ANA SAYFA
TÜM YAZILAR
ARAMA
LİNKLER
İRTİBAT


Güncel Örneklerle Medyada Dil Yanlışları

Kerim Evren'in "Güncel Örneklerle Medyada Dil Yanlışları" adlı kıtabı piyasada!

AYRINTILAR VE SATIN ALMAK İÇİN TIKLAYIN!




Hızlı Arama


Anket
"Her biri" ayrı yazılır!
  


Denize donla giren adamdan farkımız Yazdır E-mail
Hekim, modern tıptaki gelişmeleri yakından izlemek zorundadır. Yoksa, hastalarını ilkel yöntemlerle sağaltmaya boşuna uğraşabilir. Bu arada, reçeteye yazmakta olduğu ilaçların öldürücü yan etkileri ortaya çıksa ruhu duymaz.

Hukukçu, yeni çıkarılan yasaları, içtihatları öğrenmeye mecburdur. Öğrenmezse, üstlendiği davalarda yüzde yüz haklı olan yurttaşları bile mahkûm ettirebilir.
İletişimci de mensubu olduğu yazılı - görsel - işitsel iletişim organı hangi dilde yayın yapıyorsa o dildeki gelişmeleri, değişen sözcükleri, yeni yazım kurallarını mutlaka bilmelidir. Çünkü dil, yaşayan bir varlıktır. Zaman içinde değişir. İletişimcinin, topluma bir haberi ya da iletiyi (mesajı) doğru aktarması için dilinin sözvarlığına (Fr. vocabulaire) egemen olması şarttır. Yoksa, iletiyi yanlış aktarmakla da kalmaz, onun yanlış yazıp söylediği sözcükler, tümceler, kavramlar, verdiği yanlış bilgiler dalga dalga yayılıp bütün toplumun dilini, kültürünü kirletir, giderek hasta edip çökertir.

Bir başka deyişle; hekimin ya da hukukçunun bireysel hataları, bireysel yıkımlar doğururken iletişimcinin hataları dil ve kültür açısından “yitik kuşaklar”a mal olabilir.

SALKIM İMAM’IN ARAPÇASI

“Doğru ve güzel Türkçe” konuşup yazabilmenin ilk koşulu elbette iyi bir okur olmaktır. Yine iletişimci için çok gerekli olan “genel kültür”e giden yol da çok okumaktan geçer.

Ama, ne acıdır ki, günümüzde iletişimci yeterince okumuyor.
İşin daha kötüsü, hakkındaki olumsuz eleştirileri de umursamıyor.

Eğer umursasa, kimi meslektaşlarımızla birlikte yıllardır dikkat çekmeye çalıştığımız “medyadaki dil ve bilgi yanlışları” artarak sürüp gitmezdi.

Medya mensubunun her yayını izlemesi elbette olanaksız. Ama, günümüzde “kupür derleme ajansları” var. “Ekmeğini Türkçesiyle kazananlar”dan, özellikle toplumun sürekli gözü önünde bulunanların, bu ajanslara üye olmaları şart. Böylece kendilerine yönelik eleştirilerden haberdar olup hatalarını düzeltme sorumluluğunu gösterebilirler.

Örnek mi? Artık, hangi birini ele alacağımızı şaşırdık...

Hürriyet Gazetesi’nin “imam – hatip” köşe yazarı Ahmet Hakan, hangi konuları iyi bilir dersiniz? Dini konuları mı? Biz bu noktada da kuşkuya düştük. Çünkü, Sayın Hakan, 3 Ağustos 2005 günü Hıncal Uluç’u eleştirdiği bir yazısında, bir deyimi şöyle yazdı:

“Ele verir talkımı, kendi yutar salkımı”.
Bu köşede kim bilir kaç kez anımsattık, yineliyoruz;
“Talkım”, bitkilerin çiçeklenmesindeki bir aşamanın adıdır.

Yukarıdaki deyimde doğru sözcük ise “talkın”dır. Toprağa verilen ölünün başında imam tarafından söylenen sözlere “talkın” (ya da telkin) denir.
“Talkın”, dilimize Arapçadan girmiş bir sözcük.
Yoksa, Türkiye’nin tüm kilit kadrolarına talip olan imam-hatiplilere Kuran dili Arapça bile doğru dürüst öğretilmiyor mu?

HÜRRİYET’TE “ÇAVUŞ (!) CUMHURİYETİ”

Yine, Hürriyet’te yapılan çok ciddi bir bilgi yanlışına da değinmeden geçemeyeceğiz. Gazetenin 6 Ağustos 2005 tarihli sayısında, “alaturka ve alafranga tuvalet” kullanımına ilişkin çeşitli görüşlere yer veriliyordu. Bu çerçevede, Prof. Orhan Kural, alaturka tuvalet kullanılan ülkeleri sıralarken güya şöyle bir ülkeden söz etmiş:

“Çavuş Cumhuriyeti”

Prof. Kural, böyle bir şey demiş olamaz. Çünkü, generallerin hatta albayların yönettiği nice cumhuriyetler gördük ama yeryüzünde “Çavuş Cumhuriyeti” diye bir devlet yok ve bildiğimiz kadarıyla tarih boyunca da olmadı.

Ama, Asya’da “Çuvaşlar” var. Üstelik, Türk kökenli bir ulus. Dilleri de önce Türkçenin lehçesi olan sonra gelişip zaman içinde bağımsız bir dil özelliği kazanan “Çuvaşça”. Prof. Kural, işte onların ülkesinden söz etmiştir ama Hürriyet’te haberleri süzgecinden geçirdiği övünçle bildirilen altı kişiden altısı da nedense “uzun atlama” yapmışlar!

Bir süredir “İstanbul’da donla denize giren adam” sakızını çiğneyen medyamızın, boy aynasını er geç kendine de tutacağı umudumuzu koruyoruz.

Dil ve kültür ummanında nasıl “donanımsız” olduğunu görmesi için...

(11/08/2005)
< Önceki   Sonraki >