Faydalı Bilgiler

Kullanımı Karıştırılan Noktalama İmleri

 [Not: Kerim Evren’in, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) için hazırladığı kitapçıktan…]

 Medyadaki yazılarımızı, okur – izleyici tarafından kolay algılanıp anlam kaymaları içermeyecek açık seçiklikte, yazım (imla) kurallarına uygun biçimde kaleme almalıyız. Bunu sağlamanın yollarından biri, noktalama imlerini yerli yerinde kullanmaktır.

Elinizdeki kitapçıkta; nokta, virgül, noktalı virgül, iki nokta, üç nokta, sıralı noktalar, soru, ünlem, tırnak, ayraç, kesme, düzeltme işaretlerinin kullanımına ilişkin kimi temel kurallar anımsatılacaktır.

A) NOKTA ( . )

1- Anlamlı tümcelerden sonra olduğu gibi, tümce değeri taşıyan tek sözcüklerden sonra da nokta konulur.

Örnek:

— Yazım kurallarına uyuyor musunuz?

— Evet.

2- Rakamların sonunda, sıra bildirmek için kullanılır:

  1. (on birinci), 35. (otuz beşinci)…

3- Kimi kısaltmaların sonuna konulur:

Prof. Dr. (profesör doktor), Yrd. Doç. (yardımcı doçent), Yzb. (yüzbaşı), Cad. (cadde), Sok. (sokak), vb. (ve benzeri), T. (Türkçe), Fr. (Fransızca), age. (adı geçen eser), agy. (adı geçen yayın ya da yapıt)

4- Tarih belirten ya da saat ve dakikayı gösteren rakamların arasına konulur:

25.09.2013, saat 15.30

ANIMSATMA-1:

Kısaltmaların arasına nokta konulmaz:

TBMM (Türkiye Büyük Millet Meclisi), BM (Birleşmiş Milletler), İÜ (İstanbul Üniversitesi), TGC (Türkiye Gazeteciler Cemiyeti) …

İstisna: Türkiye Cumhuriyeti’nin kısaltması noktalı yazılır:

T.C.

[Büyük harflerle yapılan kısaltmalara getirilen eklerde, kısaltmanın son harfinin okunuşu esas alınır: TBMM’ye, TGC’de…  Küçük harflerle yapılan (ölçü birimlerinde, uluslararası) kısaltmalar ise içerdiği kelimelerin okunuşuna göre ek alır: kg’ın…]

ANIMSATMA-2:

Sıra bildiren rakamlar, eklerinden kesme imiyle (‘) ayrılır:

… Festivali’nin bu yıl 13.’sü (on üçüncüsü, 13’üncüsü) düzenleniyor.

ANIMSATMA-3:

Rakamlarda, binler basamaklarının arasına nokta konulabilir:

282.392; 49.580.723 vb.

Haber metinlerinde ise okura kolaylık sağlamak amacıyla bu basamakları yazıyla belirtmeliyiz: 282 bin 392; 49 milyon 580 bin 732 vb.

B) VİRGÜL ( , )

1- Tümce içindeki eş görevli sözcüklerin ve sözcük öbeklerinin arasına konulur:

Çalışma masamdan, Türkçe sözlük, yazım kılavuzu, Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi hiçbir zaman eksik olmaz.

 

2- Tırnak içine alınmamış olan alıntı tümcesinin bittiği yere konulur:

Sedat Simavi, gerekirse kalemini kır ama satma, dedi.

 

3- Kesirleri belirtmek için konulur:

Bir kilo domatesin fiyatı 2,3 TL.

Futbolcu, doksan dakikada 10,7 km koştu.

 

4- Kendisinden sonraki anlatımı pekiştiren, yansıtan, özetleyen sözcükleri birbirinden ayırmak için kullanılır:

Evet, ben de sizinle tiyatroya gitmeye karar verdim.

Israrla öyle diyorsan peki, öyle olsun.

 

5- Kendi kendimize yaptığımız yorumlar, alıntı tümceleri gibi tırnak içine alınmaz; diğer ögelerden virgülle ayrılır:

Bu haberi taşra baskısına asla yetiştiremem, diye düşündüm.

 

6) Seslenme (hitap) sözcüklerinden sonra konulur:

Değerli Haberciler,

Siz de kamu görevi yapıyorsunuz…

 

ANIMSATMA -1:

Anlam gereği vurgulanmak istenen özneden ve tümleçten sonra virgül kullanılır. “Ayşe geldi” gibi basit tümcelerde ise özneden sonra virgül gereksizdir.

 

ANIMSATMA -2:

Tümce içindeki bağlaçlardan önce ve sonra virgül konulmaz. Tümcenin başında yer alan, özellikle de özneyle karışma olasılığı bulunan bağlaçlardan sonra ise virgül konulması gerekebilir:

Ama, Chomsky’nin dilbilim çalışmaları dikkate değerdir.

Kimi tümcelerde de yine özne karışıklığına meydan vermemek için bağlaçtan sonra virgül konulmalıdır:

Haber müdürü ile, stajyer muhabir hakkında konuştuk.

ANIMSATMA -3:

Tekrarlanan bağlaçlardan önce ve sonra da virgül konulmaz:

Olayı hem polisten hem de savcılıktan doğrulattım.

Gerek yazı işleri müdürü gerek genel yayın müdürü, takdirlerini bildirdi.

(Bu ikinci örnek tümcede yinelenen bağlacın, “gerek… gerekse…” biçiminde görülen yaygın kullanımı yanlıştır.)

ANIMSATMA -4:

Ulaçtan (bağ-fiil) sonra virgül konulmamalıdır:

Koluna girip yaşlı kadını yolun karşısına geçirdi.

Kazazede, yaşadıklarını acı acı gülümseyerek anlattı.

Ancak, sıralı tümcelerle birbirini izleyen kimi ulaçlardan sonra virgül konulması gerekir:

Yoğun kar yağışı altında yapılan gösteride haberciler, düşerek, kalkarak, bu arada polisin kullandığı biber gazından etkilenerek görev yaptılar.

ANIMSATMA -5:

Artçıl zaman ulacından sonra virgül konulmaz:

Saat sabahın 10.00’u olunca gazetenin yazı işleri salonu, arı kovanına döner.

Önemli bir haber atlandı mı gece sorumlusunu ara ki bulasın!

 

ANIMSATMA -6:

Şart ekinden sonra virgül konulmaz:

“Matbuat kanun dairesinde serbesttir, denildikten sonra matbuatı zincirlere bağlarsak hürriyet kalır mı!” (Hüdaverdi Efendi)

 

 C- NOKTALI VİRGÜL (;)

1- Ögeleri birbirinden virgülle ayrılmış sıralı tümcelerin arasına konulur:

Gazete binasının ilk katında arşiv, santral; ikinci katında yazı işleri ve istihbarat servisleri; üçüncü katında da üst düzey yöneticilerin odaları vardı.

 

2- Anlamca bağlı olan ve birbirini tamamlayan tümcelerin arasına konulur:

O günkü istihbarat toplantısında yaşamsal konulara dikkat çekildi; haberciler, olası tehlikelere karşı uyarıldı; göstericilerin molotof kokteyli atması durumunda ne yapılması gerektiği anlatıldı.

 

3- Anlamca birbirine karşıt olan ya da neden – sonuç, pekiştirme ilgileri bulunan, bağlaçlı tümcelerin arasında kullanılır:

“İmlamız, lisanımız düzelince lisanımız da kafamız düzelince düzele­cek; çünkü o da ancak onlar kadar bozuktur, fazla değil!” (Yahya Kemal Beyatlı)                                      

“… Ey Veziriâzam (Mithat Paşa), biz terakki (ilerleme) isteriz. Bizi okut, sanat öğret, zengin et, hür et. Okul yap; eğer okumazsak kabahat bizim. Sen fabrikalar, örnek çiftlikler yap; işletemezsek kabahat bizim. Sen bize hürriyet ver, kötüye kullanırsak kabahat bizim…” (Ahmet Mithat Efendi; Başyazı, “Devir”)

 

4- İkiden fazla eşdeğer ögeler arasında virgül bulunan tümcelerde, özneden sonra noktalı virgül konulabilir. Özellikle de tümcedeki diğer ögelerle karışma olasılığı bulunan özneden sonra mutlaka noktalı virgül konulmalıdır:

Mehmet; Ali ve Semra’nın da aralarında bulunduğu gruba katıldı.

 

5- Noktalı virgülden sonra gelen sözcük (eğer özel ad değilse) yukarıdaki örneklerde görüldüğü gibi küçük harfle başlar.

 

 D) İKİ NOKTA ( : )

 

1- Ardından açıklama yapılacak ya da örnek verilecek bir anlatımdan sonra konulur.

İki noktadan sonra gelen anlatım kesinlik bildiriyor ve anlamlı bir tümce değeri taşıyorsa büyük harfle başlar:

Halk edebiyatı: Destanlar, masallar, atasözleri, bilmeceler, halk şiirleri ve halk tiyatrosu ürünlerinden oluşan bir edebiyat türü.

 

2- İki noktadan sonra gelen anlatım kesinlik bildirmeyip anlamlı bir tümce değeri taşımıyorsa küçük harfle başlar ve tümce bitmediği (eksiltili olduğu) için sona üç nokta konulur:

Başlıca süreli yayınlar: gündelik, haftalık, aylık gazeteler, dergiler…

Kümes hayvanları: tavuk, ördek, hindi

( İki noktadan sonra gelen sözcük eğer özel adsa bu adın ilk harfi her durumda büyük

yazılır.)

 

3- Ses bilgisinde (fonetik) iki nokta, kendinden önceki ünsüz harfin uzun okunacağını gösterir:

    Kâ:ni, edebiya:tı, Halaskâr Ga:zi…

 

4- Genel ağ adreslerinde kullanılır: http://tgc.org.tr

 

ANIMSATMA: -1

Noktalama imlerinde, ‘iki nokta yan yana’ (..) kullanmak yanlıştır. O nedenle ‘:’ işareti için ‘iki nokta üst üste’ demek de gereksizdir; ‘iki nokta’ demek yeterlidir.

 

E) ÜÇ NOKTA ( … )

 

1- Yüklemi eksik olan (eksiltili) tümcelerin sonuna konulur:

İki araç çarpışınca öyle bir gürültü koptu ki…

 

2- Olaylar, nitelikler, adlar sıralandıktan sonra, benzerleri anlamında, tümce sonuna konulur:

Tiyatro, yaşamın ta kendisidir; kimi oyunlar insanın ruhunu arıtır, kimileri düşünce dünyasında yeni pencereler açar, kimileri duyguları coşkun bir sele dönüştürür

 

3-Alıntı tümcelerinin başında ve içinde atlanan sözlerin yerine konulur:

“… Benden sonra beni benimsemek isteyenler… akıl ve bilimin rehberliğini kabul ederlerse manevi mirasçılarım olurlar.” (Mustafa Kemal Atatürk)

 

4- Tümce içinde açıklanmak istenmeyen sözcüklerin yerine konulur. Açıklanmasında yasal sakınca bulunan adların baş harfleri yazıldıktan sonra da üç nokta konulabilir:

Sanık, mahkeme salonunda davacıya, “P!” diye bağırdı.

Tanınmış aktör T’nin kleptoman (hırsızlık hastası) olduğu öne sürüldü.

17 yaşındaki A, hırsızlıktan sabıkalı.

 

F) SIRA NOKTALAR (…….)

 

1- Alıntı tümcelerinin içinde atlanan sözlerin yerine, ayraç (parantez) içinde ya da ayraçsız

olarak yer alır. Bu durumda, üç, beş, en çok da yedi nokta yan yana konulur:

“Değerli araştırmacı Orhan Koloğlu, ilk Türkçe gazetenin (…) 1828’de yayımlanan Vakai-i

Mısriye olduğunu kanıtladı.” (Hıfzı Topuz; “Türk Basın Tarihi”)

“İstanbul’da Türkçe yayımlanan ilk gazete Takvim-i Vakayi ….. devrimci bir padişah olan II.

Mahmut’un çabasıyla 11 Kasım 1831’de çıktı.” (agy.)

 

G) TIRNAK (” “) VE TEK TIRNAK (‘ ‘)

 1- Alıntı sözleri tırnak içinde verilir:

“Para kazanmak değil, gazete matbaası olsun da neresi olursa olsun; o binadan içeriye girmek, isterse bütün yazarlar topluluğunun en ardında bulunmak tek emelimdi…” (Ahmet Rasim)

 

2- Tırnak içinde bulunan tümcedeki alıntı sözleri ya da vurgulanmak istenen sözler ‘tek tırnak’ içine  alınır.Tırnak içine alınan sözler ayrı bir tümce olarak kalıyorsa gerekli noktalama imi, tırnak kapanmadan önce konulur:

Sanık, hâkimin uyarısına karşın davacıya Elini vicdanına koy da anlat!’ diye bağırdı.”

 “… Bir gazetecilik okulu açılması gereği şiddetle duyulmaktadır. Fakat bunu ‘gazeteciler’ açmalıdır. Artık kendimizi yavaş yavaş toplayalım. Sendikalarımızı, okullarımızı yapalım. Zira bu gidiş, gidiş değil.(Ahmet Rasim)

 

3- Tümce içerisinde kitapların ve yazıların adları ve başlıkları tırnak içine alınır:

Ahmet Haşim’in, İkdam’da yayımlanan deneme – fıkra türü yazılarından 42’si,“Bize Göre” adlı bir kitapta toplandı.

H) SORU İMİ (?)

 

1- Soru tümcelerinin sonuna konulur:

— Nereden geliyorsun?

 

2- Soru ilgeci (edat) içermediği hâlde soru bildiren seslenişlerde kullanılır:

— Hasan?

 

3- Birden çok soru tümcesi, virgül ya da noktalı virgülle birbirine bağlanıyorsa soru imi sadece en sona konulur:

— Gideyim mi, gitmeyeyim mi?

 

4- Bilinmeyen ya da kesin olduğuna inanılmayan tarihler, doğruluğu kuşkulu bilgiler içeren sözcüklerin yanında, ayraç (parantez) içinde ya da ayraçsız kullanılır:

Azerî İbrahim Çelebi, şair (İstanbul ? – Hama 1585).

 …’nin toplumcu (?) bir yazar olduğuna inananlar da var.

 

ANIMSATMA: -1

Soru tümcesiyle açıklama tümcesini karıştırmamak gerekir. Örneğin, “Haber Takibi Nasıl Yapılır” başlığı altında, haberci adayına haber izlemeyle ilgili bilgi veriliyorsa başlığa soru imi konulmaz. Çünkü, bu başlıktaki bir soru değil, açıklama tümcesidir.

Eğer yukarıdaki tümce başlıkta değil, metinde geçiyorsa tümcenin sonuna iki nokta konulur: Haber takibi nasıl yapılır: …

 

I) ÜNLEM İMİ (!)

1- Ünlem anlamı veren tümcelerden, seslenmelerden sonra konulur:

“… Hayalimde tek çizgi bir sen kalmışsın sen!(Ahmet Muhip Dıranas; “Fahriye Abla”)

 

2- Alay, küçümseme, şaşma, güvensizlik belirtmek için ayraç (parantez) içine alınarak ya tek başına ya da soru imiyle birlikte kullanılır:

Bezgin Bekir gibisin; çalışkanlıkta (!) üstüne yok.

Ulusal çıkarları (?!) savunuyormuş.

 

ANIMSATMA-1:

Ünlemden sonra iki nokta konulması yeterlidir:

“Ey Türk Gençliği!..” (Atatürk)

 

 AYRAÇ (PARANTEZ) ( )

 

1-  Bir tümceyi ya da tümcenin içerdiği sözcüğü, söz öbeğini açıklayıcı nitelikteki sözcükler, ara sözler, ayraç (parantez) içine alınır:

“Anadolu basınının düşmana ilk direnişi, İzmir’de Hukuk-u Beşer (insan hakları) Gazetesi Başyazarı Osman Nevres’in (takma adıyla Hasan Tahsin’in) 1919 Mayıs’ında Kordonboyu’nda karaya çıkan Yunan askerlerine attığı kurşunla başlar.” Hıfzı Topuz; “Türk Basın Tarihi”

“Sanatçının, ‘naif avangart’ (çocuksu sanat anlayışının öncüsü) olarak tanımladığı bu oyun, büyük ilgi görmüş.”

 

2- Ayraç içinde açıklanan sözcüğün aldığı ek, ayraçtan önce yazılır:

Şevket Süreyya Aydemir’in (ünlü biyografi romanları yazarı) ailesi Rumelilidir.

 

ANIMSATMA -1:

Bir tümceden ayraç içindeki sözleri çıkardığınız zaman tümcenin anlamı bozulmaz.

 

 J) KÖŞELİ AYRAÇ [ ]

1-  Gerekli durumlarda önce köşeli ayraç sonra (yay) ayraç kullanılır:

[Burhan Felek’in, TGC’deki ilk başkanlık görevi üç yıl (1949 – 1952) sürdü.]

2- Kaynak gösterilen kitap ya da makalelerin künyelerine ilişkin ayrıntıları göstermek için kullanılır:

Yakup Kadri [Karaosmanoğlu]; “Kiralık Konak”.

 

ANIMSATMA-1:

Kimi yazım kılavuzlarına göre, ayraç içinde ayraç kullanılması gereken durumlarda, yukarıda belirttiğimizin tersine, köşeli ayraçtan önce, yay ayraç kullanılır. Biz, elinizdeki baskıyı hazırlarken Türk Dil Kurumu’nun (TDK) son yazım kılavuzundaki ilgili maddeyi esas aldık.

 

K) KISA ÇİZGİ (-)

 

1-  Bir tümceyi ya da tümcenin içerdiği sözcüğü, söz öbeğini açıklayıcı nitelikte olan ya da ayrıntı belirten sözcükler, ara sözler, tıpkı ayraç gibi kısa çizgi içine de alınabilir:

“Ordu ile hükümet arasındaki -eskiden olsa kamuoyundan saklanacak- olumsuzluklar, en yetkili askerî ağızlarca duyuruluyor.” (Ahmet Taner Kışlalı)

 

2- Satır sonuna sığmayan sözcüklerin bölünen hecelerinden sonra konulur. Satır sonuna gelen bileşik sözcük de olsa hecelerine bölünür:

il-ko-kul, ha-nı-me-li, Ça-ye-li…

(Medya yazılarında, okunma güçlüğüne karşı, satıra sığmadığı için bölünen hece tek ünlüden oluşuyorsa alt satıra yazılır. Örneğin: “A-raba” ya da “o-luk”, “i-kimiz” olarak bölünmez. )

 

3- Sözcüklerin arasında “ve, ile, ila, -den…-e, arasında” anlamlarını vermek için kullanılır:

eğitim – öğretim, sinema – tiyatro…

Hava sıcaklıkları 10 -12 derece birden düşecek.

İngilizce – Türkçe Sözlük

Galatasaray – Real Madrid futbol karşılaşması…

 

ANIMSATMA -1:

Ayraç içindeki sözcükler örneğinde olduğu gibi, bir tümceden kısa çizgi içindeki sözcükleri çıkardığınız zaman da tümcenin anlamı bozulmaz.

 

ANIMSATMA -2:

İkilemelerde, sözcüklerin arasına kısa çizgi konulmaz:

çoluk çocuk, hesap kitap, eksik gedik, tek tük…

 

ANIMSATMA -3:

“Yarı” sıfatıyla yapılan tamlamalarda, tamlayan ile tamlananın arasında kısa çizgi konulmaz:

Yunan Mitolojisi’ne göre Herkül, yarı tanrıdır.

 

 L) UZUN ÇİZGİ (–)

1- Yazıda satır başına alınan konuşmaları göstermek için kullanılır. Buna konuşma çizgisi de denir:

— Esas fikir diyorsun, o ne?

Mümtaz, hiçbir cevap vermedi; hakikaten esas düşünce ne idi?

— Aşk… dedi. Hayatın içimizde gülümseyen yüzü. (…)

(Ahmet Hamdi Tanpınar; “Huzur”)

 

ANIMSATMA-1 :

Konuşmalar tırnak içinde verildiğinde uzun çizgi kul­lanılmaz.

 

M) EĞİK ÇİZGİ (/)

1-  Yan yana yazılması gereken durumlarda dizelerin arasına konulur:

“… seslenir seni bana ‘ova’m, ‘dağ’ım, / nere gitsem bulur beni arınmış. / bir çağ ki akar ötelere, / bir ak … ki yüce atalar, bir al … ki ulu oğullar, / türkçem, benim ses bayrağım.”  (Fazıl Hüsnü Dağlarca)

 

2- Tarihlerin yazılışında gün, ay ve yılı gösteren sayıları birbirinden ayırmak için kullanılır: 27/09/2013

 

3-  Adres yazarken apartman numarası ile daire numarası arasına ve semt ile şehir arasına konulur:

Ahmet Mithat Efendi Sokağı, No.: 21/9  Cağaloğlu / İSTANBUL

4-  Genel ağ adreslerinde kullanılır:

http://tdk.gov.tr

 

N) TERS EĞİK ÇİZGİ (\)

 

1- Bilgisayar yazılımlarında birbirini izleyen dizinleri ayırmak için kullanılır:

C:\Dos>MD \Oyun

 

O) KESME İMİ (‘)

 

1- Özel adlar, kimi eklerden kesme imiyle ayrılır, kimi eklerden ayrılmaz.

 

A- Özel addan kesme imiyle ayrılan ekler:

a) Takılar, kimi çekim ekleri (ulandıkları sözcüğün anlamını ve sınıfını değiştirmeyen ekler):

Ayşe’yi Ahmet’ten üstün tutarım.

NATO, bu sorunu, Türkiye’li ya da Türkiye’siz çözümlemekte kararlı.

(Son örneğimizdeki “-li”, yapım eki değildir; çünkü, burada “Türkiye” sözcüğü, özel ad durumunu korumaktadır. Örnekte, bu sözcüğün anlamı ve sınıfı değişmemiştir.)

b) “Benzerleri” anlamı veren “-ler” eki:

            Kurtuluş Savaşı’nı; Mustafa Kemal’ler, İsmet İnönü’ler, Fevzi Çakmak’lar… insanüstü mücadelelerle kazanıp tarihin akışını değiştirdiler.

 

c-  Özgün biçimiyle yazılmış yabancı özel adlara eklenen “–li” yapım eki:

Strasbourg’lu, Bordeaux’lu, Dublin’li…

 

B) Özel addan kesme imiyle ayrılmayan ekler:

 

a- Türkçe olan ya da Türkçeleşmiş özel ada “aile, gil” anlamı veren “-ler” eki:

                Bugün, Alilerde toplanıyoruz.

       Sururiler, iki kuşaktan sanatçı bir aile.

(Özgün biçimiyle yazılan yabancı özel adların aldığı “-ler” eki ise özel adlardan                   kesme imiyle ayrılır. Doğru örnek: Clinton’lar, Türkiye’yi çok sevdiler.)

 

b-  Türkçe olan ya da Türkçeleşmiş özel ada eklenen “-li” yapım eki (ulandığı

sözcüklerin anlamını ve sınıfını değiştirir):

           Adanalı, Antalyalı, Londralı, Kölnlü…

(Burada belirtilen yer adı değil, kişileri ya da kavramları niteleyen sıfattır.)

 

c- Özel addan türetilmiş (aldığı yapım ekleriyle gövdesinin anlamı ve kimi zaman   sınıfı değişmiş) diğer sözcükler:

Atatürkçülük, Türklük, Türkçeci, İngilizceye, Fransızcadan, Mehmetçiğin…

d) Özel ada aşırılık (abartma) anlamı verilmesi durumunda:

            Oğlunun ardından ta Avustralyalara kadar sürüklendi.

 

2- Kimi tür adlarını da eş sesli sözcüklerle karıştırılmaması için eklerinden kesme imiyle ayırmak gerekebilir:

Şiir, yazın’ın (edebiyat) en seçkin ürünlerindendir.

 

3- Bir harf ya da ekten sonra gelen ekleri ayırmak için kesme imi kullanılabilir:

“Zenbil” sözcüğünün -nb-’si; n’nin diş ünsüzü, b’nin ise dudak ünsüzü olması nedeniyle yazımda -mb-’ye dönüşür.       

 

4-  Birbirine ulanan iki sözcükten birincinin son ünlüsü kimi zaman düşer, bunun yerine kesme imi konulur. Konuşma dilinde buna, ikinci sözcüğün ünsüzünün düşmesi de eklenebilir.

N’eyleyim köşkü, n’eyleyim sarayı? (Bir şarkı)

 N’apalım, yuvarlanıp gidiyoruz işte.

 

5-  Özel ada getirilen ek satır sonundaysa yalnızca kesme imi konulur, kısa çizgi konulmaz:

………………………………………………………………………………………………………………. Tevfik Fikret’

in, Dışişleri Bakanlığı’nda çalışırken işsizlikten sıkıldığı, bu arada aylıkları da doğru dürüst ödenmediği için istifa ettiği biliniyor.

 ……………………………………………………………………………………………………………………….TBMM’

ye bu yasama yılında en çok soru önergesi veren milletvekili…

 

6- Kişi adlarından sonra gelen saygı ve unvan sözü eklerini ayırmak için kesme imi konulur:

Ali Bey’e, Mine Hanım’dan, İsmet Paşa’nın…

 

7- Coğrafya ile ilgili kıta, bölge, dağ, ırmak, ova… vb. adları; gökbilim (astronomi) kavramı olarak kullanıldığında gezegenler, Dünya, Güneş, Ay büyük harfle başlayıp eklerinden kesme işaretiyle ayrılır:

Afrika’dan, Sakarya Irmağı’na, Karadeniz Bölgesi’ni, Konya Ovası’nda…

Ay hem Dünya’nın hem de Güneş’in çevresinde döner. (Ancak bu adlar genel kavram bildirdikleri zaman küçük harfle yazılır ve eklerinden kesme işaretiyle ayrılmaz: “Ayşe’nin, dünya yansa hasırı yanmaz.” “O gece, ay (ayışığı) çok solgundu.” vb. [Bk. Coğrafya ve Gökbilim (Astronomi) Kavramlarının Yazımı, sayfa …]

 

ANIMSATMA -1:

 

Sözcük içinde kesme imi kullanılmaz. Yanlış örnekler:

kur’a, cüz’i, cem’an…

İstisna: Kur’an-ı Kerim (Kuranıkerim), (Şair) Nef’i…

 

ANIMSATMA -2:

 

Özel adlar yerine kullanılan “o” adılı (zamir) tümce içinde büyük harfle yazılmaz ve kendisinden sonra gelen ekler kesme imiyle ayrıl­maz.

İstisna: Allah, Hz. Muhammet, Atatürk gibi çok özel adların yerini alan “O” adılı büyük harfle yazılıp eklerinden kesme işaretiyle ayrılır: O’nun…

 

ANIMSATMA -3:

 

Hitap (seslenme) ekleri, özel addan kesme imiyle ayrılmaz:

Gamzeciğim…

Bunun gibi, iyelik eklerinin de özel addan kesme imiyle ayrılmaması gerekir:

(Benim) Atatürküm, Yunus Emrem, Türküm, Lazım, Çerkezim…

Özel ada eklenen çekim eki ise ayrılır:

(Ben) Türk’üm, doğruyum…

Ancak, Türk Dil Kurumu (TDK) bu konuda ayrım yapmıyor: “Özel adlara getirilen iyelik, durum ve bildirme ekleri kesme işaretiyle ayrılır.” görüşünde. Yazım kılavuzunda verdiği şu gibi örneklerle:

Atatürk’üm, Türkiye’mizin…

Öte yandan, TDK’nın aynı kılavuzundaki “uyarı” başlıklı bir başka bölümünde şöyle deniliyor:

“Sonunda 3. teklik kişi iyelik eki olan özel ada, bu ek dışında başka bir iyelik eki getirildiğinde kesme işareti konmaz: Boğaz Köprümüzün güzelliği, Amik Ovamızın bitki örtüsü, Kuşadamızdaki liman vb.”

Oysa, yukarıdaki “Türkiye’mizin” sözcüğü de “Boğaz Köprümüzün… Amik Ovamızın, Kuşadamızdaki…” sözcükleri gibi, üçüncü tekil kişi iyelik eki almış durumda!

Bizce doğrusu, “Türkiyemizin” derken de kesme imi kullanmamak.

ANIMSATMA -4:

Yine TDK’nın yazım kılavuzunda, “Kurum, kuruluş, kurul, birleşim, oturum ve iş yeri adlarına gelen ekler kesmeyle ayrılmaz.” denilip şu gibi örnekler veriliyor:

Türkiye Büyük Millet Meclisine, Türk Dil Kurumundan, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığına, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Başkanlığının; Bakanlar Kurulunun, Danışma Kurulundan, Yürütme Kuruluna; Türkiye Büyük Millet Meclisinin 112’nci Birleşiminin 2’nci Oturumunda; Mavi Köşe Bakkaliyesinden vb.

Ancak kılavuzda, bu maddenin TDK’ca hangi dilbilgisi kuralına dayanılarak konulduğu bilgisi yer almıyor.

ANIMSATMA -5:

Özel ada bağlı il, ilçe ve köy gibi yönetsel birim adları, büyük harfle başlayıp eklerinden kesme imiyle ayrılır(dı). TDK bu yazımı (imla) da değiştirdi. Kurum’un son yazım kılavuzunda, yönetsel birim adlarını ekleriyle birlikte şöyle yazmamız isteniyor: Sakarya ilinde, Erdemli ilçesinin, Gümüşyaka köyüne, Güzelyurt beldesini vb.

Bu yeni yazım, tartışmalıdır. Çünkü, özel ada bağlı tür adlarının (cins ismi) yazımında ‘iki ilişki’ dikkate alınır:

1- Çağrışım ilişkisi,

2- Tekillik – çoğulluk ilişkisi.

Buna göre, söz gelimi yukarıdaki örneklerden “Sakarya” hem bir il hem de bir ırmak adıdır yani her ikisini de çağrıştırır. Ayrıca hem il hem de ırmak olarak tekildir. Sakarya Irmağı’nı nasıl her ikisinin ilk harflerini de büyük yazıp ekinden kesme işaretiyle ayırıyorsak bizce Sakarya İli’ni de öyle yazmamız gerekir. Aynı durum, öteki yönetsel birim adları için de geçerlidir. (Yine de biz, yazım birliğinin sağlanması bakımından -sayfa …’deki Özel Ada Bağlı Türk Adlarının Yazımı bölümünde belirttiğimiz gibi, TDK’nın son yazım kılavuzundaki ilgili maddeyi esas aldık)

ANIMSATMA -6:

TDK’nın aynı yazım kılavuzunda, “Özel ada dâhil olmayan gazete, dergi, tablo vb. sözler büyük harfle başlamaz.” deniliyor. Bu konudaki ayrıntılı bilgi ve yorumumuz için bk. Özel Ada Bağlı Tür Adlarının (Cins İsmi) Yazımı –  Medyada Yanlış Kullanım Örnekleri, sayfa …

P) DÜZELTME (ŞAPKA) İMİ (^)

1- Arapçadan ya da Farsçadan Türkçeye girmiş kimi sözcüklerde, ince okunması gereken ‘k’ ve ‘g’ harflerini izleyen ‘a’ ve ‘u’ gibi kalın ünlülerin üzerine konulur:

dükkân, kâğıt, kâtip, şikâyet, mahkûm, sükûn, makûs, tezgâh, rüzgâr, rengârenk, yadigâr, dergâh…

2-Yazılışları aynı, anlamları ayrı sözcükleri birbirinden ayırmak için kullanılır:

hala (babanın kız kardeşi)hâlâ (şimdiye kadar ya da o zamana kadar, henüz anlamlarına gelen belirteç), alem (minarede ay biçimindeki tepelik, simge, bayrak)âlem (evren, dünya, eğlence), adet (sayı)âdet (alışkanlık), hakim (bilge, Tanrı’nın adlarından biri)hâkim (yargıç, egemen), dahil (karışma), dâhil (iç, içeri) vb.

3- Nispet ekinin, belirtme durumu ve iyelik ekiyle karışmasını önlemek için kullanılır:

Türk askeri ve askerî okul; Osmanlı Tarihi ve tarihî eser, Atatürk’ün resmi ve resmî daire vb.

Nispet eki alan kelimelere Türkçe ek konulduğunda da düzeltme işareti (şapka) korunur:

millîleştirmek, millîlik, resmîleştirmek, resmîlik vb.

4- Yazımı devletçe saptanmış kimi yer adlarında, kurala uymasa da düzeltme imi konulur: Lâpseki, Felâhiye, İslâhiye vb…

ANIMSATMA -1:

Batı kökenli sözcüklere düzeltme işareti konulmaz.

 

Noktalama, düzeltme ve kesme imlerinin medyada yanlış kullanımı

 

İki nokta yan yana (..)

Türkçe yazım kurallarında böyle bir noktalama imi olmadığı halde pek çok köşe yazarı, tümcelerinin sonuna “iki nokta yan yana” koymaktadır.

 

125.5 gros ton

Medyada noktalama imlerinin yanlış kullanımına bir örnek de rakamlarla kesirlerin arasına virgül yerine nokta konulması.

 

Dükkan, şikayet, klâsik

Satışı en yüksek gazetelerimizin birinin Pazar eki, Babaeski’de jandarma karakol komutanıyla köylüler arasındaki içki tartışmasını sayfalarına taşıdı. Konuya ilişkin haberde geçen, “dükkân” ve “şikâyet” sözcüklerine, her ikisi de Arapça kökenli olduğu için mutlaka konulması gereken düzeltme imi konulmamıştı. Aynı gazetenin Keyif ekinde ise Batı kökenli olduğu için düzeltme imsiz yazılması gereken “klasik” sözcüğüne, düzeltme imi konulmuştu; “klâsik”. (Deneyimli bir kadın gazetecinin kaleme aldığı haberdeki tipik özne yanlışları, sayfa …’da.)

 

Duyarlı okura yanlışlarla dolu yanıt

Dil konusunda duyarlı bir okur, yukarıda sözünü ettiğimiz gazetede “her haberin en az altı kişinin süzgecinden geçtiği” duyurulunca hayrete düşmüş. Bu okur, 6 Aralık 2004 günkü gazetenin “Okur Temsilcisi” sayfasına şu mektubu göndermiş:

“23 Kasım 2004 tarihli gazetenizde ‘Texaslı Kadını Deli Dana mı Öldürdü?’ başlıklı haberiniz beni oldukça şaşırttı. Bir dönem belli bir azınlık tarafından Türkçe’ye sokulmak istenen ‘x’ harfinin kullanımını destekleyen görünümdeki bu haberi … Gazetesi’ne yakıştıramadım. Spor sayfalarında zaman zaman insanların söylemiş oldukları sözlerin tırnak yerine parantez içine alındığını görüyorum, bu da bende kuşku oluşturuyor. Oysa köşenizde, bir haberin gazetede yayınlanmadan önce en az 6 kişinin elinden geçtiğini okumuştum. Lütfen … Gazetesi’ne yakışacak şekilde biraz daha dikkat edin, biraz daha özen gösterin”.

Okurun bu uyarısına aynı köşede, “Temsilcinin Notu” başlığıyla şu yanıt verildi:

Düzeltme Şefi …, “Kural olarak özel isimlerin kendine özgü yazımlarını değiştirmiyoruz. Nasıl Washington yazarken normal “V” ile değil “W” ile yazıyorsak, Texas’ı da orijinalinde olduğu gibi “x”li yazıyoruz” dedi.

Düzeltmenin, düzeltmesinin düzeltmesi

Bu gazetemizden yukarıda yaptığımız kısa alıntılarda upuzun bir dil yanlışları zinciri var. Şöyle ki:

1- Okur, “Texaslı Kadını Deli Dana mı Öldürdü?” başlığına dikkat çekerken gazetesine biraz torpil yapmış; başlığın sonuna soru imi koymuş. Oysa, söz konusu gazete, hemen hiçbir başlıkta noktalama imi kullanmadığı gibi, bu başlıkta da soru imi kullanmamıştı.

2- Babıâli’nin eski çalışanları işitmişlerdir; 1970’li yıllarda bir okur bu gazeteye telefon edip “Gazetenizi çok beğeniyorum ama bugünkü birinci sayfanızdaki bir başlıkta ‘ni çarpı on’ yazılmış, onu anlayamadım.” demiş. Okurun (belki şaka belki ciddi olarak) sözünü ettiği, dönemin ABD Başkanı “Nixon”ın adının “x” harfiyle yazılışıymış. İşte, bu uyarı üzerine gazetede, yabancı özel adların içerdiği “x”ler de “ks” diye yazılmaya başlanmış. Ama, zaman içinde “ni çarpı on”a (!) dönüldüğünü görüyoruz.

3- Yazım (imlâ) kılavuzları, dilimize özgün yazılışıyla giren kimi yabancı özel adlardaki “x” harfinin de aynen korunmasını öngörüyor. Ancak, ABD’nin Teksas Eyaleti, dilimizde öteden beri “ks” harfleriyle yazılır. Yanlış anımsamıyorsak bir süre önce kapanan Tay Yayınları’nın halen piyasada satılan bir çizgi romanının adı da “Teksas”tır. Biz yine de gazete yöneticilerinin yukarıdaki savunmasını geçerli sayıp bu sözcüğün “Texas” diye yazılabileceğini kabul ettik, diyelim. Ama, söz konusu eyalette oturanları “Texaslı” diye yazamazsınız. Bakın, neden: “Kendi özgün yazımıyla yazılıp da ‘-li’ yapım eki getirilmiş yabancı kökenli sözcükler, kesme imiyle ayrılır. Örnekler: Bordeaux’lu, Lille’li…” (Bk. Ana Yazım Kılavuzu, Adam Yayınları, 9. Basım, Ekim 1994, sayfa 45) Bu kural gereği, “Texas’lı” diye yazmak zorundasınız. Ancak, bizce yine de doğru yazım “ks” harfleriyle yani “Teksaslı”dır.

4- Yukarıdaki düzeltmenin “Temsilcinin Notu” bölümünde, Düzeltme Şefi …’un açıklaması tırnak içinde (“…”) veriliyor. Ancak, tırnak içindeki tümcelerde vurgulanmak istenen harfler tekrar tırnak içine alınmış. Oysa, bunların “tek tırnak” içine alınması gerekiyor. Doğru örnek: “Ahmet, eşine ‘Ayşe, buraya gel!’ diye seslendi”.

Ayrıca, alıntı tümcesinin sonuna, gerekli noktalama imi konulur. Bu kural gereği, Düzeltme Şefi …’un sözleri tırnak içinde verildikten sonra, “… yazıyoruz” yükleminin sonuna da –tırnaktan önce- nokta konulması gerekir; “… yazıyoruz.” dedi.

5-  Medyamız son yıllarda halktan ciddi biçimde kopmakla suçlanmasına karşın hiç de azımsanmayacak sayıda okur gazetesine sahip çıkıyor. Bu, medyamızın geleceği açısından umut verici. Ancak gazeteci, okurun uyarılarını hangi ölçüde kâle alıyor dersiniz? Yoksa, okur mektubu köşeleri göstermelik mi? İşte, bu konuda ciddi bir gösterge olduğunu düşündüğümüz örnek:

Yukarıda sözünü ettiğimiz okurun şu yakınmasını yineleyelim: “… Spor sayfalarında zaman zaman insanların söylemiş oldukları sözlerin tırnak yerine parantez içine alındığını görüyorum.”…

Okurun bu haklı dil uyarısından iki hafta sonra, 20 Aralık 2004 tarihli gazetenin hem de birinci sayfasında yer alan bir haberdeki spota dikkat:

“… Prof. Mardin, Akademi’nin bazı üyelerinin (dünyaya ayıp oluyor) demesine rağmen, üyeliğinin ikinci kez reddedildiğini belirtti.”

Haber tümcesindeki alıntının (dünyaya ayıp oluyor) yazımı yanlış. Hem de bir değil, tam üç kere yanlış.

  1. a) Bir tümcede alıntılar, ayraç (parantez) içine değil, tırnak içine alınır.
  2. b) Alıntı, ayrı bir tümce değeri taşıyorsa büyük harfle başlar.
  3. c) Tümce değeri taşıyan alıntının sonuna gerekli noktalama imi konulur.

Yukarıdaki spotta geçen alıntı tümcesi “… bazı üyelerinin ‘Dünyaya ayıp oluyor.” demelerine rağmen…” biçiminde yazılmalıydı.

Gazeteci, bilgi açısından okur / izleyicinin gerisine düşmüşse; hele hele okur / izleyicinin kendisine karşılıksız sunduğu bilgiden yararlanma erdemini bile gösteremiyorsa medyamızda “ni çarpı on”lara dönmekten çok daha ciddi tehlike çanları çalıyor demektir. Yeni kuşak gazetecilere çok iş düşüyor.

 

Noktalama Yanlışından Kaynaklanan Sorunlu Tümce

Virgülün yanlış / gereksiz kullanımı

En büyük haber kanallarımızdan biri, 2012 yılında Afyonkarahisar’daki bir askeri birlikte 25 askerimizin şehit olduğu cephanelik patlamasıyla ilgili haberi veriyordu… Bir bakanımızın olayla ilgili sözleri, ekrana şu başlıkla yazıldı:

“Bu bir kaza, terör ya da sabotaj değil.”

Aslında bakan, olayın bir “kaza olduğunu” söylemek istiyordu. Ama, ekrana yazılan başlıkta “değil” yüklemi, “kaza”yı da kapsadığı için anlam değişiyordu. Yanlış başlıktan, olayın “kaza, terör ya da sabotaj olmadığı” anlamı çıkıyordu. Başlığın doğrusu bizce şöyle:

“Terör ya da sabotaj değil, bu bir kaza”

 

Bu da önemli düşün gazetelerimizden birinin ilk sayfasındaki başlıkta yapılan noktalama yanlışı:

“O, hem büyük, şair hem de büyük insandır”

Tümcedeki ikinci virgülün yanlış yerde -ve gereksiz- olmasına karşın sözü edilen kişinin “büyük şair” olduğunu biz anlıyoruz ama kimi okurlar anlamayabilir.

Bir tümcede noktalama iminin yeri değişince anlamın nasıl değiştiğini gösteren veciz örnek:

“Oku baban gibi, eşek olma”!

“Oku, baban gibi eşek olma”!

Noktalama Eksikliğinden Doğan Anlam Karışıklığı

“Ama kız kurtarılamadı.”

“Bir grup korsan gösteri yaptı.”

Yukarıdaki haber tümcelerinin ilkinde geçen “ama” sözcüğü, noktalama imsiz ya da   düzeltme imsiz kullanıldığı için iki ayrı anlama gelebilir:

1- Haberde kör bir kızın öldüğü anlatılmak isteniyorsa “ama” sıfatı düzeltme imiyle kullanılmalıydı; âmâ…

2- Eğer bu bir bağlaçsa “ama”dan sonra virgül konulmalıydı.

Aynı kargaşa, noktalama iminin kullanılmadığı ikinci örnek tümce için de geçerli.

1- Gösteri yapanlar “bir grup korsan”; örneğin, korsan kitap ve kaset  satıcıları mı? Eğer öyleyse “korsan” sözcüğünden sonra virgül konulmalıydı.

2- Sözü edilen grubun yaptığı “korsan gösteri” midir; yani bu gösteri için yetkili makamlardan izin alınmadığı mı anlatılmaktadır? Eğer öyleyse “grup” sözcüğünden sonra virgül konulmalıydı.

Çünkü, medyada dilin, eğitimi en alt düzeydeki okur – izleyicide bile tereddüde yol açmayacak ölçüde açık, net, kolay algılanabilir olması şarttır.