DİLİNİ EŞEKARISI SOKASICALAR -4

Bir haber kanalının, 7 Nisan 2026 günkü öğle bülteninde, yüzlerce puntoluk şöyle bir başlık (tv’ci diliyle KJ) yer aldı:
“Belediye Başkanları Çürümenin Hat Safhasında”
Söz, iktidar bileşeni bir partinin liderine ait.
Yakın geçmişte, iktidar partisine ve onun genel başkanına demediğini bırakmayan bu kişi, son yıllarda iktidardan daha iktidarcı!
‘Yalancı çoban’ zırvalarıyla suçlanan, çoğu hakkında iddianame bile hazırlanamamış CHP’li tutuklu belediye başkanlarına, -kendisinin ve çevresindekilerin çok sevdiği anlaşılan- argo deyişle ‘sallamayı’ marifet sayıyor.
Bir eleştirimiz de yukarıdaki KJ’nin yer aldığı tv kanalının yetkililerine:
Arapça kökenli olan “hat” ve “had” sözcüklerinin anlamları birbirinden farklıdır.
“Hat” bilindiği gibi ‘çizgi’ ve ‘yazı’ demek.
“Had” ise ‘insanın yetki ve değeri’ ayrıca ‘sınır’ anlamına geliyor.
Yabancı sözcüklerin sonundaki ‘yumuşak ünsüzler’, sözcük Türkçeleşirken ‘sert ünsüz’e dönüşür. Örneğin, Fransızca “méthode” ve “stad”, “metot” ve “stat” olur. Farsça “ceng”in son sesi ‘k’, Arapça “kitab”ın son sesi ‘p’ olarak yazılır.
(Bu sözcükler, ünlü harfle başlayan ek aldığında, yabancı aslına döner: metoda, stadı, cengi, kitabın…)
Ancak birbiriyle karıştırılma olasılığı bulunanların son sesi, değişmez:
“hat” (çizgi) ile “had” (sınır); “at” (hayvan) ile “ad” (isim) …

BİR BİLGİ YARIŞMASINDAN

Tv ekranlarında ‘bilgi yarışması’ diye sunulan
kimi izlenceler, bizi dehşete düşürüyor.
Evet, bunlardan dün gece (9 Nisan 2026 Çarşamba) yayımlanan birindeki bir soruyu dört yarışmacı da bilemeyince kapıldığımız duygu, hiç abartısız ‘dehşet’!
Yarışmacılardan bilmeleri istenen, edebiyat tarihimizdeki önemli bir şairdi.
Adının ikinci harfi ekrandaki kutuda yazılıydı; “S”. Yarışmacılar bilemeyince sunucunun ekranda açtığı ek kutular, şairimizin göbek adını ve soyadını ortaya koyuyordu:
“Z.ya .s… S.ba”
Dört yarışmacının üçünden sırasıyla gelen yanıtlar:
Ziya Üstün Saba
Ziya Aslan Saba
Ziya Üsküp Saba
Araya uzun sessizlikler girdi, derken süre bitti. Ve sunucunun vermek zorunda kaldığı doğru yanıt, elbette şuydu:
“Ziya Osman Saba”
Kimseyi kınamak, küçümsemek haddimiz değil.
Ama, Cumhuriyet dönemi “Yedi Meşaleciler” şiir akımının öncüsünü bilmemek, nasıl açıklanabilir?
Yanılmıyorsak (biri mühendis) hepsi AKP’nin çeyrek yüzyıllık ulusal eğitim dizgesinde yetişmiş kişilerdi, ekrandaki ‘yarışmacılar’.
Ziya Osman Saba’nın (1910 – 1957) dizelerindeki tuhaf benzerlikle:
“Çözülen bir demetten indiler birer birer
Bırak, yorgun başları bu taşlarda uyusun…”

GRAM GRAM ‘EPİGRAM”

Bile bile lades;
“Bir gün herkes
Fenerbahçeli olacak”tan…
“Bir gün herkes AKP’li
Veya AKP’msi olacak;
Olmayan oldurulacak”a
Geldin mi Türkiyem?..