DİLİNİ EŞEKARISI SOKASICALAR -1

İstanbul’da dün gece oynanan Türkiye – Romanya futbol millî maçını anlatan spikerden, karşılaşmanın ilk yarısı boyunca kulağımızı tırmalayan ifadeler:
“Romen millî takımı”
“Romenler…”
Sözümüz ona deneyimli spiker, karşılaşmanın devre arasında uyarılmış olmalı ki yaptığı dil yanlışından döndü:
“Rumen millî takımı”
“Rumenler…”
“Romen” (Fr. romain), ad olarak “Eski Roma halkından olan kimse” , sıfat olarak da “Roma’ya ait, Roma ile ilgili” demek.
Biz Türkler, “Romanya halkından olan” kişilere, “Rumen” diyoruz.

HANİ KONUKSEVERDİK!..

Türk Ulusal Futbol Takımının 1 -0’lık üstünlüğüyle sona eren karşılaşmada, daha da fazla yadırgadığımız şu oldu:
Konuk takım oyuncuları, genellikle centilmence oynadıkları hâlde, topu ayağına alır almaz stattaki Türk seyirciler tarafından topluca yuhalanıp ıslıklandılar.
Özel kulüp takımları arasındaki karşılaşmalarda böyle davranışlar belki bir ölçüde hoş görülebilir.
Sporun barışçıl ruhuna her ne kadar uymasa da.
Ama, ulusal takımlar, adı üstünde, kendi uluslarını temsil ederler.
Gittikçe yaygınlaştığını üzülerek gördüğümüz bu yuhalama/ ıslıklama, bizce dolaylı da değil, doğrudan ilgili uluslara yönelik bir saygısızlıktır.
Ve bize hiç yakışmıyor.

“… TANE İNSAN” DENİR Mİ?

Yine Türkiye – Romanya ulusal karşılaşmasını anlatan spiker, bizce önemli bir dil yanlışına daha düştü; ikinci yarıda oyuna giren Rumen futbolcu Stefan Baiaram’dan söz ederken şöyle dedi:
“Öndeki tehlikeli oyunculardan bir tanesi.”
Bu dil yanlışını, bir üst düzey yetkiliden de sık sık işitiyoruz; kendileri, son olarak avukatlarla tutuklu müvekkilleri arasındaki görüşmelere kısıtlama getirme peşinde. Konuya ilişkin görüşlerini açıklarken birkaç kez şu sözleri kullandı:
“32 tane avukat…”
“292 tane avukat…”
Bu kişinin hukuk / adalet anlayışından pek umutlu olunamayacağı çoktan ortaya çıktı.
Yine de öğrenmenin yaşı yok.
Örneğin şimdilik, insanlardan ‘tane’ diye söz edilmeyeceğini öğrenmesi bile olumlu bir adım sayılabilir!

GRAM GRAM ‘EPİGRAM’

Soğuğa, sıcağa, muhalif sese
Kapatırsın kapıyı, pencereyi…
‘Örümcek kafa’na sızar, kâbusun olur
Hapsedemezsin özgür düşünceyi.

(K.E.)