Okullarda ‘Söylev’i Okutun

Bir zamanlar “Muhteşem Yüzyıl” adlı TV dizisi eleştirilirken söylenenin tersine Padişah Kanuni, ‘otuz yıl at üstünde yaşamadı’!

Arada, attan inip Fransızlarla kapitülasyonları imzaladı. İlki 1535’te yapılan o antlaşma dizisiyle Fransızlara tecimsel öncelik ve üstünlük, giderek Fransız konsoloslarına kendi yurttaşlarını yargılama hakkı hâttâ ülkemizde elçisi bulunmayan Fransız dostu devletlerin yurttaşlarını bile kapsayan ayrıcalıklar sunuldu.

ATATÜRK: “LOZAN, 

BENZERSİZ ZAFER”

Fransızlara ‘Yağma Hasan’ın böreği’ kapitülasyonlar, 387 yıl yürürlükte kaldı. Ta 24 Temmuz 1923’te, Lozan Barış Antlaşması ile sona erdi.

Anadolu’yu Fransız, İngiliz, Yunan, İtalyan, Ermeni toprağı yapan Sevr Antlaşması da Lozan’da yok hükmüne indirgendi. İddia edilenin tersine ‘sesimizin duyulacağı uzaklıktaki adaları Lozan’da yitirmeyişimiz’ bir yana, Osmanlı’nın 1912’de İtalyanlarla Yunanlara verdiği kimi adaları geri aldık.

Atatürk, “Söylev”inde (sayfa 526, “Nutuk” sayfa 767) şöyle der:

“Lozan Barış Antlaşması, (…) Türk ulusuna karşı yüzyıllardan beri hazırlanmış ve Sevr Antlaşması ile tamamlandığı sanılmış, büyük bir yağmanın yıkılışını bildirir bir belgedir. Osmanlı tarihinde benzeri görülmemiş bir siyasal utku yapıtıdır.

Haydi, insaf sınırlarını aşıp Atatürk’ün Lozan’ı bize “utku diye yutturmaya çalıştığını” varsayalım!

Bir yabancı, Avusturyalı diplomat – yazar August Ritter von Karl, Lozan’ı şöyle yorumluyor:

“Bu antlaşmanın üstün önemi, onun araziye ilişkin hükümlerinde değil, (…) Türkiye’yi -150 yıldan beri tâbi olduğu- adlî, ekonomik ve malî ilişkilerdeki boyunduruklardan kurtarmış olmasında, kapitülasyonları ortadan kaldırmasında, Türkiye’ye tam bağımsızlığı ve istiklali getirmesinde ve öteki devletlerle siyasal, askerî ve ekonomik salt (tam) eşitliği sağlamış olmasındadır.”(*)

Atatürk’ün “Türkiye Cumhuriyeti’ni sokakta bulmadığımızı anlattığı” Söylev’ini, her sözcüğünü ‘belleğimize kazıyıp bütün benliğimize sindirerek’ okumalı ve çocuklarımıza okutmalıyız. Dahası, müfredata alınması için ulusça el ve gönül birliğiyle harekete geçmeliyiz.

Hemen!

Yüzde seksenini imam – hatipleştirdikleri okullarımızda asla “Söylev” dersi koymazlar, deyip umutsuzluğa kapılmayalım. Biz canıgönülden isteyip uğruna yeterli, kararlı mücadeleyi verirsek yapmaya mecbur kalacaklardır.

 GRAM GRAM ‘EPİGRAM’

İki bin iki yüz yıllık / Kira sözleşmesi bulunmuş / Evsahibinin hâlâ mı / Oğlu Almanya’dan gelmemiş?

 (*) Muammer Aksoy; Atatürk ve Tam Bağımsızlık, Cumhuriyet yayını, 1998, sayfa 33 – 34