1 NİSAN ŞAKASI GİBİ

Tv kanallarından birinde kulağımıza çalındı; bir yorumcu , “Vahşi kapitalizm diye tamlama yapmaya gerek yok. Kapitalizm zaten yapısı gereği vahşidir.” diyordu. Sayın konuşmacı -kim olduğunu anımsayamadığımız için bizi bağışlasın- yerden göğe kadar haklı. İnsan eğer, kutsal kitabımızda yer verildiği gibi, “eşrefimahlukat”tan (yaratılanların onurlusu) ise yaratılışı gereği alçakgönüllü ve adil paylaşımcı[…]

Yazının Devamı

KORONAVİRÜS GÜNLERİNDE AŞK

Yüzyılımızın en baba toplumbilimci / düşünürlerinden Polonyalı Zygmunt Bauman (1925 – 2017) , “Mutluluğun anahtarı ve mutsuzluğun ilacı, mutlu olma umudunu canlı tutmaktır.” diyor (bkz. “Yaşam Sanatı”, Versus Kitap, sayfa 28). Antartika dışındaki hemen tüm anakaralarda etkili olup dünyada -şimdilik- on dört bin dolayında ölüme yol açan koronavirüs salgını yüzünden,[…]

Yazının Devamı

TAÇ GİYMİŞ VİRÜS!

İnsan, kimi zaman bir “arayış” içinde olduğunu ancak aradığını bulduğunda anlıyor. Tıpkı, sahip olduklarının gerçek değerini, onları yitirdiğinde anladığı gibi… Adnan Binyazar’ın Cumhuriyet’teki 13 Mart 2020 tarihli “Ayna”sında, “iç kale” sözünü görünce bu duyguyu yaşadık. Stefan Zweig’ın anlatımıyla Montaigne’in; “dış dünyanın gelgitlerinde kendine bir tür ‘iç kale’ inşa etme ve[…]

Yazının Devamı

BADEMLER ÇİÇEK AÇTI

İlkyaz bembeyaz gülümsemeye başladı. Soğuk mart sabahlarının kırağı örtüsü, gün ışımadan yerini kristal su damlacıklarına bırakıyor. Kuşlar kırağı içiyor. İlkyazın ilk çiçeği kardelenleri, Van Gogh’un yine beyaz çiçeğe kesmiş “Badem Ağacı” izliyor. Truva Savaşı kahramanı Demophon’un kendisine döneceğinden umudu kesip canına kıyan güzeller güzeli sevgilisi Phyllis, kuru bir badem ağacına dönüşür. Ama, Demophon bir gün geri gelir ve acı içinde sevdiceğinin[…]

Yazının Devamı

‘AYLAN BEBEK’LER ARTIK ÖLMESİN

Büyüklerin çıkardığı savaşlarda masum çocuklar ölüyor ya da ömürleri boyunca unutamayacakları ruhsal sarsıntılar yaşıyor. Suriye’de 34 askerimizin şehit edilmesinden sonra sınır kapılarımızın açılmasıyla Batı ülkelerine gitme umuduna kapılan ülkemizdeki Asyalı  / Orta Doğulu insanlar, Trakya ve Ege kıyılarımıza yığıldı. Bizler, ‘kapıdan baktıran’ mart ayını sıcak odalarımızda, iş yerlerimizde karşılarken onlar özellikle gecelerin dondurucu ayazında çoluk çocuğuyla aç, açıkta[…]

Yazının Devamı

FİLİ YUTTU BİR YILAN…

Bugün (26 Şubat 2020), Batı emperyalizminin yoksul Afrika’yı paylaşmasının 135’inci yıldönümü. 26 Şubat 1885’te -ne gariptir ki bir tek Afrika ülkesinin bile çağrılmadığı- Berlin Batı Afrika Konferansı’nda aldığı kararlarla boa yılanı, kara kıtayı yutmaya başladı. Bu ülkeleri rahatça sömürebilmek için ellerine cetveli alıp çizdikleri -hemen hepsi bugün de geçerli olan- geometrik sınırlarla halkları[…]

Yazının Devamı

BİLEŞİK KAPLAR VE ‘DİL SEVİYEMİZ’

Fizik bilimindeki “bileşik kaplar esası”nı hemen hepimiz biliriz: Biçim ve kalınlıkları farklı, tabanları birleşik kapların içine aynı türden sıvı koyarsanız her kaptaki sıvının yüksekliği aynı olur. Bileşik kapları eğseniz de içlerindeki sıvılar eşit düzeyde kalır. Ama, kapların içine koyduklarınız birbirine karışmayan türden sıvılarsa her birinin yüksekliği farklı olacaktır. Dirimbilim (biyoloji) ve toplumbilimde (sosyoloji) ise durum[…]

Yazının Devamı

MEDYA DİLİ YERLERDE

Medya çalışanlarımız sağolsunlar, ellerinde Türkçenin ‘cıcığı çıkarken’ en çok hırpalanan sözcüklerden biri, “gerçekleşmek” eylemi. Üzücü son iki örnek: 1- Özel bir tv kanalımızda; Sabiha Gökçen Havalimanı’nda meydana gelen, üç kişinin öldüğü, 181 kişinin yaralandığı uçak kazasının haberi: — (Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın verdiği bilgi) Pilotun sert bir iniş yaptığı için bu kazanın ‘gerçekleştiği’[…]

Yazının Devamı

KADIN KO(R)KUSU

Fransız ruhsal çözümleme uzmanı (psikanalist) Jean Cournut’nün savı: “Erkekler kadınları egemenlikleri altına almak ister; çünkü, onlardan korkarlar.” (Bkz. Jean Cournut; “Kadınlar Erkeklerden Neden Korkar”, İletişim Yayınları) İnsanlık tarihi, erkek egemen toplumlarda ‘egemenlik altına alınamayan kadınlardan öç alma’ öyküleriyle dolu. İşte, o gerçek öykülerden biri: 1872’de, Ekvador’un devlet başkanlığı koltuğunda oturan kişi, yerli bir isyancıyı kurşuna dizdirdi. İsyancının[…]

Yazının Devamı

DEPREM GERÇEĞİ VE ‘EHEM’ İLE ‘MÜHİM’

İstanbul Kuledibi Göz Hastalıkları Hastanesine, sağlık kontrolüne gidiyorduk. Şişhane durağında metro treninden inip Tünel’e çıkmak üzere asansöre bindik. Kabinde bizden başka üç erkek daha vardı. Hareket düğmesine basılınca asansör gıcırdayıp sarsıldı ama hareket etmedi. Kabinin dışındaki boşluktan gelen şırıltıya bakılırsa bir yerlerden kaçak su akıntısı vardı. Ama, hiçbirimiz asansörden inmedik.[…]

Yazının Devamı

‘İNEK GEÇİDİ’

İstanbul, soğuk ama karsız bir kış yaşıyor. Kuzey rüzgârları, yağmurun ipince kamçısını şaklatıyor kentin damlarında ve sokaktaki insanların yüzlerinde. Çalışma odamızın penceresine komşu ağacın yapraklarından soyunmuş dallarında kararsız yağmur damlaları; pırlanta küpe ışıltıları içinde ne donuyor ne de toprağa düşüyor. Geçen cuma günü, okullar yarı yıl dinlencesine girdi. Boğaziçi köprüleri, akşam saatlerinde[…]

Yazının Devamı

ÇOCUKLARIN DÜNYASINDA

Sinemada “Yeni Dalga” akımının öncü yönetmenlerinden François Truffaut’nun “400 Darbe”adlı bir filmi vardır. 1959 yapımı filmde Truffaut (1932 – 1984), alkolik bir anne ile kötü üvey babanın mutsuz ettiği 13 yaşındaki bir çocuğun ‘birey olma savaşımını’, büyüleyici bir sinema diliyle anlatır. Filmde, kukla oyunu izlemekte olan bir salon dolusu küçük çocuğun kuklalarla nasıl özdeşleştiğini gösteren beden[…]

Yazının Devamı

TÜRK DOĞMAK TARİHSEL SUÇ (!)

Osmanlı Hanedanı, aslında kendilerinin de aynı kökten olmasına karşın Türkleri günahı kadar sevmezdi. Padişahın anı defterinden farksız tarih yazan vakanüvis Naima, “Etrak-ı bîidrak” (Türkler mankafadır) demişti. Padişah II. Murat’ın veziri Lala Yörgüç Paşa (? – 1441), “Bana bir Türk kellesi getirene Osmanlı kaftanı armağan edeceğim.” diye tellallar ünletti. Osmanlı, eş[…]

Yazının Devamı

ABRAKADABRA 2019!

Bugün 1 Ocak 2020. Yeni yılın ilk günü. Yeni umutların da ilk günü, diyebilmeyi çok isterdik. Ama, toplumca ateşi yüksek bir hasta gibiyiz; ardı arkası gelmeyen bir sabuklama (hezeyan) içinde. Hele, kimilerimize bakınca  –Stefan Zweig’ın aynı adlı romanında işlediği- Malezya kökenli bir tür delilikten mustarip “Amok Koşucusu”nu görüyoruz sanki; eline geçirdiği[…]

Yazının Devamı

BİZE BİR ŞEY OLMAZ (!)

Biz Türkler, gözükara insanlarız. Başımıza kolay kolay bir şey gelmeyeceği inancıyla karanlık, tehlikeli sulara hiç gereği yokken girip nereye gitmekte olduğumuzun ayırdına varmadan rahatça kulaç atabiliriz. “Evvel Allah!” diyerek… Padişah Abdülaziz’in Dışişleri Bakanı Keçecizade Fuat Paşa, Osmanlı’nın Batılılarca ‘hasta adam’ olarak nitelendirildiği yıllarda yurda gelen yabancı bir heyete İstanbul’u gezdiriyormuş.[…]

Yazının Devamı

‘TARİH ÖNCESİ KÖPEKLER…’

Bugün 18 Aralık Dünya Göçmenler Günü. Diyojen‘e bir gün kötü haber vermişler: — Seni sürgüne gönderiyorlar. — Kim gönderiyor? — Sinop site yönetimi. Düşünürün tepkisi: — Ben de onları Sinop’ta yaşamaya mahkûm ediyorum. Yetkenin (otorite) sizi, belli bir yerin dışında ya da belli bir yerde oturmakla cezalandırmasına “sürgün” denilir, biliyorsunuz. ANADOLU’NUN GENLERİ Şair Cemal[…]

Yazının Devamı

ZAMANIN RUHU VE ‘III. RİCHARD’

“Zamanın ruhu” gereği, “cami” ve “ibadet” ile sözümüz ona bir hayli haşır neşiriz!.. Söz konusu “ruh”; günümüz iktidarına yaranma ya da en azından iktidarla iyi geçinme kaygısındaki her kişi, kurum ve kuruluşu etkiliyor. İslamiyette, ibadet edebilmek için kimi organların yıkanıp kimilerinin mesh edilmesi yoluyla düzenli olarak yapılan arınmaya verilen ad: “Aptes”. Türk Dil Kurumu (TDK) sözlükleriyle yazım[…]

Yazının Devamı

ARALIKTA RAPSODİ

Aralık, güzün kışa evrildiği ay. Artık, canlıların mevsim dönerkenki olağan uyum güçlüğünden mi, “kişisel mevsimimiz”den mi ya da ikisi birden mi bilemeyiz; kimi sabahlar, yatağa çivilenen İsa’yız sanki. Hasan Hüseyin Korkmazgil‘in dediğince: “Başım gezer bulutlarda / Ayaklarım kan içinde …” Aynalar da giderek gençliğimizin karikatürünü göstermeye başlıyor. Yaşlanmak bize, hiç değilse[…]

Yazının Devamı

TENEKE YİYEN BALIK

İnsanın, gündelik yaşamında mutlu olması ve görüştüğü kişileri mutlu edebilmesi, sabah kalkıp aynaya baktığında kendinden hoşnut olmasıyla başlar, tezine hâlâ inananlardanız. Ama, bu inancımız giderek zayıflıyor. Şair Can Yücel, bilindiği gibi “g.t” sözcüğüne takıntılıydı. Bir şiirinde bu sözcüğü kullandığı için 12 Eylül döneminde yargıç karşısına bile çıkmıştı. Duruşmada: — Ne yani?[…]

Yazının Devamı

20 KASIM ‘DÜNYA ÇOCUK GÜNÜ’

Bugün “Dünya Çocuk Günü”. İnsanlığın utanç karnesi: Birleşmiş Milletler‘in (BM) 2018 yılındaki saptamalarına göre, dünyada her beş saniyede bir çocuk AÇLIKTAN ölüyor. Yerküre üzerindeki 300 trilyon dolarlık varlıktan, bu çocukların payına kuru ekmek bile düşmüyor. Ve Türkiyemizde, nüfusun yüzde 28’i: Birçoğu ezilen, sömürülen, tecavüze uğrayan, bedensel ve ruhsal açlığa mahkûm edilen çocuklarımız, torunlarımız… Çalışmak veya öğrenim görmek, onlar için ya kırk katır ya[…]

Yazının Devamı