DİLİNİ EŞEKARISI SOKASICALAR -3

Vestern filmlerindeki Vahşi Batı dönemini ülkemizde yaşıyoruz sanki.
Kasaba sahipsiz; hepimiz kendi kendimizin ‘kahraman şerif’i olmaya çalışıyoruz.
(Hani idam cezası yürürlükte olsa şimdi de CHP’li Bursa Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’i, 28 kişiyi dolandırmaktan hükümlü bir firarinin yedi yıl öncesine yönelik iftiralarını esas alarak asacaklar!
Şaka gibi; Bozbey’in demir parmaklıklar ardına atılmasıyla tutuklu CHP’li belediye başkanı sayısı 20’ye ulaştı.)

‘ALTINA HÜCUM’

Vahşi Batı’daki ‘altına hücum’ bile neredeyse aynıyla vaki!
Geçen hafta altın fiyatlarında geçici düşüş meydana gelince üç beş kuruş birikimi olanlar, kuyumcuların önünde kuyruk oluşturdular.
Kuyumcular aptal değil ya altın stokunu elden çıkaracak; biri vitrinine şöyle yazmış:
“Vallahi, billahi, tillahi altın yok.”
[TC Merkez Bankası’ndaki altın rezervi ise son üç haftada (2026 Mart sonu – Nisan başı arası) yaklaşık 120 ton gerilemiş. Sebep, piyasadaki döviz gereksinimini karşılamak ve kur’u dengelemekmiş. Maliye ve Hazine Bakanlığına Kapalıçarşı’dan biri getirilse ulusal taşınmazlarımızı daha iyi koruyacak belki de.]
YANLIŞ OKUMAYA ‘YEMİNLİ’
Neyse…
Biz, bir bakıma ‘iğneyi kendimize’ yani medya emekçilerimize batırarak başlıktaki konuya dönelim:
Yukarıda aktardığımız, bir kuyumcunun vitrinine astığı duyuruyu doğru okuyabilen bir tek haber sunucusuna bile rastlayamadık.
“Vallahi, billahi, tillahi (?) altın yok.”
Türkçede bildiğimiz kadarıyla “tillahi” diye bir yemin bulunmuyor.
Haber sunucularımızın tümünün dümdüz okudukları “vallahi” ve “billahi”nin ise aslında orta heceleri uzundur.

ÖĞRENCİ DOSTU OLMA SUÇU!

Yine medyamızca ‘ne idüğü pek bilinmeyen’ bir başka sözcük:
“İrtikâp”
Arapça kökenli olup ‘kötü iş yapma, kötülük etme, yalan söyleme, hile yapma’ gibi birçok olumsuz anlam içeren bu sözcük de ‘ince k’ ile sesletilir.
Ancak tv ekranlarında sürekli olarak ‘kalın k’ ile okunuyor.
Sözcüğü niçin sıklıkla işittiğimize gelince…
Altında yine CHP’li bir isimle ilgili hukuk garabeti yatıyor:
Efendim, Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ın, bu ildeki malum üç harfli marketlere, sokak tabelalarına reklam vermeleri için baskı yaptığı iddia edildi. Marketler iddiayı yalanladılar ama Özcan yine de tutuklandı. ‘Kamu görevini kullanarak kendine çıkar sağlamaktan’ hapse atılan Özcan’ın, söz konusu reklam gelirlerini, Bolu’da okuyan 500 üniversite öğrencisine burs veren bir vakıf için sağladığı ortaya çıktı ancak…
‘Tutuklama amacı’ hasıl olduğuna göre, artık kimin umurunda!..
Bu arada, alışıldığı üzere Bolu Cezaevi yerine, 187 km uzaktaki Ankara Sincan Cezaevi’ne gönderilen Tanju Özcan’ın, öte yandan şikâyetçi olduğu bir “şantaj” davasında ‘davalı’ duruma düşmesi, cabası.
İyi mi!..

GRAM GRAM ‘EPİGRAM’
Yerli besiciyi yıllardır kahret
Otlağı, yemi ona mundar et
Et dışalımı yapıp semirsin
Yirmi yaşındaki partili velet (*)

(*) Velet: Çocuk (TDK Güncel Türkçe Sözlük)