İYİLİK FİRARDA!

Güz; karaduygu (melankoli) mevsimi. Üzerimiz salkım saçak kara bulutlu sabahlara uyanıyoruz. Yaşamın, sanatı taklit ettiği anlar da oluyor; Güneş arada bir, Ayşen Baykal’ın usta sanatçı işi fotoğraflarında gördüğümüz gibi, ağaçların arasından gözalıcı ışık demetleri gönderip çekiliveriyor. Biz o ağaçları kestikçe yağmur ya pek nazlı ya da yoksul evlerine her biri[…]

Yazının Devamı

VAH ÜLKEM!

Karı koca, markette alışveriş ediyorlardı. Kadın, alışveriş arabasında bir ürünü görünce kocasına çıkıştı: — Fiyatını sordun da mı aldın? Adam, ‘Hayır!’ dedi. Tartının başındaki görevliden ithal ürünün fiyatını öğrenince kadının sesi daha bir sertleşti: — 86 liraya muz mu olur! Yerlisi yok mu bunun? Yerlisi yoktu. Zaten olsa onun da[…]

Yazının Devamı

SANATLA İNCELİP İNSAN OLMAK -2

İnsanın yeryüzündeki varlığı, 150 bin – 200 bin yıl öncesine dayanıyor. Kafatasının içinde beyin bulunan öteki canlılarınkiyle bizim beynimiz arasında çok belirgin bir ayrım yok; alnımızın hemen altındaki ‘ön lob’un büyüklüğü dışında… (1) Ama, günümüzün kırk bin yıl öncesinden başlayarak yaşadığı mağaranın duvarına resim yapmış olan canlı, yalnızca insan. Dirim[…]

Yazının Devamı

SANATLA İNCELİP İNSAN OLMAK -1

İstanbul Sarıyer’de, genellikle bakliyat satın almak için belli aralıklarla gittiğimiz küçük bir dükkân var. Geçen hafta orada, ilkyaz göğü gibi masmavi gülümseyen bir kadınla yüz yüze geldik. Söylemeye pek dilimiz varmasa da artık ilerlemiş yaşının gereği olarak elinde baston, yanında da Asyalı genç hemcinsi olan bir yardımcı bulunuyordu. Yüzündeki ‘mutlu’[…]

Yazının Devamı

YENİ ‘KAVİMLER GÖÇÜ’NE DOĞRU MU? -2

Dünya; en geniş ölçekli kitlesel insan göçünü, 350 – 800 yılları arasında yaşadı. Kavimler Göçü, halkların; iki ayrı dönemde Asya’dan Ön Asya’ya (Anadolu), Kuzey Afrika’ya ve Avrupa kıtasına yerleşmesiyle meydana geldi. İlk Hun devleti, İÖ 220’li yıllarda Teoman tarafından kuruldu. Türk adının geçtiği ilk devlet olan Göktürklerin, Bumın Kağan öncülüğünde[…]

Yazının Devamı

YENİ ‘KAVİMLER GÖÇÜ’NE DOĞRU MU? -1

Bugün 30 Ağustos Zafer Bayramı. Büyük utkunun kazanılıp ülkemizin düşman işgalinden kurtuluşunun 101’inci yılı. Kutlu olsun. Mustafa Kemal yönetimindeki Türk ordusu, Sakarya Meydan Muharebesi’nden sonraki bir yıllık hazırlık döneminin ardından hücuma geçti. 26 – 30 Ağustos 1922 tarihleri arasında, Afyon Dumlupınar’da Başkomutanlık Meydan Muharebesi yapıldı. İşgalci Yunan ordusu büyük ölçüde[…]

Yazının Devamı

B. PEHLİVAN, MOLİERE İLE AYNI CEZAEVİNDE!

Gazeteci Barış Pehlivan, geçen hafta beşinci kez -ve haksız yere- cezaevine kapatıldı. Değerli meslektaşımız, yeni koğuş arkadaşlarından biriyle tanıştırılınca kendisiyle şaka ediliyor sandı. Ya da tanıştırıldığı kişinin aklından zoru olmalı, diye düşündü. — Bu dostumuz, Mösyö Molière. — Herhâlde, soyadı benzerliği… Bildiğimiz Fransız oyun yazarı Molière olduğunu söylemeyecek sanırım. Sözü,[…]

Yazının Devamı

BİLGİ (!) YARIŞMALARI

BİLGİ (!) YARIŞMALARI Kara mizah gibi gerçek: Günümüz dünyasında, bilgisiz insanın yapamayacağı iş yok! Ülke yönetmek dâhil. Sadece bir tek şeyi yapamaz, diye düşünebilirsiniz: Bilgisiz insan, bilgi yarışması düzenleyemez. Siz öyle sanın! Birkaç tv kanalında, yıllardır ‘bilgi yarışması’ adı altında izlenceler yayımlanıyor. Bunlardan -iktidara vıcık vıcık yağ yakmaktan, artık tamamıyla[…]

Yazının Devamı

‘DİSTOPİK’ ZAMANLAR

DİSTOPİK’ ZAMANLAR Charlie Chaplin’in 1936 yapımı “Modern Zamanlar” filmini pek çoğumuz izlemişizdir. 1929 yılındaki küresel ekonomik bunalımı yansıtan filmde Şarlo (Chaplin), ’emek sömürgeni’ kapitalizmin baş döndürücü çalış(tır)ma hızına ayak uyduramayan bir fabrika işçisidir. Araya kimi yanlış anlaşılmalar girer ve Şarlo, akıl sağlığının yerinde olmadığı düşünülerek hastaneye kapatılır. Taburcu edildiğinde, bu[…]

Yazının Devamı

TDK NE YAPTIĞINI BİLİYOR MU? -2

Türk Dil Kurumu (TDK), dilimizdeki 18 sözcüğün yazımını (imla) değiştirdiğini, geçen hafta açıkladı. Bunun için “Güncel Türkçe Sözlük Bilim ve Uygulama Kolu üyeleri ile uzmanları”, 2019 yılından beri çalışmışlar. Sonunda yalnızca 18 sözcüğün yazımını değiştirmiş olmaları garipsenebilir. Çalıştıkları her yıla, 4,5 sözcüğün yazım değişikliği düşüyor! Bizi bağışlasınlar (!) ama yaptıkları[…]

Yazının Devamı

TDK NE YAPTIĞINI BİLİYOR MU? -1

Günümüz egemenleri, aralarında 100 yıllık Cumhuriyetimizle yaşıt olanların da bulunduğu hemen tüm kamu kurum ve kuruluşlarını amaçlarından koparıp adım adım kendi meşreplerine (1) uydurmayı sürdürüyorlar. Bunlardan biri, Atatürk’ün yönergesiyle (talimat) 12 Temmuz 1932’de kurulan Türk Dili Tetkik Cemiyeti; şimdiki adıyla Türk Dil Kurumu (TDK). Doğrusu, TDK’yi TDK olmaktan çıkarmak için[…]

Yazının Devamı

ÖYLE BİR YAĞMUR YAĞSIN Kİ…

Öyle bir yağmur yağsın ki… Ak notalar çizsin kara bir buluta salyangoz, Ninni bilmeyen taze anneye ezgi, Efkârlı bülbülün çektiği dem olsun. Öyle bir yağmur yağsın ki… Toprak doysun can suyuna kıydıkları canların, Kelepçeli kökleri, meyvesi yasak fidanların. Kanadı kırık serçeye merhem olsun. Öyle bir yağmur yağsın ki… Kirinden arındırmaya[…]

Yazının Devamı

MEDYA İLE BAŞ EDİLEMEZ

“Bu gazete (dergi); Cuma günleri saat sekizde çıkar. Sekizle dokuz arasında fırsat bulursa satılır. Dokuzda toplatılır. Saat onda muharrirleri (yazarları) sorguya çekilen Basın Hürriyetinin kurbanı felaketzede bir gazetedir.” Yukarıdaki ‘trajikomik’ yazı, 1946 – 1949 yılları arasında yayımlanan haftalık Markopaşa dergisinin kapağında yer aldı. İmleğinin (logo) üzerine atılan “Toplanmadığı Zamanlarda Çıkar”[…]

Yazının Devamı

GÜVERCİN AYAĞI KIRMIZISI

Herkesin herkesten ve her şeyden öğreneceği ne çok şey var. ‘Şahsen’ son öğrendiğimiz: Tüm güvercinlerin ayakları kırmızıymış. Bize bunu bir güvercin öğretti. Birkaç haftadır evimizin balkonuna gelip konuyor. Biz yemini, suyunu hazırlayıp her gün tazeledikçe yatıya da kalmaya başladı. İki saksılığı boşaltıp iki ayrı tünek yaptık ama o, balkondaki lambanın[…]

Yazının Devamı

BAYRAMLIK

Müslüman olmak isteyen adam, birine yaklaşıp sormuş: — İslamın şartı kaç? Sorduğu kişi Kayseriliymiş, yanıt vermiş: — Sekiz. Adam: — Şey… demiş; ‘İslamın şartı beş’ diye daha önceden kulağıma çalınmıştı. Kayserili: — Hayır! diye itiraz etmiş; O bize gelişi! GÜLMEK BİZE YAKIŞIYOR! Uyanık Kayserili eğer varsıl biriyse İslamın sekiz (!)[…]

Yazının Devamı

ÇOCUKLAR BİZE KARNE VERSE…

Göçer kuşlar geçiyordu üstümüzden Sarı sıcağa kalmışlar. Soyulmuş badem yüzlü çocukları Sait Faik’in Yürecikleri nedense erken büyüme telaşında, Terleri gözyaşı olmuş her arnavutkaldırımı taşında. Öngörülemez yazgıya açılmış göğüs bağır, Tek göz kutsal tutukevlerinden yükselen anne çağrılarına sağır. Havanın cıvıl cıvıl serçe serpintili olduğu gün Zaman durdu aniden Bir çocuk öldü[…]

Yazının Devamı

KILIÇDAROĞLU VE ‘MÜLLER TAKLİTÇİLİĞİ’

Kimi canlı türleri, yırtıcılara yem olmamak için zehirli türlerin rengine ve biçimine bürünüyor. (*) Doğadaki “av”lar, özellikle renk algısı bakımından üstün belleğe sahip yırtıcı kuşları; (kırmızı, sarı, siyah, beyaz karışımı) renk evrimi geçirerek aldatıp varlığını koruyabiliyor. Bu keşif; Alman dirimbilimci (biyolog) Fritz Müller (1822 – 1897) tarafından yapıldığı için “Müller[…]

Yazının Devamı

‘İNSAN BİR ORMANDIR’

‘Masalcı’ Grimm Kardeşlerden Jacob, hangi toplumca üretilmiş olursa olsun, halk şiirini ‘doğal şiir’, insanların yazdıklarını da ‘yapma şiir’ sayarmış. Jacob Grimm (1785 – 1863), çok yönlü bir Alman kültür insanı; kardeşi Wilhelm Grimm ile birlikte masallar yazmasının yanı sıra dilbilim, halk bilimi (folklor) alanlarında yetkinleşmiş. (*) Onun, ‘doğal şiir –[…]

Yazının Devamı

‘YİTİKLİ’ OLMADI!

En az bin yıllık bir Türk atasözü: “Yitiglig anası koyun açar.” Kaşgarlı Mahmut’un (1005 – 1105) “Divan- Lügat’it Türk”ünden. Anlaşılması biraz güç atasözünü, 16. yüzyılda yaşamış olan şair Güvahi de manzum “Pendname”sinde şöyle aktarıyor: “Yitiklü anasının koynun arar.” Değerli dilbilimci Prof. Dr. Doğan Aksan’ın (1929 – 2010) yorumuyla bu atasözümüz,[…]

Yazının Devamı

DİN, BİLİME ALET EDİLİR Mİ?

İnsan, dünyayı kendi gözüyle, balık da balık gözüyle görür. Peki, gerçek dünya hangisi? Einstein’a (1879 – 1955) göre, “zaman / nesne / mekân /  hareket”, birbirinden bağımsız değildir; “göreli” (izafi) bir ilişki içindedirler. Düz yolda saatte 100 km sabit hızla giden bir otomobilin içindeyiz, diyelim. Yanımızdan 70 km hızla ilerleyen[…]

Yazının Devamı