Kerim Evren

Kerim Evren’in Güncel Yazıları

SIRADA ‘SÜLÜK’ DIŞALIMI OLMASIN

Modern tıbbın henüz emekleme aşamasında bulunduğu 1833 yılında Fransa, çeşitli hastalıkların sağaltımında kullanılmak üzere 41 milyon sülük ithal etmiş. Bu bilgiyi, Prof. Dr. Ahmet Akgül‘ün internet sitesinden aldık. Biz de ülkemizin yeni dışalım kalemleri arasında, pek yakında sülüğü görürsek şaşırmayalım. Fransa’dan 187 yıl sonra, 2020 Türkiye’sinde… Şifa bulacağız diye ‘kanımızı emdirmek’ üzere! İKİ DEVLET HASTANESİNDE Gazeteci İsmail Arı, 4 Temmuz 2020 tarihli[…]

Yazının Devamı

BİR FATİH’İN RESMİ KAVGAMIZ EKSİKTİ!

Ülkemizin gündemi yeterince ağır değilmiş gibi, bir bunalımımız daha oldu. Birbirimizle yeni ‘cebelleşme’ konumuz: İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB); Fatih Sultan Mehmet’in Venedikli ressam aile Bellini’lere yaptırdığı öne sürülen üç portresinden birini, Londra’daki müzayedede 770 bin sterline (6,5 milyon TL) satın almakla iyi mi etti, kötü mü?.. Ekonominin durumu ortadayken bir[…]

Yazının Devamı

BAŞKA ZİHİNLERİ ANLAMAK

İsmet İnönü, CHP Genel Başkanlığı görevini, yapılan özgür seçimle Bülent Ecevit’e bıraktığı 1972 yılındaki Kurultay sonrası Bursa Lisesini ziyaret etmişti. Öğrencilere seslenecekti. Atatürk’ün en yakın silah ve devrim arkadaşından, o gün uzun -belki de biraz sıkıcı- söylev bekleyenler yanıldılar. İnönü, gençlere sadece şunu söyledi: — Okuyun, okuyun! Bizim ve bizden[…]

Yazının Devamı

SESLER VE RENKLER

“Renk”, Farsçadan (“reng”) son harfini sertleştirerek dilimize aktardığımız bir sözcük. Bilindiği gibi, cisimler tarafından yansıtılan ışığın gözde oluşturduğu duyum, anlamında. Mecaz olarak da ‘nitelik, çeşitlilik’ demek. Müzik insanları, “ses tonu”na, “ses rengi” de diyorlar. Her bir çalgı (enstrüman) veya insan sesinin, ayrı nitelikler (tını) taşıdığını; özellikle ‘insan sesinin parmak izi[…]

Yazının Devamı

DOĞAN KATIRCIOĞLU’NA 9 YILLIK ÖZLEM

Gazeteci Doğan Katırcıoğlu, dokuz yıl önce 6 Haziran günü aramızdan ayrılmıştı. Nesli tükenmiş meslektaşlarımızdan, ağabeyimiz kadar sevdiğimiz bir insandı. Mesleğe polis – adliye muhabiri olarak başlayıp aynı dalda elli yılı aşkın sürdürdüğü üstün başarıları, çok sayıda ödülle taçlandırılmıştı. Bu arada yaşadıklarını, her birinin yazınsal (edebî) değeri olan dokuz kitabına (*)[…]

Yazının Devamı

KAHRAMAN OLMAK YA DA OLMAMAK

Bugün pazar… altmış beş yaş üstünü yine ‘güneşe çıkardılar’. Korona günlerinde haftada bir, altı saat izinliyiz! Piyasa Caddesi’nde, piyasa (1) yapıyoruz. Büyükdere’deki İspanya Büyükelçiliği yazlık konutunun önünden Sarıyer’e uzanan caddenin adı bu. Araç trafiği yok denecek kadar az olduğu için yürürken egzoz gazı soluma sorunumuz da bulunmuyor. Deniz, hafiften kuzey[…]

Yazının Devamı

PLAUDITE!

Sabahın erken saatlerinden beri yağmur yağıyor. Karşı bahçenin duvarını boydan boya saran hanımelinin sarı – beyaz çiçekler açmış olduğunu yeni ayrımsıyoruz. Ağaçların, çimenlerin ilkyaz yeşili; güllerin kan kırmızısı, ‘gönlüm sende pembe’si, ışıl ışıl gözleriyle ağlarken gülümseyen birer çocuk! Kurşun rengi gökyüzü, bulutlarını belli belirsiz aralayarak Eros’un gümüş oklarına geçit verince[…]

Yazının Devamı

‘DİŞİL-ERİL’ AYRIMI VE ŞAİR AYRICALIĞI

Kültür sanat dergisi Alkış‘ın yeni sayısında (Mayıs – Haziran 2020) yayımlanan yazım: Yeryüzünde konuşulan / yazılan birçok dilde cansız varlık adları, hâttâ kavramlar, bilindiği gibi “dişil” ve “eril” olarak ikiye ayrılır. Ayrım şaşırtıcıdır: Örneğin, Fransızcada “kitap” (livre), “defter” (cahier) eril; “kalem” (plume) ise dişildir. Aynı biçimde “masa” (table), sandalye (chaise)[…]

Yazının Devamı

‘YÜREĞİN BÜTÜN ULUSUN YÜREĞİ’

“19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı” haftasındayız. ‘Korona günleri’ nedeniyle evlere hapsolunduğumuzdan, bu anlamlı yıldönümünü yazık ki meydanlarda buluşup coşkuyla kutlayamıyoruz. Ama, iyi günler ileride, diye düşünerek umutlarımızı canlı tutalım. Büyük Önder’in Ulusal Kurtuluş Mücadelesi’ni başlatmak üzere Samsun’a çıkışının 101’inci yıldönümü kutlanırken bu tarihsel olayda “İngiliz onayı” olduğunu[…]

Yazının Devamı

MESLEKTAŞIMIZ TENTEN KONGO’DA

Her çocuğun ilk kahramanı babasıdır. Geçen hafta, sekiz yaşındaki kemik kanseri hastası Ahmet Ataç’ın, hapishanedeki ‘kahraman’ını sürekli sayıkladığı hâlde son kez göremeden ölmesi, yüreğimizi yangın yerine çevirdi. Çok mu zordu, o yavrucağı ölümle pençeleştiği gece babasıyla buluşturmak? Baba Ataç, FETÖ’cü olduğu savıyla tutuklu. Davası sürüyor. Evet, kahramanlar her zaman kahraman[…]

Yazının Devamı

GÜL AĞACININ DİBİ

Bugün 6 Mayıs, Hıdırellez. Hepimizin, birer gül ağacı bulup dibine dileklerimizi simgeleyen nesneler koyma zamanı! Müslümanlık – Hıristiyanlık ortak inanışına göre, üç kutsal kişi; Hızır, İlyas ve İskender-i Zülkarneyn, bengisu (abıhayat) aramak için karanlıklar ülkesine giderler. Amaçları, o sudan içip ölümsüz olmaktır. Hızır ve İlyas, aradıkları kaynağı bulur ve bengisudan[…]

Yazının Devamı

RASTGELE HAYAT!

İnsan yaşamında rastlantıların rolü nedir? On asker, uçaktan paraşütle atlar. Dokuzunun paraşütü açılır, kötü rastlantı eseri birininki açılmaz. Oysa paraşütler henüz kuşanılmadan, kılı kırk yaran bir uzman tarafından kontrol edilmiştir. Ama, askerin paraşütünün uçağa bağlı bulunduğu, kırk beş kilo ağırlıkla kopması gereken ‘can ipi’, atlayış sonrası kopmamıştır. Asker, o sırada[…]

Yazının Devamı

MECLİS ‘DALYA’ DERKEN…

Ulusça göğsümüzü kabartması gereken bir başarı: TBMM, 100 yaşında. 23 Nisan 1920 günü cuma namazından sonra dinsel törenle, dualarla açıldı, Meclis. 115’i memur ve emekli, 61’i sarıklı (Müslüman din adamı, hoca), 51’i asker, 49’u hukukçu, 37’si tacir, 26’sı çiftçi, 21’i hekim, sekizi şeyh, altısı gazeteci, beşi ağa ve beşi aşiret[…]

Yazının Devamı

ENFLA(MA)SYON!

“Tarihin Babası” Herodot (İÖ 5. yüzyıl), bugün kalkıp bir turist kafilesiyle Doğu Akdeniz’e gelseydi şaşkınlığa kapılırdı. Bunu biz demiyoruz, Fransız tarihçi Fernand Braudel yazıyor (1). İnsanın, yaşadığı bölgede doğanın kendisine sunduklarıyla yetinmeyip gezegenin dört bucağından bulduğu meyve – sebze türlerini kendi topraklarında yetiştirmesini kastediyor, Braudel. İran’da doğup Latin Amerika’ya göç[…]

Yazının Devamı

İÇİ DOLDURULMUŞ MARTI DUYARLILIĞI (!)

Buda öğretisinde avcılık yasaktır. Budistler, genellikle etyemezdir (vejetaryen). Güney Asya’daki Butan gibi Budizm öğretisine (halkının yüzde 75’i) sıkı sıkıya bağlı ülkelerde balık avlamanın bile ağır yaptırımları olduğunu biliyoruz. Hayvanı öldürmekle kalmayıp işlediği bu “cinayet”le övünmek üzere “av”ının içini doldurarak duvarına asıp sergilemeyi ise hiç kuşku yok, vahşetin daha da büyüğü[…]

Yazının Devamı

1 NİSAN ŞAKASI GİBİ

Tv kanallarından birinde kulağımıza çalındı; bir yorumcu , “Vahşi kapitalizm diye tamlama yapmaya gerek yok. Kapitalizm zaten yapısı gereği vahşidir.” diyordu. Sayın konuşmacı -kim olduğunu anımsayamadığımız için bizi bağışlasın- yerden göğe kadar haklı. İnsan eğer, kutsal kitabımızda yer verildiği gibi, “eşrefimahlukat”tan (yaratılanların onurlusu) ise yaratılışı gereği alçakgönüllü ve adil paylaşımcı[…]

Yazının Devamı

KORONAVİRÜS GÜNLERİNDE AŞK

Yüzyılımızın en baba toplumbilimci / düşünürlerinden Polonyalı Zygmunt Bauman (1925 – 2017) , “Mutluluğun anahtarı ve mutsuzluğun ilacı, mutlu olma umudunu canlı tutmaktır.” diyor (bkz. “Yaşam Sanatı”, Versus Kitap, sayfa 28). Antartika dışındaki hemen tüm anakaralarda etkili olup dünyada -şimdilik- on dört bin dolayında ölüme yol açan koronavirüs salgını yüzünden,[…]

Yazının Devamı

TAÇ GİYMİŞ VİRÜS!

İnsan, kimi zaman bir “arayış” içinde olduğunu ancak aradığını bulduğunda anlıyor. Tıpkı, sahip olduklarının gerçek değerini, onları yitirdiğinde anladığı gibi… Adnan Binyazar’ın Cumhuriyet’teki 13 Mart 2020 tarihli “Ayna”sında, “iç kale” sözünü görünce bu duyguyu yaşadık. Stefan Zweig’ın anlatımıyla Montaigne’in; “dış dünyanın gelgitlerinde kendine bir tür ‘iç kale’ inşa etme ve[…]

Yazının Devamı

BADEMLER ÇİÇEK AÇTI

İlkyaz bembeyaz gülümsemeye başladı. Soğuk mart sabahlarının kırağı örtüsü, gün ışımadan yerini kristal su damlacıklarına bırakıyor. Kuşlar kırağı içiyor. İlkyazın ilk çiçeği kardelenleri, Van Gogh’un yine beyaz çiçeğe kesmiş “Badem Ağacı” izliyor. Truva Savaşı kahramanı Demophon’un kendisine döneceğinden umudu kesip canına kıyan güzeller güzeli sevgilisi Phyllis, kuru bir badem ağacına dönüşür. Ama, Demophon bir gün geri gelir ve acı içinde sevdiceğinin[…]

Yazının Devamı

‘AYLAN BEBEK’LER ARTIK ÖLMESİN

Büyüklerin çıkardığı savaşlarda masum çocuklar ölüyor ya da ömürleri boyunca unutamayacakları ruhsal sarsıntılar yaşıyor. Suriye’de 34 askerimizin şehit edilmesinden sonra sınır kapılarımızın açılmasıyla Batı ülkelerine gitme umuduna kapılan ülkemizdeki Asyalı  / Orta Doğulu insanlar, Trakya ve Ege kıyılarımıza yığıldı. Bizler, ‘kapıdan baktıran’ mart ayını sıcak odalarımızda, iş yerlerimizde karşılarken onlar özellikle gecelerin dondurucu ayazında çoluk çocuğuyla aç, açıkta[…]

Yazının Devamı