Türkiye’de Çocuk Olmak

Son söyleyeceğimizi baştan söyleyelim…

Eğitim bilimci Piaget’nin, daha önce de bu köşede aktardığımız bilimsel görüşünü yineleyelim:

Çocuklarımıza; 11 – 12 yaşına değin din, vatan, şehit olma… gibi ‘soyut’ kavramları öğretmeye çalışmayalım. Yaşları gereği, anlayamazlar. Anlayamamakla kalsalar yine iyi; bunları algılamadıkları için ‘yetersiz’ olduklarını düşünüp kendilerini suçlarlar. Böylece de çocuklarımızda “olumsuz benlik algısı” yerleşip kökleşir.

ÜRKÜTÜCÜ DURUM

Dört gün önce, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı idi.

“Ulusal egemenliği” ayrı tartışma konusu olarak bir kenara koyalım.

Hepimizin kafasına dank etmesi gereken bir gerçek var:

Türkiyemiz; dünyadaki ilk ve tek çocuk bayramını kutlamanın onuruyla, ‘çocukları, en mutsuz ve başarısız’ ülke olma utancının çelişkisini yaşıyor.

Bunu biz söylemiyoruz; OECD‘nin rakamları söylüyor.

OECD’nin, “Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA), 2015″ kapsamında beş ay önce yayımlanan yazanağı; Türk öğrencilerin bilim, dil, yazı, matematikte, ortalamanın çok gerisinde kaldığını gösteriyordu.

(Aynı yazanağa göre, 15-29 yaş aralığındaki her 10 gencimizden üçü hem okumuyor hem de bir işte çalışmıyor. Kadınlarımızda ise bu oran yüzde 46. Türk kadınının, erkekten üç kez daha fazla ‘çalışamama ve okuyamama’ riski var.)

GENÇLİĞİM EYVAH!

Geçen hafta da “PISA 2015”in devamı olarak, ‘öğrencilerin gönenç düzeyi’ araştırma sonuçları açıklandı. 15 yaş dolayındaki Türk öğrenciler, OECD üyesi 72 ülke arasında ‘yaşam memnunluğu’ sıralamasında, ‘mutsuzlukta ilk sırada’ yer aldı.

Aslında, yazanakta yer almayan dahası var:

Çocuklarımız evde, okulda, öğrenci yurdunda, aile zoruyla gönderildiği kurslarda, itildiği türlü ortamlarda şiddet görüyor; tacize, tecavüze uğruyor. Bu olaylardan kamuoyuna yansıyanlar, buzdağının yalnızca görünen yüzü; yaşadığı çoğu gizli iğrençlikler, yavrularımızın ruhunda onulmaz yaralar açıyor.

Biz yetişkinleri, birilerinin hep yaratıp içine çektiği yoz siyaset tartışmaları; çocuklarımızın, Türkiye’nin yarınları için en ciddi tehdit olan “mutsuzluk, umutsuzluk, başarısızlık” üçgenine kıstırılmış,“olumsuz benlik algısı”nın en ağırını yaşadığını görmeyecek denli kör etmemeli.

“CEFAKEŞ”İ UNUTTUK

Tunceli’de, Emniyet’e ait Sikorsky tipi helikopterin düşmesiyle 12 şehit verdik. CNN Türk’ün 19 Nisan 2017 günkü “10’dan Sonrası” izlencesinde, değerli sunucu Ahu Özyurt, helikopterin kötü hava koşulları nedeniyle düştüğünü belirtirken şöyle dedi:

– Devletin vefakâr, ‘cefakâr’ personeli böyle görev yapıyor.

Farsça “-kâr” son eki, sözcüklere ‘bir işi yapan, eden’ anlamlarını yükler.

“Vefakâr”; sevgisi geçici olmayan, demek.

“Cefakâr”ın anlamı ise tam tersi; ‘eziyet eden’.

Yine, Farsça ‘çeken, çekici’ anlamındaki son ek “-keş”tir. Şehit personel için “cefakâr” yerine, bizce “cefakeş” (cefa çeken) denmeliydi.

GRAM GRAM ‘EPİGRAM’

Sarayburnu’ndan / Işıklar içinde / Saydam bir vapur geçti / Vapurun içinden / Topkapı Sarayı geçti / Soyulmuş badem yüzlü / Çocukları kalakaldı / Sait Faik’in. / Zamana prangalı