Dünyanın yeni bir Hitler’i var:
ABD Başkanı Trump.
‘Haydutçuk’ İsrail’le birlikte İran’a karşı bir aydır süren ABD saldırılarında ‘bilinen’ ölü sayısı 1937’ye yükseldi.
İsrail, soykırım yaptığı Filistin’de de en az 20 bin 179’u çocuk, 10 bin 427’si kadın ve dört bin 813’ü yaşlı olmak üzere 67 bin 173 cana kıymıştı.
‘KURTLU KAŞAR’
İsrail’in din faşisti Başbakanı Netanyahu, ülkesinde ciddi yolsuzluk savlarıyla yüz yüzeydi. Bir bakıma, köşeye sıkıştıkça kâh ‘vatan, millet, Sakarya’ edebiyatı yaparak kâh dehşetengiz adaletsizliklere başvurarak kendi suç izlerini silebileceğini sanan ‘kurtlu kaşar’ politikacıların yöntemini uyguluyor.
Bu arada, Uluslararası Ceza Mahkemesi (ICC) tarafından Filistin’deki soruşturmanın bir parçası olarak Kasım 2024’te “savaş suçları” ve “insanlığa karşı suçlar” işlediği gerekçesiyle Netanyahu hakkında tutuklama emri çıkarılmıştı.
Ama, ‘haydutçuğa’ ne ulusal ne de uluslararası hukuk işliyor!
Arkasında ‘yeni Hitler’ Trump oldukça da işleyeceğe benzemiyor.
Tabii, Trump ABD’de “No Kings” (krallara hayır) sloganıyla dün sokağa dökülen 9 milyon kişinin haklı tepkilerine direnip koltuğunu koruyabilirse.
MANYAKLAR ÇAĞI
Alman diktatörü Hitler, ruh hastasıydı. Tıptaki adıyla; şizofreni ve depresyonun bir arada görüldüğü ‘şizoaffektif bozukluk’tan muzdarip ayrıca da ‘narsisist’ idi. II. Dünya Savaşı cehennemini yaşattığı Avrupa’da, 1939 yılından 1945’e değin 80 milyon kişinin ölümüne yol açtı…
Orta Doğu’daki kitlesel kıyımı nereye vardıracağı henüz kestirilemeyen Trump’ın da en hafif deyişle ‘dengesiz’ bir kişilik olduğu, gün gibi ortada.
‘Ayarı bozuk’ ağzını her açtığında, bu organıyla kulaklarının arasında bir ‘iletişim sorunu’ bulunduğu anlaşılıyor.
YALANIN BİNİ BİR PARA
Bir anımsatma:
ABD’nin ciddi gazetelerinden Washington Post’taki bir araştırma sonucuna göre Trump, Başkan seçildiği ilk dönemin (20 Ocak 2017’den başlayarak) sadece üç yılında halka ne kadar ‘yanlış ve yanıltıcı bilgi’ vermişti dersiniz?
Sıkı durun…
Adı geçen gazetenin tek tek belgelediği Trump yalanlarının sayısı,15 bin 843 adetti.
Bu da her gün onlarca yalan söylediği anlamına geliyor.
İşin bir başka tuhaf yanı -kendisi, psikolojide “yansıtma” adı verilen hastalığa da yakalanmış olabilir- Amerikan basınını sık sık ‘yalan haber yapmakla’ suçluyor.
Trump’ın palavralarına, ardı arkası gelmeyen den(ge)sizliklerini de ekleyebiliriz:
Geçen haftaki basın toplantısında gazetecilere, “Bana istediğiniz her şeyi sorabilirsiniz, cinsellik hakkında da konuşabiliriz.” deme düzeysizliğinden…
Kendisinin de adının karıştığı Epstein skandallarıyla ilgili sorulara karşılık “Sus!” diyerek gazeteci azarlamasına…
Kimi devlet insanlarının kendisine yalvardığını ileri sürüp “Bizi arıyorlar, k.çımı öpüyorlar!” sözüyle diplomasi dilinin d’si bir yana, asgari terbiye kurallarından bihaber olmasından…
Demokrat Parti’nin Müslüman kadın Kongre üyesi İlhan Omar (Ömer) için “Kardeşiyle evlendiğini duydum.” diyerek dünya nüfusunun yaklaşık dörtte birini oluşturan Müslümanlara ağır hakaret etmesine değin… hangi varsıllık ve siyasal güç şımarıklığını, görgüsüzlüğünü anımsatsak eksik kalır.
Sosyal bir varlık olarak bizim türümüzü, ilk kez 1758 yılında İsveçli doğa bilimci Carl Linnaeus, “homo sapiens” diye adlandırmış.
Bilim dünyasınca kabul gören bu Latince sözün anlamı:
“Bilge insan”
Aradan geçen üç yüz yıla yakın zaman sonra, Dünya’nın kendi çevresinde döndüğü kuruntusuyla yaşayan, gerçekte ise ‘ruhsal sefalet’ içinde bulunan, ‘insanlık zararlısı’ birilerini lider bellemek, “homo sapiens”in harcı mıdır?
GRAM GRAM ‘EPİGRAM’
Türkiye Cumhuriyeti için
“Yüz yıllık narkoz” diyen
Yobaz sendikacı kafası;
İşgalcinin çalışma odası!