KADINA ŞİDDETLE MÜCADELE GÜNÜ

Yağmur çisentili, sisli puslu bir güz sabahının öğleye evrildiği saatlerde, çarşı fırınının önünde kuyrukta bekliyoruz. Küresel “kovit 19” salgını nedeniyle müşteriler birer ikişer içeriye alınıyor. Fırının kapısı, birbirine karışan kokulara açılıp kapanıyor; ekşi mayalı ekmeğinki sokak simidiyle, tahinli kekin yapışkan buğusu dereotlu poğaçayla iç içe.    Aralarında, çocukluğumuzun taze ekmek kokusu yok. Birbirine bakan evlerin ortak[…]

Yazının Devamı

KIZ KULESİ’NE KELEPÇE

Türk Sineması’nın “Hoca” takma adlı yazar / senaristi Vedat Türkali (1919 – 2016),  bir film çekimi için gittiği taşra kentinde, benzersiz bir olay yaşamıştı.  Sanatçının, güvenlik güçlerince ‘daktilosu gözaltına alınmıştı’. Nasıl yani? dediğinizi duyar gibi oluyoruz. Hoca’nın henüz tamamlamamasına karşın ‘sakıncalı’ bulunan senaryosuyla birlikte, ‘suç (!) aleti’ daktilosu, birkaç gün karakolda alıkonulmuştu. Düşünce ve sinema tarihimize geçmeye aday bu ‘trajikomik’ olayı, yıllar önce Akşam gazetesinde yazmıştık. Fakat, İstanbul’daki tarihsel Kız Kulesi’ne ‘kelepçe takılmış’ olduğunu bilmiyorduk. Daha doğrusu,[…]

Yazının Devamı

ATATÜRK’Ü AN(LA)MAK

Büyük Önderimizi, aramızdan ayrılışının 82’inci yılında, her gün biraz daha artan bir özlemle anıyor, arıyoruz. Dünya tarihinde bir bireşimin (sentez) adıdır, Atatürk. Atalarımız; Güney Sibirya’dan Çin’e, Bering Boğazı’ndan İran’a uzanan milyonlarca kilometrekarelik alanda en az beş bin yıl yaşadılar. Genlerimizde savaşçılık / savaşımcılık var. Orta Asya’da hep at sırtında, çok ağır iklim ve doğa koşullarında varlığımızı sürdürebilmişiz. (Sibirya’ya adını verdikleri öne sürülen Sabir Türklerinden[…]

Yazının Devamı

FELAKETLE DÖVÜLMEK

“Pirinç havanda acı çeker ama / Acı geçince beyazlığa hayransın; / Günümüzde insanlar da böyledir, / Felaketle dövülüp adam olur.” Vietnam’ın kurucu babası, şair Ho Şi Minh’in (1890 – 1969) dizeleri, yukarıdakiler. Halkının “Ho Amca” dediği Ho Şi Minh’in (ışığa kavuşturan, anlamına geliyormuş), geri bıraktırılmış her ülkenin aydınları gibi, uzun[…]

Yazının Devamı

ÇİFTE BAYRAM KUTLU OLSUN

Bu hafta, iki önemli yıldönümünü birden kutluyoruz. İlki yarın; 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı; en büyük bayram. Mustafa Kemal Atatürk, 97 yıl önce 28 Ekim’de Çankaya Köşkü’nde verdiği akşam yemeğinde, “Yarın Cumhuriyeti ilan edeceğiz.” demişti. Atatürk’ün yakın silah arkadaşlarından kimileri, ertesi sabah cumhuriyetin ilanını ancak halkla birlikte, top sesleriyle öğrendiler. Karşı çıktılar ama önleyemediler. Çağdaş, hâttâ[…]

Yazının Devamı

‘DEĞİMLİ’ OLMAK

Yıl: 1946. Hasanoğlan Köy Enstitüsü’ne İngilizce öğretmeni aranmaktadır. Ünlü eğitim bilimci, Köy Enstitülerinin kurucusu olan İlköğretim Genel Müdürü İsmail Hakkı Tonguç ve Sabahattin Eyüboğlu, birlikte dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü ile görüşürler. Hasanoğlan’da İngilizce dersi verebilecek bir kız bulduklarını söylerler. Ne var ki bu kız, Bella adında bir Yahudi’dir. İsmet Paşa (1): — Ee? Ne bekliyorsunuz, hemen işe alın, der. Kız, ortaokul mezunu olduğu için okulun kütüphaneci kadrosunda işe[…]

Yazının Devamı

‘DEUS EKS MACHINA’

Tiyatroda ve sinemada zaman zaman başvurulan, eski Yunan tragedyalarından kalma bir yöntem: “Deus eks (ex) machina” Bu Latince sözün, bire bir Türkçesi: “Makinedeki tanrı.” (Deyişi, bilge şair Özdemir İnce, değerli meslektaşımız Namık Koçak‘ın Tele 1‘de başarıyla hazırlayıp sunduğu “Forum” izlencesinde 10 Ekim 2020 günü anımsattı.) TİYATRODAN… Kimi tragedyalarda olaylar kördüğüm olur veya ‘kahraman’, göz göre göre gelen tehlike karşısında derin[…]

Yazının Devamı

BU BİR DEYİM, BEN SİZE NE DİYEYİM!..

Octavio Paz, “Yalnızlık Dolambacı”nı (Cem Yayınevi), yurttaşı Meksikalıların deyim yerindeyse ‘ciğerini okuyarak’ yazmış. O kitabı -yıllarca gecikmeyle de olsa- hatmettiğimizden (ve CETVEL’de sizlerle paylaştığımızdan) beri, ‘biz Türkler kimiz, nereden gelip nereye gidiyoruz’u anlayabilme dürtüsüyle tarihimize daha bir merak sardık. [Bu arada, her alanda karşımıza çıkan dil yanlışlarına duyarlılığımızın, -iyi mi kötü mü olduğuna karar veremediğimiz- bir tepkeye[…]

Yazının Devamı

BUNCA EĞRİLİĞE ‘DOĞRU TÜRKÇE’ (!)

Dört gün önce 26 Eylül Dil Bayramı’nın 88’inci yıldönümüydü. Türk ulusunun başöğretmeni Atatürk, 26 Eylül 1932 günü Dolmabahçe Sarayı’nda “1. Türk Dil Kurultayı”nı toplamıştı. Bu “bayram”ı kutlamak bir yana, artık geçiştirdik bile diyemiyoruz. Dil Bayramı’nda bir manav sergisindeki yazı, ‘doğru Türkçe’ açısından geldiğimiz noktayı gösteriyor gibi. Turunçgillerden olup Anadolu’da “altıntop” ya da “kızmemesi” denilen meyveye biz kentliler (!) nedense “greyfurt” (İng. grapefruit) demeyi yeğliyoruz. Daha[…]

Yazının Devamı

TARİHİ, AYRIŞMA ARACI GÖRMEK -4

Türkiye Cumhuriyeti ‘ulus devlet‘inin kurucusu Atatürk, bizim yumuşak karnımızdır. “Tarih”i eğip bükerek bizi ayrıştırabileceklerini sananlar, en duyarlı sinir uçlarımızın O‘na çıktığını çok iyi bilirler. Bunlar, kendileri için uygun siyasal iklimi bulduklarına inanınca Büyük Önder’in annesine dil uzatmak dâhil, her türlü iğrenç yalanı, iftirayı atmaktan zerrece utanmazlar. Kimileriyse hem ‘zamanın ruhu’na uygun davranıp kesemi doldurayım hem de Türk’ün Ata’sına[…]

Yazının Devamı

TARİHİ, AYRIŞMA ARACI GÖRMEK -3

“Bilim insanları, peygamberlerin mirasçılarıdır.” Bu güzel söz, Osmanlı’ya 92 yıl başkentlik yapmış olan Edirne’deki, Osmanlı‘dan günümüze ulaşmış ‘ilk özgün anıtsal yapı’ sayılan Eski Cami’nin duvarında, dev Arapça harflerle yazılı. Daha doğrusu, 606 yıllık caminin, giriş ve iç mekânlarına ünlü hattatlarca yazılmış ders niteliğindeki özlü sözlerden yalnızca biri.     Ama bu öğüdün ‘laf ola, beri gele’ yazıldığını, camiye henüz girmeden, cümle kapısının sağındaki pirinç levhayı okuyunca[…]

Yazının Devamı

TARİHİ, AYRIŞMA ARACI GÖRMEK -2

Bundan iki hafta önce 949’uncu yıldönümü görkemli resmî törenlerle kutlanan 1071 Malazgirt Meydan Muharebesi, bize okullarda belletildiği gibi ‘Anadolu kapılarının Türklere açıldığı savaş’ değildi. Hele  bir “cihat” (din uğruna savaş) hiç değildi. Tam tersine… Orta Asya’daki Müslüman Türkler, Müslümanlığı benimsemeyen Türkleri 10’uncu ve 11’nci yüzyıllarda zorla yerlerinden, yurtlarından edip Anadolu’ya sürdüler (1). Yani, 1071 yılından önce Anadolu‘ya akın akın gelenler, “İslamı[…]

Yazının Devamı

TARİHİ, AYRIŞMA ARACI GÖRMEK -1

Ulusal bayramlar, ulusların özgüvenini pekiştirir. Geçmişte kazanılan utkular, gelecek umutlarını tazeler, yeşertir. Bizim de ulusça yeniden özgüven kazanmaya gereksinimimiz var. Hepimizin bildiği nedenlerle yitirdiğimiz özgüvenimize yeniden kavuşmaya çalışmak yerine, tarih bilimini ‘toplumu kutuplaştırma aracı’ olarak görüp göstermek ise düşebileceğimiz en kötü yanılgılardan biridir. Öncelikle şunu belirtelim: “Resmî tarih böyle diyor ama…” diye söze başlayanların, genellikle iyi niyetli olmadıklarını düşünenlerdeniz. Bu[…]

Yazının Devamı

İNKILAP, PLATON VE ‘MAĞARA ALEGORİSİ’

Atatürk ve Anadolu Devrimi karşıtları / düşmanları; ikinci ünlü harfi ‘ı’ olan “inkılap” sözcüğünü, özellikle “inkilap” diye yazıp söylerler. Bu iki sözcük arasındaki önemli anlam ayrımını, Cumhuriyet kuşakları bilir. Ama, yeni kuşakların bilmediği anlaşılıyor. Bilenlerin sabrına sığınarak anımsatalım: İkinci ünlü harfi ‘ı’ olan “inkılap” (l’si ince okunur); ‘değişim, devrim’ demektir ve Arapça “kalb” (kalp) sözcüğünden gelir. İlk iki ünlüsü ‘i’ olan “inkilap”ın kökeni ise yine Arapça ‘köpek’ anlamındaki ‘kelb’dir; dolayısıyla “inkilap” da ‘köpekleşme’! Düşünce üretemeyenler, hakaret üretiyorlar. IŞIK KÖRLEŞMESİ Türk’ün, tarihi[…]

Yazının Devamı

‘VİCDAN ÖLÇER’ İKİ BİLİMSEL DENEY

Atasözleri ve deyimler; toplumların gelenek göreneklerini, yaşam deneyimlerini, birikimlerini en arı duru biçimiyle yansıtan sözlerdir. Ama, her zaman gerçeği anlatmazlar. Örneğin Türkçemizde, “Zalimin şemi, sabaha dayanmaz.” diye bir atasözü var. Şem; mum, balmumu demek. Her yer karanlık, pür nur o mevkiler! Günümüz dünyasında, baskıcı / otoriter düzenle yönetilen azımsanmayacak sayıda toplumun ise neredeyse gıkı çıkmıyor. Gıkı[…]

Yazının Devamı

HİTLER’İ REDDEDEN KADIN SPORCUMUZ

. Objektivist felsefî görüş ve psikoterapinin (*) ana kraliçesi, ABD’li romancı Ayn Rand (1905 – 1982), şu özdeyişiyle ünlüdür: “Soru, bana kimin izin vereceği değil, beni kimin durdurabileceğidir.” Real Madrid futbol takımının, geçen hafta Manchester City’nin karşısına ‘pembe formayla’ çıkması, bir erkek futbol sunucumuz tarafından ‘mahalle kahvehanesindeki maço erkek yaklaşımı’[…]

Yazının Devamı

‘KENETLİ DİŞLERLE ÖZGÜRLÜK TÜRKÜSÜ’

Kitap okurluğu; bizce insanın bir bakıma kendi kimliğine, düşüncelerine, davranışlarına, yaşadıklarına koşutluklar ya da karşıtlıklar arama serüvenidir. Kimi zaman okuduğumuz sayfalar arasında; bireysel varlığımızın ötesinde, türlü toplumlarla ortak paydalarımızı şaşırtıcı biçimde yansıtan özgün / otantik gerçekler de ortaya çıkabiliyor. Prof. Dr. Reha Oğuz Türkkan (1920 – 2010); Kızılderililerin, Asya’dan Bering[…]

Yazının Devamı

‘DOSTLUK GÜNÜ’ ERTESİ ‘BAYRAM’

Şaşılacak şey; kedinin rengi sarı. Kehribar sarısı. Her sabah saat 06.00 sıralarında karşı evin balkonundaki pencere pervazına cambaz çevikliğiyle tırmanıyor. Oysa balkon kapısı açık. Bu sabah daha bir keyif çattı; pervazdaki fesleğen saksısının yanında pencere boyunca dikelip uzun uzun gerindi. Pencerenin ardında biri yatıyor olmalı. Kedi, ona geldiğini haber veriyor.[…]

Yazının Devamı

‘YÜREĞİNLE VE KAFANLA YÜRÜ’

Biz Türkler, tarih boyunca hep batıya; Batı Uygarlığı’na doğru ‘yürümüşüz’. Bizi niteleyen “Yörük” sözcüğü, bilindiği gibi, “yürümek”ten geliyor. Osmanlı Devleti’nin kurucusu Osman Bey, Yörük‘tü. Tarihçi Ahmet Şikârî’; 13’üncü yüzyıl Anadolu beylerinden Germiyan Hükümdarı Ali Şah’ın (Şîr), Osman Bey’i şu sözlerle küçümsediğini öne şürüyor (1): “Aslı, cinsi yok bir yörük oğlu iken bey oldu.” Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk de anne tarafından Konyalı bir Yörük ailenin torunu. Atatürk’ün[…]

Yazının Devamı

‘FOLLUĞU KOLLAMA’ BİLİNCİ

Bugün 15 Temmuz 2020. İki gün sonra, önemli bir yıldönümünü kutlayacağız (!). İngiliz bilim insanı Charles Darwin‘in (1809-1882) “Evrim Kuramı”nı, dolu dolu üç yıldır çocuklarımıza okutmuyoruz. Evrim Kuramı; son olarak 2016 yılı Millî Eğitim müfredatında, 12’nci sınıfların biyoloji kitabının son sayfalarında yer alıyordu. Ardından beklenen oldu;Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk kez, 18 Temmuz 2017 tarihinde[…]

Yazının Devamı