Kerim Evren

Kerim Evren’in Güncel Yazıları

‘BUGÜN DE KAYBETTİK’

Yüce Tanrı, kimseyi Haruki Murakami’siz bırakmasın! Sabahın saat beşinde havanın böylesine boğucu olduğunu pek anımsamıyoruz; İstanbul’da duyumsanan sıcaklık 27 derece. Aslında pek yüksek sayılmaz ancak havadaki nem oranı yüzde 100’lere yaklaşınca insanın soluğu -göğsüne TÜİK Başkanı oturup bir de ümüğüne sarılmış gibi- kesiliyor! Neyse ki içine itildiğimiz kuyuya Murakami bir[…]

Yazının Devamı

TEŞEKKÜRLER ÇOCUKLAR!

Mutluluğa, başarıya, yürek dolusu gülmeye ulusça ne denli aç bırakıldığımız, Euro 2024 Futbol Şampiyonasında bir kez daha ortaya çıktı. Ulusal futbol takımımızın çeyrek finale yükselerek Türkiye’nin adını Avrupa’da ‘ilk sekiz’ arasına yazdırması karşısında çocuklar gibi sevindik. Geçen Cumartesi gecesi oynanan son karşılaşmada, ayaktopunun dünya devlerinden biri olan Hollanda’yı yenmemiz işten[…]

Yazının Devamı

ÇOK GEÇ OLMADAN…

Fransız Aydınlanması’nın mimarlarından düşünür / yazar Voltaire (1694 – 1778) “Tanrı kadınları, erkekleri evcilleştirmek için yarattı.” demiş. “Evcil”in karşıtı “yabanıl” yani “vahşi”. Geçen hafta, 246. ölüm yıl dönümü nedeniyle anılan üstadın özdeyişinde ‘evcilleştirmek’ yerine ‘evcimenleştirmek’ demiş olması bizce daha güçlü olasılık. Kadın, ‘akşamcı’ olan kocasını evcimenleştirmek için bir umut, ona[…]

Yazının Devamı

EKMEK ARASI ‘KISIR DÖNGÜ’!

Lise öğreniminde bizim gibi felsefe okumuş kuşaklar, “Giritli kısır döngüsü”nü (çatışkı, paradoks) bilirler. İÖ 6’ncı yüzyılda yaşamış olan düşünür Epimenides, “Tüm Giritliler yalancıdır.” diye bir önermede bulunur. Önermesini doğru sayarsak Epimenides’in yalancı olması gerekir; çünkü, o da bir Giritlidir. Eğer, Epimenides yalancıysa her söylediği gibi, “Tüm Giritliler yalancıdır.” önermesi de[…]

Yazının Devamı

DİLİM YOKSA BEN KULUM -5

Türkçemizde, “Gemisini kurtaran kaptan.” diye bir deyim var. Daha çok ‘yergi’ amacıyla söylenen bu söz, ‘güç duruma düştüğünde ne yapıp edip kendisini ya da yakın çevresindekileri kurtaran Şark kurnazlarına yönelik -biraz da kıskançlıkla karışık- övgü, alkış, onay’ ögeleri içerir. Aziz Nesin (1915 – 1995), “Gemisini kurtaran kaptan.” deyimine, şu ‘alaysılama[…]

Yazının Devamı

DİLİM YOKSA BEN KULUM -4

Merhaba yaz. Yeni mevsimin bu ilk ayının adı, Süryanicede ‘sıcak’ demek olan “hazaran / hazuran”dan geliyormuş. Şimdiden her sabah ‘biraz daha sıcak’ hâttâ her anlamda ‘yakıcı’ günlere uyanıyoruz. Su serpilmesini bekleyen yürek yangınlarımız, henüz güneş doğmadan pencereleri, balkon kapılarını zorluyor. Hoş, onlar zorlamasa da balıkçı Haydar, sıtma görmemiş sesiyle avaz[…]

Yazının Devamı

DİLİM YOKSA BEN KULUM -3

Ortancalar tomurcuklandı. Gölgeli kuytuları seven dinginlik çiçekleridir onlar. Ama, birkaç haftaya kalmadan, o durağanlığın içinde rengârenk bir coşku patlamasıyla yolumuzu ve de soluğumuzu keseceklerini biliyoruz. Hep yaptıkları gibi. Yeter ki onları serpilip gelişecekleri uygun toprağa ekelim, sulayalım ve… İlle de sevelim. Okulların yaz dinlencesine girmesine yaklaşık iki hafta kala, çocuk[…]

Yazının Devamı

DİLİM YOKSA BEN KULUM -2

‘Öfkesi burnunda’ insanlarız. “Öfke” sözcüğünün, eski Türkçe “öpke”den geldiğine bakılırsa atalarımız da öfkeliymiş. İsmet Zeki Eyüboğlu’na (1925 – 2003) göre (1), ‘karaciğer’ anlamındaki “öbge; övke> öyken / öygen > öfke” değişimine uğramış (1). Dilbilim araştırmacısı Eyüboğlu; “öfkelenme olayında yüzün kızarması, yüze kan yürümesi, gövdenin ısınması karaciğerle bağlantılı sanıldığından öpke /[…]

Yazının Devamı

19 MAYIS ONURU

Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramını kutluyoruz. 19 Mayıs 1919 tarihi; çökmüş, düşman çizmesi altında ezilen bir imparatorluktaki padişah kullarının, Atatürk önderliğinde önce yurdunu kurtarış, sonra da Batılı, kendi ayaklarının üzerinde durabilen bir ulus olarak kuruluş öyküsüdür. Gerçek bir onur öyküsü. O gün, Karadeniz’in hırçın dalgalarına karşı köhne Bandırma vapuruyla[…]

Yazının Devamı

DİLİM YOKSA BEN KULUM -1

Türkçemiz, ulusal kimliğimizin en önemli öğesi. Ve bilimsel bir gerçek: İnsanoğlu, sözcüklerle düşünüyor. Yani, önce ‘düşünen birey’, giderek de ‘düşünen toplum’ olması için mutlak gereklilik, dilini varsıllaştırıp ‘doğru ve güzel’ kullanmak. Atatürk’ün, ‘ulusal kültürümüzü çağdaş uygarlık düzeyinin üstüne çıkarma’ ülküsünü gerçekleştirmemiz de buna bağlı. Tanrı katında ‘insan’ demek olan “kul”un[…]

Yazının Devamı

‘SİYASÎ’ HIDIRELLEZ

‘İlkyazı muştuladığına’ inanılan cemrelerin sonuncusu toprağa düşeli iki ay oldu. En çok ‘yoksul evlerinin karabasanı’ olan kış, ilkyaza sık sık direnip ruhumuzu karanlıklar ülkesine geri döndürmeyi sonunda bıraktı… 5 – 6 Mayıs günleri kutladığımız Hıdırelllez ile, ılık bir yaz selamı çaktı. Müslümanlık – Hıristiyanlık ortak inanışına göre iki kutsal kişi,[…]

Yazının Devamı

23 NİSAN AKLI VE İSTİRİDYE DİKKATİ -2

Çok sevdiğimiz Japon yazar Haruki Murakami (doğ. 1949), “Sahilde Kafka” romanının bir yerinde şunu söyler (1): – Kulak ver, Kafka Tamura, dedi Oşima. Kulak ver, istiridye gibi tüm dikkatinle. Millî Eğitim Bakanlığınca (MEB), geçen hafta yapılan, ulusal eğitimde öngördükleri değişikliklere ilişkin açıklama, bize yukarıdaki uyarı sözünü anımsattı. Ülkemizin bütün öğretim[…]

Yazının Devamı

23 NİSAN AKLI VE İSTİRİDYE DİKKATİ -1

Dün, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutladık! Millet Meclisi, 23 Nisan 1920’de, son padişah Vahdettin’in İngilizlere sığınıp kaçarak işgalci düşmana terk ettiği yurdumuzu geri almak için verdiğimiz Kurtuluş Savaşı sürerken açıldı. Kuvayı Milliye’nin Galip Hoca takma adlı neferi, Türkiye’nin 3. Cumhurbaşkanı Celal Bayar’dan (1883 – 1986) , genç[…]

Yazının Devamı

MUTLU OLMAYI UNUTMAYALIM

Doğa, ilkyaz doğurganlığını yaşıyor. Bütün canlıları, renk renk, biçim biçim, misk kokulu mutluluğa çağırıyor. Deniz kıyıları, parklar, bahçeler, insan çağlayanı. Gelgelelim, bir parlak güneşin, bir de çocukların dışında güleryüz hak getire! Bunca güzelliğin cömertçe sunulduğu ‘öteki’ hepimizin bakışlarında, terk edilmiş sokak köpeği hüznü. Ömrümüzden bir bayram daha gitti; yine gönlümüzce[…]

Yazının Devamı

İYİLİK KAZANDI

Eskiden lunaparklarda motosiklet cambazları, yürekleri ağza getiren bir gösteri yaparlardı. Tabanı çukurdaki ahşap bir daireye oturtulmuş dev fıçı benzeri bir silindir, kendi çevresinde dönerdi. Cambaz motosikletini, dönen o silindirin dikey duvarının üzerinde son hızla sürerdi. Bununla da kalmaz; aynı anda türlü akrobasi hareketleri yaparak izleyenlerin büsbütün soluğunu keserdi. Söz konusu[…]

Yazının Devamı

‘GÜLSARI’NIN SEÇİMİ

Değerli dirimbilim (biyoloji) ve sinirbilim (nöroloji) uzmanı Prof. Dr. Sinan Canan’ın (1972 doğ.) ilginç bir tezi: “Bir yerlere doğru koşarken bir anda durup ‘Ben ne yapıyorum?’ diye kendini sorgulayan tek canlı, insandır.” Bu teze ilişkin olarak ilk kez kırk küsur yıl önce deneyimlediğimiz bir gerçek var. ‘Vatanî görev’ yapanlar bilir;[…]

Yazının Devamı

‘YAŞAMA SANATININ NAVİGASYONU’

Bugün “27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü”. 1961 yılından beri dünya ölçeğinde kutlanıyor. Takvimleri, andaçları (ajanda), saatleri ‘ilkelliğe ayarlı’ olan kimi ‘sanat sevmez’, kof politikacıların “beka” palavralarına kulak asmayın… Ulusumuz için yaşamsal her konuda, insanlığın ileri uygarlık ışığıyla yolumuzu aydınlatan Atatürk, “Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş olur.” diyordu.[…]

Yazının Devamı

‘STERYO’ HÂLLER

Biz bu satırları yazarken 2024 Yerel Seçimlerine iki haftadan az zaman kalmıştı. Beklediğimiz ‘steryo hâller’ bir bir gerçekleşiyor. Steryotip davranış; daha çok aynı ya da benzer devinimleri sürekli yineleyen otizm hastalarında görülüyor. Özellikle İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’na yönelik hiçbir vicdanî / ahlakî ölçüte uymayan yalan, kara çalma, hakaret, tehdit ve[…]

Yazının Devamı

ARKADAŞIM TORCAN

“…Yalnızlık paylaşılmaz / Paylaşılsa yalnızlık olmaz.” demiş, şair Özdemir Asaf (1923 – 1981). Bizse pekâlâ paylaşıyoruz. Kiminle mi? Kapı komşumuz Torcan’la. Hâttâ komşuluktan da öte arkadaşımız olan Torcan 2,5 yaşında. Karşı evin bahçesiyle terasında yaşayan Labrador Retreiver cinslerinin kırması, parlak kahverengi tüylü, erkek bir köpek. Eğitilirse görme engellere rehberlik edebilecek[…]

Yazının Devamı

TOK MİDELER VE ‘KARŞI DEVRİM’

“Duygulanım”; genel anlamıyla ‘etkilenme, teessür’ demek. Felsefede ise ‘herhangi bir dış etmenle, ruhsal durumun değişmesi’ gibi karmaşık anlamlar yüklü bir kavram. Kendimizi bildik bileli, zamanı doğru kullanmaya çalışarak okuyan ve kültür sanat etkinliklerinden karınca kararınca da olsa kendimize düşen ‘insanî pay’ı almayı amaç edinenlerdeniz. Birkaç gün önce tanık olduğumuz bir[…]

Yazının Devamı