kaynağı bulur ve bengisudan[…]

Yazının Devamı

RASTGELE HAYAT!

İnsan yaşamında rastlantıların rolü nedir? On asker, uçaktan paraşütle atlar. Dokuzunun paraşütü açılır, kötü rastlantı eseri birininki açılmaz. Oysa paraşütler henüz kuşanılmadan, kılı kırk yaran bir uzman tarafından kontrol edilmiştir. Ama, askerin paraşütünün uçağa bağlı bulunduğu, kırk beş kilo ağırlıkla kopması gereken ‘can ipi’, atlayış sonrası kopmamıştır. Asker, o sırada[…]

Yazının Devamı

MECLİS ‘DALYA’ DERKEN…

Ulusça göğsümüzü kabartması gereken bir başarı: TBMM, 100 yaşında. 23 Nisan 1920 günü cuma namazından sonra dinsel törenle, dualarla açıldı, Meclis. 115’i memur ve emekli, 61’i sarıklı (Müslüman din adamı, hoca), 51’i asker, 49’u hukukçu, 37’si tacir, 26’sı çiftçi, 21’i hekim, sekizi şeyh, altısı gazeteci, beşi ağa ve beşi aşiret[…]

Yazının Devamı

ENFLA(MA)SYON!

“Tarihin Babası” Herodot (İÖ 5. yüzyıl), bugün kalkıp bir turist kafilesiyle Doğu Akdeniz’e gelseydi şaşkınlığa kapılırdı. Bunu biz demiyoruz, Fransız tarihçi Fernand Braudel yazıyor (1). İnsanın, yaşadığı bölgede doğanın kendisine sunduklarıyla yetinmeyip gezegenin dört bucağından bulduğu meyve – sebze türlerini kendi topraklarında yetiştirmesini kastediyor, Braudel. İran’da doğup Latin Amerika’ya göç[…]

Yazının Devamı

İÇİ DOLDURULMUŞ MARTI DUYARLILIĞI (!)

Buda öğretisinde avcılık yasaktır. Budistler, genellikle etyemezdir (vejetaryen). Güney Asya’daki Butan gibi Budizm öğretisine (halkının yüzde 75’i) sıkı sıkıya bağlı ülkelerde balık avlamanın bile ağır yaptırımları olduğunu biliyoruz. Hayvanı öldürmekle kalmayıp işlediği bu “cinayet”le övünmek üzere “av”ının içini doldurarak duvarına asıp sergilemeyi ise hiç kuşku yok, vahşetin daha da büyüğü[…]

Yazının Devamı

KORONAVİRÜS GÜNLERİNDE AŞK

Yüzyılımızın en baba toplumbilimci / düşünürlerinden Polonyalı Zygmunt Bauman (1925 – 2017) , “Mutluluğun anahtarı ve mutsuzluğun ilacı, mutlu olma umudunu canlı tutmaktır.” diyor (bkz. “Yaşam Sanatı”, Versus Kitap, sayfa 28). Antartika dışındaki hemen tüm anakaralarda etkili olup dünyada -şimdilik- on dört bin dolayında ölüme yol açan koronavirüs salgını yüzünden,[…]

Yazının Devamı

TAÇ GİYMİŞ VİRÜS!

İnsan, kimi zaman bir “arayış” içinde olduğunu ancak aradığını bulduğunda anlıyor. Tıpkı, sahip olduklarının gerçek değerini, onları yitirdiğinde anladığı gibi… Adnan Binyazar’ın Cumhuriyet’teki 13 Mart 2020 tarihli “Ayna”sında, “iç kale” sözünü görünce bu duyguyu yaşadık. Stefan Zweig’ın anlatımıyla Montaigne’in; “dış dünyanın gelgitlerinde kendine bir tür ‘iç kale’ inşa etme ve[…]

Yazının Devamı

BADEMLER ÇİÇEK AÇTI

İlkyaz bembeyaz gülümsemeye başladı. Soğuk mart sabahlarının kırağı örtüsü, gün ışımadan yerini kristal su damlacıklarına bırakıyor. Kuşlar kırağı içiyor. İlkyazın ilk çiçeği kardelenleri, Van Gogh’un yine beyaz çiçeğe kesmiş “Badem Ağacı” izliyor. Truva Savaşı kahramanı Demophon’un kendisine döneceğinden umudu kesip canına kıyan güzeller güzeli sevgilisi Phyllis, kuru bir badem ağacına dönüşür. Ama, Demophon bir gün geri gelir ve acı içinde sevdiceğinin[…]

Yazının Devamı

‘AYLAN BEBEK’LER ARTIK ÖLMESİN

Büyüklerin çıkardığı savaşlarda masum çocuklar ölüyor ya da ömürleri boyunca unutamayacakları ruhsal sarsıntılar yaşıyor. Suriye’de 34 askerimizin şehit edilmesinden sonra sınır kapılarımızın açılmasıyla Batı ülkelerine gitme umuduna kapılan ülkemizdeki Asyalı  / Orta Doğulu insanlar, Trakya ve Ege kıyılarımıza yığıldı. Bizler, ‘kapıdan baktıran’ mart ayını sıcak odalarımızda, iş yerlerimizde karşılarken onlar özellikle gecelerin dondurucu ayazında çoluk çocuğuyla aç, açıkta[…]

Yazının Devamı

FİLİ YUTTU BİR YILAN…

Bugün (26 Şubat 2020), Batı emperyalizminin yoksul Afrika’yı paylaşmasının 135’inci yıldönümü. 26 Şubat 1885’te -ne gariptir ki bir tek Afrika ülkesinin bile çağrılmadığı- Berlin Batı Afrika Konferansı’nda aldığı kararlarla boa yılanı, kara kıtayı yutmaya başladı. Bu ülkeleri rahatça sömürebilmek için ellerine cetveli alıp çizdikleri -hemen hepsi bugün de geçerli olan- geometrik sınırlarla halkları[…]

Yazının Devamı

BİLEŞİK KAPLAR VE ‘DİL SEVİYEMİZ’

Fizik bilimindeki “bileşik kaplar esası”nı hemen hepimiz biliriz: Biçim ve kalınlıkları farklı, tabanları birleşik kapların içine aynı türden sıvı koyarsanız her kaptaki sıvının yüksekliği aynı olur. Bileşik kapları eğseniz de içlerindeki sıvılar eşit düzeyde kalır. Ama, kapların içine koyduklarınız birbirine karışmayan türden sıvılarsa her birinin yüksekliği farklı olacaktır. Dirimbilim (biyoloji) ve toplumbilimde (sosyoloji) ise durum[…]

Yazının Devamı

MEDYA DİLİ YERLERDE

Medya çalışanlarımız sağolsunlar, ellerinde Türkçenin ‘cıcığı çıkarken’ en çok hırpalanan sözcüklerden biri, “gerçekleşmek” eylemi. Üzücü son iki örnek: 1- Özel bir tv kanalımızda; Sabiha Gökçen Havalimanı’nda meydana gelen, üç kişinin öldüğü, 181 kişinin yaralandığı uçak kazasının haberi: — (Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın verdiği bilgi) Pilotun sert bir iniş yaptığı için bu kazanın ‘gerçekleştiği’[…]

Yazının Devamı

KADIN KO(R)KUSU

Fransız ruhsal çözümleme uzmanı (psikanalist) Jean Cournut’nün savı: “Erkekler kadınları egemenlikleri altına almak ister; çünkü, onlardan korkarlar.” (Bkz. Jean Cournut; “Kadınlar Erkeklerden Neden Korkar”, İletişim Yayınları) İnsanlık tarihi, erkek egemen toplumlarda ‘egemenlik altına alınamayan kadınlardan öç alma’ öyküleriyle dolu. İşte, o gerçek öykülerden biri: 1872’de, Ekvador’un devlet başkanlığı koltuğunda oturan kişi, yerli bir isyancıyı kurşuna dizdirdi. İsyancının[…]

Yazının Devamı

DEPREM GERÇEĞİ VE ‘EHEM’ İLE ‘MÜHİM’

İstanbul Kuledibi Göz Hastalıkları Hastanesine, sağlık kontrolüne gidiyorduk. Şişhane durağında metro treninden inip Tünel’e çıkmak üzere asansöre bindik. Kabinde bizden başka üç erkek daha vardı. Hareket düğmesine basılınca asansör gıcırdayıp sarsıldı ama hareket etmedi. Kabinin dışındaki boşluktan gelen şırıltıya bakılırsa bir yerlerden kaçak su akıntısı vardı. Ama, hiçbirimiz asansörden inmedik.[…]

Yazının Devamı

‘İNEK GEÇİDİ’

İstanbul, soğuk ama karsız bir kış yaşıyor. Kuzey rüzgârları, yağmurun ipince kamçısını şaklatıyor kentin damlarında ve sokaktaki insanların yüzlerinde. Çalışma odamızın penceresine komşu ağacın yapraklarından soyunmuş dallarında kararsız yağmur damlaları; pırlanta küpe ışıltıları içinde ne donuyor ne de toprağa düşüyor. Geçen cuma günü, okullar yarı yıl dinlencesine girdi. Boğaziçi köprüleri, akşam saatlerinde[…]

Yazının Devamı

ÇOCUKLARIN DÜNYASINDA

Sinemada “Yeni Dalga” akımının öncü yönetmenlerinden François Truffaut’nun “400 Darbe”adlı bir filmi vardır. 1959 yapımı filmde Truffaut (1932 – 1984), alkolik bir anne ile kötü üvey babanın mutsuz ettiği 13 yaşındaki bir çocuğun ‘birey olma savaşımını’, büyüleyici bir sinema diliyle anlatır. Filmde, kukla oyunu izlemekte olan bir salon dolusu küçük çocuğun kuklalarla nasıl özdeşleştiğini gösteren beden[…]

Yazının Devamı

TÜRK DOĞMAK TARİHSEL SUÇ (!)

Osmanlı Hanedanı, aslında kendilerinin de aynı kökten olmasına karşın Türkleri günahı kadar sevmezdi. Padişahın anı defterinden farksız tarih yazan vakanüvis Naima, “Etrak-ı bîidrak” (Türkler mankafadır) demişti. Padişah II. Murat’ın veziri Lala Yörgüç Paşa (? – 1441), “Bana bir Türk kellesi getirene Osmanlı kaftanı armağan edeceğim.” diye tellallar ünletti. Osmanlı, eş[…]

Yazının Devamı