Gazi Üniversitesi’nden bilim adamlarınca yapılan bir araştırmaya katılanların yüzde 34.4’üne göre, "Türkiye’nin gelecekte karşılaşacağı en önemli sorun, ulusal kimliğin zayıflaması" imiş. Padişahın kullarından özgür, onurlu bir ulus yaratan "Gazi"mizin adını taşıyan üniversiteyi, bu bilimsel saptaması nedeniyle kutlarız. Ulusal kimliğimizin en önemli parçası olan Türkçenin türlü kesimlerce -yüreğimizi kanatan- katline yıllardır yazılarımızla dikkat çekmeye çalışırız. |
|
Devamı...
|
|
atv Haber’de, Genel Yayın Yönetmenliği’ne Yılmaz Özdil getirildikten sonra olağanüstü bir canlılık göze çarpıyor.
Özdil, gazeteci deyimiyle "haberi iyi kokluyor".
Olaylara insani açıdan bakmayı ilke edindiği için de "izleyiciyi yüreğinden yakalıyor".
Üstelik, halk dalkavukluğu yapmadığı gibi yeri geldiğinde geniş kitlelere boy aynası tutup onlara "bağnazlıklarını cesurca gösteriyor".
|
|
Devamı...
|
|
Medyamız geçen hafta kutlanan Dil Bayramı’nda "doğru Türkçe"ye -dili döndüğünce- bayram ettirdi!
"Güzel Türkçemiz"e eğilenlerden biri de Taha Akyol’du.
Sayın Akyol, CNN Türk’te 24 Eylül 2004 günü ekrana gelen "Eğrisi Doğrusu" adlı izlencesinde "dilimizdeki bozulmayı" işledi.
Türk Dil Kurumu (TDK) Başkanı Haluk Akalın, konuk olduğu bu izlencede, en azından "düzeltme iminin (şapka) kalkmadığını" anımsatma fırsatı buldu. Akalın; "k" ve "g" harflerini izleyen "a" ile "u"nun üzerine düzeltme imi konup (kâğıt, dükkân, mahkûm, rüzgâr, tezgâh...) yazılması gerektiğini; eşsesli sözcükleri birbirinden ayırmak için de uzun okunacak ünsüzün üzerine yine bu imin konulduğunu (hala, hâlâ; adet, âdet; alem, âlem...) belirtti. |
|
Devamı...
|
|
TRT’yi, Türk Müziği’ni sevenlerin yıllardır özlemini çektiği "Alaturka Beste Yarışması" düzenlediği için kutlarız.
İlk bölümü 17 Eylül 2004 gecesi yayımlanan yarışmanın, bizim gibi 50’li yaşlardaki birçok izleyiciyi ekran başına topladığını sanıyoruz.
İlk bölümde yarışan altı besteden son sıradaki hicaz parça, bizce "yılın şarkısı" olmaya aday. Elbette, bu olası başarıda, TRT şarkıcısı Gökhan Sezen’in parçayı sanki tüm duyularıyla seslendirmesinin de büyük payı var.
|
|
Devamı...
|
|
|
Sevgili Musa Ağacık’ın, Star Gazetesi’nde 14 - 15 Ağustos 2004 günleri yayımlanan iki yazısı, yüreğimize bir acıyı çöreklendiriverdi.
Musa’nın yazısından öğrendiğimize göre, turizm mevsiminin bu en hareketli günlerinde İstanbul Arkeoloji Müzesi’nin birçok bölümü ziyaretçilere kapalıymış.
Kapalı bölümler hangileri mi? Sıkı durun: "Çağlar Boyu İstanbul, Trakya, Bizans, Kıbrıs, Filistin..." Gerekçe:"Personel yetersizliği..." |
|
Devamı...
|
|
Fatih Altaylı, 17 Temmuz 2004 günü Hürriyet Gazetesi’ndeki köşesinde, Kanal D Haber Genel Yayın Yönetmenliği görevini üstlendiği günden beri kanalında intihar haberlerine yer vermediklerini yazdı.
Çünkü, Sayın Altaylı, psikolog ve sosyologlarla yaptıkları görüşmelerde, intihar haberlerinin özendirici olduğunu öğrenmiş.
Aynı yazıda isim vermeden “Show TV’nin müthiş reytingler yaptığı günler”den söz ederek, bir zamanlar bu kanalın başında bulunan Reha Muhtar’a gönderme yaptı.
Oysa, bizim kanımızca Kanal D’nin bugünkü haberciliği, Sayın Altaylı’nın eleştirdiği “Show TV’deki Reha Muhtar dönemi haberciliği”nden çok üstün sayılmaz.
|
|
Devamı...
|
|
“Ne yanar kimse bana, ateşi dilden özge/ Ne açar kimse kapım, bâd-ı sabâdan gayri”... (Bana, ne gönül ateşimden başka yanan var/ Ne de sabâ rüzgârından başka kapımı açan)... demiş şair.
Türk aydını, Atatürkçüsü; köktendincilerin istilasıyla son seksen yılda görülmedik ölçüde geriletilmiş, yalnızlığa itilmiş durumda.
Türkiye’de meydan, giderek her gün yeni görgüsüzlüklerine, debdebeli gövde gösterilerine tanık olduğumuz karşı devrimcilere kalıyor.
|
|
Devamı...
|
|
|
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>
|
| Sonuçlar 50 - 56 toplam 82 |