Kerim Evren

Kerim Evren’in Güncel Yazıları

‘DALYA’YA BİR KALA, 23 NİSAN

Dün, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutladık! Millet Meclisi, 23 Nisan 1920’de, Kurtuluş Savaşımız sürerken açıldı. Mustafa Kemal Atatürk, Meclis’i öylesine önemsiyordu ki savaşı bile ‘ulusal istenç’in (millî irade) yönetmesini istedi.  İlk Meclis, gerçek bir mozaikti; 125’i devlet çarkının işleyişini bilen eski bakan, vali, türlü kademelerden memurların; 120’si serbest meslekten, pek çoğu sarıklı ‘ilmiye’ sınıfından kişilerin; beş “aşiret reisi” ile iki mühendisin yer[…]

Yazının Devamı

‘SONSUZ BİR ŞİMDİ VAR’

Bizim eskilerin, İtalyancayla karışık bir deyişi vardı; “avara kasnak”. 21’inci yüzyılın ilk çeyreğinde kimilerimiz, hiçbir aygıta bağlı olmadan kendi başına dönen (avare) kasnaklar gibiyiz; herhangi bir işlev için güç üretmeyişimiz bir yana, sürekli kendi gücümüzü tüketiyoruz. Elbette zamanı da… Veya böylece zaman mı geçiriyoruz, yoksa zaman duruyor da biz mi geçiyoruz?..[…]

Yazının Devamı

SEÇİM ŞANOSUNDA ‘KİRLİ AYAKLAR’

31 Mart 2019 Yerel Seçimleri, geçen pazar günü yapıldı. Kazananlara ve halkımıza hayırlı olsun. Biz bu satırları yazdığımız sırada kesin seçim sonuçları YSK tarafından henüz açıklanmamıştı. Ama, İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya, Eskişehir… gibi büyük kentlerimizde Millet İttifakı (CHP + İyi Parti) adaylarının kazandığı kesin gibiydi. Toplam oyların yaklaşık yüzde 52’sini[…]

Yazının Devamı

POLİTİKACILAR HAYDİ TİYATROYA!

Bugün, 27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü. Büyük kentlerde yaşayan yurttaşlarımızın, ödenekli ya da özel tiyatrolardaki oyunları yılda bir kez de olsa ücretsiz izleme olanağına kavuştukları gün. Eğer siz de ‘tiyatrolu’ kentlerimizde ya da onların yakınında oturan şanslılardansanız fırsatı kaçırmayın. Shakespeare (1564 – 1616), aynı adlı ünlü oyununda, kahramanı “Hamlet”i şöyle konuşturur: “… Doğduğu gün de bugün de[…]

Yazının Devamı

YÖRÜĞÜN BABIÇLARI

Nasrettin Hoca’ya: – Kışın dondum diyorsun, yazın da yandım! Ne olacak senin bu hâlin? diye takılmışlar. Hoca soruyu, soruyla yanıtlamış: – İlkbahar aleyhinde konuştuğumu hiç duyanınız oldu mu? Yusuf Has Hacip’in, bin yıl önce yazdığı “Kutadgu Bilig”inden (mutlu olma bilgisi) ‘mevsimlik’ bir beyit: “Doğardın ese keldi öngdün yeli Ajun edğüge[…]

Yazının Devamı

‘BARBARİZM’İN MEDYA HÂLİ!..

Güneşi özlemişiz. Kararsız mart, aydınlıkta karar kılmış görünüyor. Günler artık göz alan, kıpır kıpır bir saydamlıkla başlıyor.  Karanlık kötüdür; kuşku yüklü belirsizlikler içerir. Divan Edebiyatı şairleri, “siyah”ı belki de bu nedenle “küfür”le eş anlamlı saydılar. Şeriat düzeninde, caize (bahşiş) koparabilmek için hünkârın nabzına uygun şerbet verme çırpınışıyla da olsa… Fuzuli, bir güzele şöyle sesleniyor:[…]

Yazının Devamı

FAŞİZMİN HER TÜRLÜSÜ ÇOCUĞUNUZU ÇALAR

. General Franco İspanya’sında faşist yönetim, rejim karşıtı ailelerin binlerce çocuğunu kaçırdı. Franco’nun baş psikiyatrı Najera, özellikle de ülkedeki tüm Marksistlere “iflah etmez birer ruh hastası” tanısı koyarak “sağlıklı çocuk yetiştiremeyeceklerine” hükmetti. Bu kişilerden zorla alınan bebekleri, faşizm yandaşı ailelere verildi ve hepsinin izleri kaybettirildi. . Avustralya’nın sözde demokrat, özde[…]

Yazının Devamı

SEÇMENİ ŞİDDETE KIŞKIRTMAYIN!..

31 Mart Yerel Seçimleri yaklaştıkça siyaset dilindeki kirliliğin kitleler üzerinde yarattığı dehşet, bir alacakaranlık kuşağı filminin gerilim düzeyine yükseliyor sanki.   Tanrı, adama: – Dile benden ne dilersen. Ama bir şartım var; sana ne verirsem rakibine iki katını vereceğim, demiş. Adam, tereddütsüz yanıtlamış: – Tanrım, benim bir gözümü kör et! Sevgi dilinden de[…]

Yazının Devamı

TV’LERİMİZDEKİ SUNAMAYICILAR!

Şempanzenin genleri, insan genleriyle yüzde 98 aynı. Tanrı bize, şempanzeden esirgediği “ses kirişleri”ni verdiği için konuşabiliyoruz. Kimi Tv sunucuları ve ‘ekran gediklisi’ diyebileceğimiz kimi ‘uzmanlar’ (?) yakınlarındaki kimselerce uyarılmıyor -ya da yapılan uyarıları önemsemiyor- olmalılar ki sürekli aynı sesletim (telaffuz) yanlışlarıyla karşımıza çıkıyorlar. Bu kişiler, doğru sesletiminden emin olamadıkları herhangi bir sözcük için[…]

Yazının Devamı

KORKMA, SÖNME YAPMAZ… (!)

Atatürk‘ün Dil Devrimi ile başlattığı “Türkçemizi yabancı dillerin boyunduruğundan kurtarma” çalışmalarını geliştirerek sürdürmek yerine, kültür meşalesini ne yazık ki yerlere düşürdük. Artık, Büyük Önder’in kurduğu CHP’nin bile bu konuda yeterli özeni gösterdiğinden kuşkuluyuz. Kuşkumuzun nedenine geçmeden önce, 2016 Ekim‘indeki bir yazımızda anımsattığımız yürek burkan bir öykücüğü (anekdot), YeniGün okurları için yineleyelim: DE GAULLE DALGA GEÇTİ Charles de Gaulle (1890 – 1970), Fransa Cumhurbaşkanı[…]

Yazının Devamı

TÜRKÇE YARIŞMASI SUNMAK, BELALI İŞ

İhsan Varol, yıllardır türlü Tv kanallarında hazırlayıp sunduğu yarışma izlencesi“Kelime Oyunu”nu, hâlen Teve 2′de sürdürüyor. Varol, bu yolla halkımızın sözcük dağarcığının gelişmesine -elbette izlenirliği ölçüsünde- katkı sağlıyor. Kendine özgü; sıcak, sevimli bir sunuş tarzı olduğu için seviliyor da. Gelgelelim, bu ‘belalı iş’te ‘allameyi cihan’ olsanız yanlıştan kaçınmanız güç! Yanlışlarınızı olabildiğince azaltmak için ise ‘yapıcı’ eleştiriler karşısında dört göz, dört[…]

Yazının Devamı

UNVANDAN ‘SANDVİÇ’ YAPABİLEN MEDYAM!

Güzel Türkçemizdeki güzel atasözlerinden biri:“Benim oğlum bina okur, döner döner yine okur.”Yazılı  ve görsel / işitsel medya (1) organlarımız, şu dil yanlışını döne döne, sanki ısrarla sürdürüyor:– Adana eski Valisi.– DİSK eski Başkanı…Kim bilir kaç kez anımsattık; Türkçe dilbilgisi kurallarına göre, belirtisiz ad tamlaması ikiye bölünüp ortasına sıfat konulamaz.Yukarıdaki iki[…]

Yazının Devamı

ASIL ‘BEKA’ SORUNU TÜRKÇE KULLANIMI

Göktürk Devletinin yöneticisi Bilge Kaan; Orhun Yazıtları’nda uyruğuna, “Çinlilere öykünmeyin, yok olursunuz!” öğüdünde bulundu. Göktürkler, daha önce ikiye bölündükleri, elli yıl Çin boyunduruğunda tutsak yaşadıkları hâlde Bilge Kaan’ın öğüdüne uymadılar. Ve o tarihsel günden sadece dokuz yıl sonra, 744’te tarih sahnesinden silindiler. Ulusların kalıcı olmasında, anadilini koruyup geliştirmesinin önemini çok iyi bilen Başöğretmen Atatürk, birçok çağcıl atılıma koşut olarak başardığı Dil Devrimiyle bizi özümüze döndürdü. Türkiye Cumhuriyeti’nin[…]

Yazının Devamı

ATATÜRK, NÂZIM VE EFTELYA GERÇEĞİ

Geçen hafta, Nâzım Hikmet’in 117’nci doğum gününü kutladık. Sanat / yazın çevrelerince büyük ustanın şiirlerinden oluşan dinletiler başta olmak üzere, türlü etkinlikler düzenlendi. Bu arada epey zamandır dillendirilmeyen bir şehir efsanesinin de yeniden konuşulmaya başladığına tanık olduk. Efsane şu: Atatürk, Dolmabahçe Sarayı’nda arkadaşlarıyla sofradayken Nâzım Hikmet’ten söz açılmış. Büyük Önder: – Gidin şu deli oğlanı bulun,[…]

Yazının Devamı

SANATLA BİLİMİN ATBAŞI YOLCULUĞU

Polonyalı Kieslowski (1941 – 1996), “yedinci sanat”ı onurlandıran sinema yönetmenlerinden. Ayrı bir yazı konusu olacak denli önemli filmler çeken Kieslowski‘nin büyülenerek izlediğimiz yapıtlarından biri: “Veronique’in İkili Yaşamı” (1991). Filmde, Avrupa sinemasının en güzel oyuncularından Irène Jacob’un canlandırdığı baş karakter, ‘çift yaratılmıştır’; Fransa’da Veronique, Polonya’da da Veronika adıyla eş zamanlı olarak ‘ikili yaşam’ sürmektedir.  Birbirinin varlığını her an duyumsayan iki kadından Veronique,sahnede şarkı söylerken ölür. Birden[…]

Yazının Devamı

HER AN, BİR YAŞIMIZA DAHA GİRİYORUZ!

Türkçe sözvarlığımız (Fr. vocabulaire); atasözü ve deyim varsılı. Yüzyıllardır söyleyegeldiğimiz bu tür sözlerden biri, ‘hiç görüp işitmediğimiz, şaşılacak yeni bir şeyle karşılaşmak’ anlamındaki deyim: “Bir yaşına daha girmek” TRT Haber‘de, Dünya Ekonomik Forumu‘na ilişkin yorum yapan tanımadığımız bir meslektaşımız, konuşmasında şöyle bir eylem (fiil) kullanıyor: “Formülize etmek” Bizim bildiğimiz, ‘bir düşünceye, bir anlatım biçimi vermek’ anlamındaki Batı kökenli eylemin doğrusu: “Formüle (Fr. formulé)etmek” Biz,[…]

Yazının Devamı

DİLİMİZ, KAFAMIZ KADAR BOZUK

. Toplumca kafamız bozuk. Aynı ölçüde Türkçemiz de. Bizim değil, bilindiği gibi Yahya Kemal Beyatlı’nın koyduğu tanı / gösterdiği sağaltım yolu bu: “İmlamız, lisanımız düzelince lisanımız da kafamız düzelince düzelecek; çünkü, o da onlar kadar bozuktur, fazla değil.” Dille düşünce arasındaki sıkı bağa onlarca yıldır dikkat çekerek “doğru düşünme”nin ancak[…]

Yazının Devamı

2019’DA NASIL BİR TÜRKİYE?

Brezilyalı yazar Paulo Cuelho’nun (doğ. 1947) aynı adlı romanının kahramanlarından “Simyacı”; rüzgârın etkisiyle biçim değiştiren uçsuz bucaksız çölde, taban tepen krallar ve dilenciler gördüğünü anımsayıp şöyle düşünüyordu (1): “Belki de Tanrı, çölü, insanlar hurma ağaçlarını görünce sevinsinler diye yarattı.” Edebiyatta buna “hüsn-i talil”; güzel sebep yaratma sanatı, deniliyor. Ve ‘sanatı[…]

Yazının Devamı

TÜRKÇE BAĞINA DESTURSUZ GİRMEK

Pek çok alanda olduğu gibi, “doğru ve güzel Türkçe” açısından da artık can sıkıcı olmaktan çıkıp giderek “yürek yakıcı” bir hâl alan gerileme dönemi yaşıyoruz. Toplumun sürekli gözü önünde olan kişilerin ve görsel / yazılı medya organlarında çalışan meslektaşlarımızın yaptığı “dil yanlışları”; Ziya Paşa’nın terkib-i bendindeki ünlü dizeyi akla getiriyor: “… bu terazi bu kadar sıkleti[…]

Yazının Devamı