ATA’DAN, ÖLÜMÜNE HATAY DİPLOMASİSİ

Bugün 27 Ocak 2021. Mondros Ateşkes Antlaşması sonrası 1918’de Fransızların işgal ettiği Hatay’ın, BM kararıyla yeniden ‘Türk toprağı’ olarak kabulünün 84’üncü yıldönümü. Bu utkuyu da benzersiz bir komutan, dâhi devlet adamı olmasının yanı sıra üstün diplomasi zekâ ve becerisine sahip Atatürk‘e borçluyuz. Biz Türklerin, göçebe de olsak üzerinde yaşadığımız süre içinde yurt diye benimsediğimiz toprağa bağlılığımızın tarihsel kökenleri var. METE’DEN BERİ İÖ üçüncü yüzyılda Hun İmparatoru Bahadır Kağan (öteki adıyla Mete) tahta geçtiğinde komşu Tung – hu’lar güçlü[…]

Yazının Devamı

KARLA GELEN…

Ocak ayının ortalarındaki ‘ilkyaz iyiliği’ sona erdi. ‘Limonata’ havalar, soğuyuverdi. Evimizden sokağa inilen merdivenlerin başında bir “gladicia” ağacı var. Bu mevsimde ağacın -kimi zamane politikacılarına benzettiğimiz- çirkin, yapış yapış ve yalancı keçiboynuzu tohum keseleri, arsızca dört bir yana dağılıyor. Dün, onların üzerine basmayalım diye basamaklarda slalom yaparken birden dolu tanecikleriyle karışık Tevfik Fikret dizeleri yağmaya başlamıştı: “Küçük, tekdüze, ürkek darbeler / Kafeslerde, camlarda titreşerek… /[…]

Yazının Devamı

PERŞEMBENİN GELİŞİ…

Göktürk boyları, henüz devlet kuramadıkları 500’lü yılların başında, yönetici (bey) seçmek için inanılması güç bir yönteme başvuruyorlardı. Kimi Çin kaynaklarına göre, yönetici adayları arasında ‘yükseğe sıçrama yarışı’ yapıyorlardı. En yükseğe sıçrayanı da kendilerine ‘bey’ olarak seçiyorlardı. Ancak, bu ‘çevik’ beylerden ‘zeki ve ahlaklı’ olmayanlar, boy’un yaşlı bilgelerinden oluşan bir kurulca görevden uzaklaştırılıyordu. [Orhun Yazıtları, Göktürklerin devlet olduktan sonra (yıl: 552) seçimi kurumsallaştırdıklarının belgesidir. Meclis (toy) onaylamadan, kağan tahta geçemiyordu. Örneğin, 572’de tahta çıkan Tapo Kağan, ölümünden[…]

Yazının Devamı

ÇİÇEĞİ BURNUNDA ‘DİL YANLIŞLARI’

Şaşırtıcı olmadı; 2020’yi, medyamızın -ve de medya ünlülerimizin– eline, diline dolanan Türkçe yanlışlarıyla uğurladık. Yeni yılı da yine onlarla karşılıyor ve haşır neşir olmayı sürdürüyoruz! Kimi zaman, mum dibine ışık vermiyor. Türkçe yanlışları konusunda kitaplar da yazmış olan ünlü bir akademisyen, haftanın beş günü yayımlanan tv izlencesinde arada bir, ‘ölümcül bir hastalık atlatmış olduğunu’ söylüyor. Kendisine, geçmiş[…]

Yazının Devamı