FİLİ YUTTU BİR YILAN…

Bugün (26 Şubat 2020), Batı emperyalizminin yoksul Afrika’yı paylaşmasının 135’inci yıldönümü. 26 Şubat 1885’te -ne gariptir ki bir tek Afrika ülkesinin bile çağrılmadığı- Berlin Batı Afrika Konferansı’nda aldığı kararlarla boa yılanı, kara kıtayı yutmaya başladı. Bu ülkeleri rahatça sömürebilmek için ellerine cetveli alıp çizdikleri -hemen hepsi bugün de geçerli olan- geometrik sınırlarla halkları[…]

Yazının Devamı

BİLEŞİK KAPLAR VE ‘DİL SEVİYEMİZ’

Fizik bilimindeki “bileşik kaplar esası”nı hemen hepimiz biliriz: Biçim ve kalınlıkları farklı, tabanları birleşik kapların içine aynı türden sıvı koyarsanız her kaptaki sıvının yüksekliği aynı olur. Bileşik kapları eğseniz de içlerindeki sıvılar eşit düzeyde kalır. Ama, kapların içine koyduklarınız birbirine karışmayan türden sıvılarsa her birinin yüksekliği farklı olacaktır. Dirimbilim (biyoloji) ve toplumbilimde (sosyoloji) ise durum[…]

Yazının Devamı

MEDYA DİLİ YERLERDE

Medya çalışanlarımız sağolsunlar, ellerinde Türkçenin ‘cıcığı çıkarken’ en çok hırpalanan sözcüklerden biri, “gerçekleşmek” eylemi. Üzücü son iki örnek: 1- Özel bir tv kanalımızda; Sabiha Gökçen Havalimanı’nda meydana gelen, üç kişinin öldüğü, 181 kişinin yaralandığı uçak kazasının haberi: — (Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın verdiği bilgi) Pilotun sert bir iniş yaptığı için bu kazanın ‘gerçekleştiği’[…]

Yazının Devamı

KADIN KO(R)KUSU

Fransız ruhsal çözümleme uzmanı (psikanalist) Jean Cournut’nün savı: “Erkekler kadınları egemenlikleri altına almak ister; çünkü, onlardan korkarlar.” (Bkz. Jean Cournut; “Kadınlar Erkeklerden Neden Korkar”, İletişim Yayınları) İnsanlık tarihi, erkek egemen toplumlarda ‘egemenlik altına alınamayan kadınlardan öç alma’ öyküleriyle dolu. İşte, o gerçek öykülerden biri: 1872’de, Ekvador’un devlet başkanlığı koltuğunda oturan kişi, yerli bir isyancıyı kurşuna dizdirdi. İsyancının[…]

Yazının Devamı

DEPREM GERÇEĞİ VE ‘EHEM’ İLE ‘MÜHİM’

İstanbul Kuledibi Göz Hastalıkları Hastanesine, sağlık kontrolüne gidiyorduk. Şişhane durağında metro treninden inip Tünel’e çıkmak üzere asansöre bindik. Kabinde bizden başka üç erkek daha vardı. Hareket düğmesine basılınca asansör gıcırdayıp sarsıldı ama hareket etmedi. Kabinin dışındaki boşluktan gelen şırıltıya bakılırsa bir yerlerden kaçak su akıntısı vardı. Ama, hiçbirimiz asansörden inmedik.[…]

Yazının Devamı

‘İNEK GEÇİDİ’

İstanbul, soğuk ama karsız bir kış yaşıyor. Kuzey rüzgârları, yağmurun ipince kamçısını şaklatıyor kentin damlarında ve sokaktaki insanların yüzlerinde. Çalışma odamızın penceresine komşu ağacın yapraklarından soyunmuş dallarında kararsız yağmur damlaları; pırlanta küpe ışıltıları içinde ne donuyor ne de toprağa düşüyor. Geçen cuma günü, okullar yarı yıl dinlencesine girdi. Boğaziçi köprüleri, akşam saatlerinde[…]

Yazının Devamı

ÇOCUKLARIN DÜNYASINDA

Sinemada “Yeni Dalga” akımının öncü yönetmenlerinden François Truffaut’nun “400 Darbe”adlı bir filmi vardır. 1959 yapımı filmde Truffaut (1932 – 1984), alkolik bir anne ile kötü üvey babanın mutsuz ettiği 13 yaşındaki bir çocuğun ‘birey olma savaşımını’, büyüleyici bir sinema diliyle anlatır. Filmde, kukla oyunu izlemekte olan bir salon dolusu küçük çocuğun kuklalarla nasıl özdeşleştiğini gösteren beden[…]

Yazının Devamı

TÜRK DOĞMAK TARİHSEL SUÇ (!)

Osmanlı Hanedanı, aslında kendilerinin de aynı kökten olmasına karşın Türkleri günahı kadar sevmezdi. Padişahın anı defterinden farksız tarih yazan vakanüvis Naima, “Etrak-ı bîidrak” (Türkler mankafadır) demişti. Padişah II. Murat’ın veziri Lala Yörgüç Paşa (? – 1441), “Bana bir Türk kellesi getirene Osmanlı kaftanı armağan edeceğim.” diye tellallar ünletti. Osmanlı, eş[…]

Yazının Devamı

ABRAKADABRA 2019!

Bugün 1 Ocak 2020. Yeni yılın ilk günü. Yeni umutların da ilk günü, diyebilmeyi çok isterdik. Ama, toplumca ateşi yüksek bir hasta gibiyiz; ardı arkası gelmeyen bir sabuklama (hezeyan) içinde. Hele, kimilerimize bakınca  –Stefan Zweig’ın aynı adlı romanında işlediği- Malezya kökenli bir tür delilikten mustarip “Amok Koşucusu”nu görüyoruz sanki; eline geçirdiği[…]

Yazının Devamı

BİZE BİR ŞEY OLMAZ (!)

Biz Türkler, gözükara insanlarız. Başımıza kolay kolay bir şey gelmeyeceği inancıyla karanlık, tehlikeli sulara hiç gereği yokken girip nereye gitmekte olduğumuzun ayırdına varmadan rahatça kulaç atabiliriz. “Evvel Allah!” diyerek… Padişah Abdülaziz’in Dışişleri Bakanı Keçecizade Fuat Paşa, Osmanlı’nın Batılılarca ‘hasta adam’ olarak nitelendirildiği yıllarda yurda gelen yabancı bir heyete İstanbul’u gezdiriyormuş.[…]

Yazının Devamı

‘TARİH ÖNCESİ KÖPEKLER…’

Bugün 18 Aralık Dünya Göçmenler Günü. Diyojen‘e bir gün kötü haber vermişler: — Seni sürgüne gönderiyorlar. — Kim gönderiyor? — Sinop site yönetimi. Düşünürün tepkisi: — Ben de onları Sinop’ta yaşamaya mahkûm ediyorum. Yetkenin (otorite) sizi, belli bir yerin dışında ya da belli bir yerde oturmakla cezalandırmasına “sürgün” denilir, biliyorsunuz. ANADOLU’NUN GENLERİ Şair Cemal[…]

Yazının Devamı

ZAMANIN RUHU VE ‘III. RİCHARD’

“Zamanın ruhu” gereği, “cami” ve “ibadet” ile sözümüz ona bir hayli haşır neşiriz!.. Söz konusu “ruh”; günümüz iktidarına yaranma ya da en azından iktidarla iyi geçinme kaygısındaki her kişi, kurum ve kuruluşu etkiliyor. İslamiyette, ibadet edebilmek için kimi organların yıkanıp kimilerinin mesh edilmesi yoluyla düzenli olarak yapılan arınmaya verilen ad: “Aptes”. Türk Dil Kurumu (TDK) sözlükleriyle yazım[…]

Yazının Devamı

ARALIKTA RAPSODİ

Aralık, güzün kışa evrildiği ay. Artık, canlıların mevsim dönerkenki olağan uyum güçlüğünden mi, “kişisel mevsimimiz”den mi ya da ikisi birden mi bilemeyiz; kimi sabahlar, yatağa çivilenen İsa’yız sanki. Hasan Hüseyin Korkmazgil‘in dediğince: “Başım gezer bulutlarda / Ayaklarım kan içinde …” Aynalar da giderek gençliğimizin karikatürünü göstermeye başlıyor. Yaşlanmak bize, hiç değilse[…]

Yazının Devamı

TENEKE YİYEN BALIK

İnsanın, gündelik yaşamında mutlu olması ve görüştüğü kişileri mutlu edebilmesi, sabah kalkıp aynaya baktığında kendinden hoşnut olmasıyla başlar, tezine hâlâ inananlardanız. Ama, bu inancımız giderek zayıflıyor. Şair Can Yücel, bilindiği gibi “g.t” sözcüğüne takıntılıydı. Bir şiirinde bu sözcüğü kullandığı için 12 Eylül döneminde yargıç karşısına bile çıkmıştı. Duruşmada: — Ne yani?[…]

Yazının Devamı

20 KASIM ‘DÜNYA ÇOCUK GÜNÜ’

Bugün “Dünya Çocuk Günü”. İnsanlığın utanç karnesi: Birleşmiş Milletler‘in (BM) 2018 yılındaki saptamalarına göre, dünyada her beş saniyede bir çocuk AÇLIKTAN ölüyor. Yerküre üzerindeki 300 trilyon dolarlık varlıktan, bu çocukların payına kuru ekmek bile düşmüyor. Ve Türkiyemizde, nüfusun yüzde 28’i: Birçoğu ezilen, sömürülen, tecavüze uğrayan, bedensel ve ruhsal açlığa mahkûm edilen çocuklarımız, torunlarımız… Çalışmak veya öğrenim görmek, onlar için ya kırk katır ya[…]

Yazının Devamı

ATATÜRKÇÜLÜK EKİNİ (*)

Büyük Önder Atatürk‘ü, sonsuzluğa uğurlayışımızın 81’inci yılında özlemle anıyor ve arıyoruz. Geçen pazar günü (10 Kasım) saat dokuzu beş geçe, siren sesleriyle ulaştığımız duygusal / düşünsel yoğunluk bize, aşağıdaki alçakgönüllü dizeleri kaleme aldırdı: Rakı da içtin / Sigara da içtin / Bilim sanat ektin / Uygarlık biçtin. Kin içmedin /[…]

Yazının Devamı

ERDOĞAN SEVGİN’İN ARDINDAN…

Babıâli’nin son aksakallarından (duayen) Erdoğan Sevgin Ağabeyimizi de geçen cumartesi günü sonsuzluğa yolcu ettik. Kutsal ışıklar içinde uyusun. Erdoğan Ağabey‘le onlarca yıl, kimi zaman birlikte, kimi zaman da yakın çalışma arkadaşlığı yapmıştık. Kendisinin dostluk ilişkilerindeki kadife yumuşaklığı, şaşmaz bir ciddiyet ve disiplinle sürdürdüğü çalışma yaşamında sık sık demir leblebi sertliğine dönüşebiliyordu. Ama, kadınlara karşı tutumunun dışında… İşte, Erdoğan Ağabey‘in ne olursa olsun, karşı cinse[…]

Yazının Devamı

CUMHURİYET HAZIMSIZLARI

Kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün “En büyük eserim.” dediği Türkiye Cumhuriyeti’nin 96’ncı kuruluş yıldönümünü kutluyoruz. Dört yıl sonra ise 100’üncü yıla ulaşıp ‘dalya’ diyeceğiz. Atatürkçülük demek, “Laik Türkiye” demektir; dar anlamıyla “din ve devlet işlerinin birbirinden ayrıldığı”, geniş anlamıyla ise “her türlü bağnazlıktan arınmış, yüzü ileri Batı’ya dönük özgür düşünceli, bilim ve sanatı rehber edinmiş bireylerden oluşan bir toplum”… Atatürkçülük; “özgürlükleri yok[…]

Yazının Devamı

UZLAŞMA KÜLTÜRÜ MÜ?..

Kimi zaman safdilliğimiz tutuyor! Son yerel seçimlerin ardından, CHP’li Ekrem İmamoğlu’nun belediye başkanı seçilmesine karşın, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Meclisinde iktidar  (AKP + MHP) üyelerinin çoğunlukta olmasını, ‘iyi bir şey’ diye yorumlamıştık. Bunun, uzlaşma kültürümüze katkıda bulunacağına olan umudumuzu dile getirerek… O yazımızdan bu yana, yalnız İBB Meclisinde değil, her alanda iktidarla muhalefet arasındaki uzlaşma hayallerimizi suya düşüren gelişmeler birbirini izliyor. İBB özelinde İmamoğlu’nun, akla ziyan savurganlığa[…]

Yazının Devamı

‘YOKSUL ÇOCUK İÇİN DE AÇAR ELMA ÇİÇEĞİ’

  Yarın 17 Ekim Dünya Yoksullukla Mücadele Günü. Birleşmiş Milletler’in (BM) geçen yılki verilerine göre, dünyada yedi yüz milyonu aşkın insan, gündelik yaşamsal gereksinimlerini karşılayamıyor. Türkiye’de de Tüketici Hakları Derneğinin (THD) yine 2018 yılı rakamlarına göre, nüfusun yaklaşık yüzde 60’ını oluşturan 48 milyon kişi, yoksulluk sınırının altında. 16 MİLYON KİŞİ İSE AÇ. 2019 yılında tablonun[…]

Yazının Devamı