‘Yaşayan’ Türkçe!

Dil, canlı bir varlık gibidir, sürekli değişir.

Kimi sözcükler zaman içinde kullanımdan kalkar, onların yerini yeni türetilenler alır.

Kimileri anlam değişimine ya da anlam genişlemesine uğrar.

Kimilerinin yazımı, (TDK’nın son yıllarda biraz da ölçüyü kaçırarak yaptığı gibi) yaşayan dile uydurulur.

Ama, özellikle sesletim (telaffuz), kör kör parmağım gözüne değiştirilmez, diye biliyorduk…

Yazık ki değiştiriliyor.

‘HOLLANDA’ NASIL OKUNUR

“Hollanda”, her iki ‘l’ sesi de ‘ince’ olarak Türkçeleşmiş bir yabancı özel addır.

Ne var ki çoğu siyasetçimiz, Anayasa değişikliği referandumu için yetkililerinin propaganda izni vermemesi yüzünden eleştirdiği Hollanda’nın adını ‘kalın l’ ile okuyor.

(Bu arada, devlet kanalımız TRT -1’deki futbol izlencesi “Stadyum”da, ‘kalın l’ ile “gol” diyebilen yorumcu var.)

Öte yandan, Farsça “-be-“ eki içeren ‘yapısı yanlış’ sözcüklerimiz bulunuyor:

günbegün, özbeöz, katbekat…

Öz Türkçe “gün, öz, kat” sözcükleri yinelenip bunların arasına Farsça “-be-” eki getirilmemeli.

Ancak, ‘uydurma bir dil’ olan Osmanlıcada, Arapça ve Farsça kök – ek alışverişi yapılabiliyor. Örneğin, Arapça kökenli “an” sözcüğü ile Farsça “-be-” ekinden “anbean” türetilmiş.

Şimdi de kimi TV sunucularımızın -ya da editörlerin- Farsça “-be-“ ekini, Türkçe “ve” bağlacına dönüştürdüklerini hayretle görüyoruz:

“Gün ve gün, an ve an, kat ve kat”…

Bu yanlış sözlerin yerine, örneğin “günü gününe”, “günden güne”, “ânı ânına”, “kat kat” demelerini öneririz.

FİLANCADAN ‘YANA TARAF’ OLMAK (!)

Yine medyada sık sık karşımıza çıkan bir dil yanlışı:

(Filancadan) Yana taraf olmak”.

Türkçede, eş anlamlı kimi sözcükler, ‘anlam pekiştirmesi’ için birlikte kullanılabilir:

zayıf nahif, güçlü kuvvetli, akıllı uslu…

Ama, Arapça kökenli “taraf” ile onun bire bir öz Türkçesi “yan”, yukarıdakine benzer biçimde kullanılmamalı.

(Filancadan) Yana olmak” dememiz yeterli.

Bir sesletim yanlışı:

Bir bankanın TV reklamında Cem Yılmaz ve Mert Fırat’la birlikte izlediğimiz genç kadın oyuncu; sloganda yer alan ‘çok güzel, mükemmel’ anlamlarında olup ilk iki hecesi uzun okunan Farsça kökenli “şahane” sözcüğünün, yalnız ilk hecesini uzatıyor:

“Şaane”!

Sıklıkla yinelendiği için dilimizin bozulmasında önemli rol oynayan reklam  seslendirmelerine daha özenle eğilinmesini diliyoruz.

 

GRAM GRAM ‘EPİGRAM’

Yasaklayın da görelim / Eriklerin çiçeğe durmasını. / Çekincesiz gülümsemesini / Ozan başının erdiği / Gök gözlü kubbenin. / Ve aşk cemresi / Düşmesini / Veysel’in sadık yârine. / Tüm kedilerin size / Aynı şaşkınlıkla bakmasını