| Otobüs fiyatına uçak alır mısınız? |
|
|
|
En çok satan gazetelerimizden biri, başlıklarında nihayet noktalama imi kullanmaya başladı. Bu eksikliğe -Türkçe Gönüllüleri’nin yanı sıra- sık sık değinen biri olarak, gelişmeden kendimize pay çıkarabiliriz. İşte, söz konusu gazetemizin 27 Şubat 2005 günü birinci sayfadan dört sütuna verdiği “virgül”lü haber başlığı: “Uçak, otobüsfiyatına indi” Edip Cansever’in “Masa da masaymış hani” dizelerindeki gibi, haber de haberdi hani! Otobüs fiyatına uçak... Şubat, kış mevsiminin son ayı olduğuna göre, “Mevsim sonu indirimli uçak satışları mı başlamış?” diye merak ediyor insan. Haberle ilgili “biraz ayrıntı” öğrenmek için altbaşlığı okuyoruz: “Son zamanlardaki indirimlerle uçak fiyatları, otobüs fiyatlarıyla rekabet edecek hale geldi”. Oh oh, ne âlâ!.. Demek yalnızca “mevsim sonu”na özgü bir indirim de değilmiş bu, daha önceden başlamış. Yoksa ülke çapındaki “Kendi uçağını kendin yap” kampanyaları mucizevi bir sonuç verdi de uçak sanayiinde “muasır medeniyet seviyesi”ni mi yakaladık? Bu düşüncelerle haberin spotuna geçiyoruz: “Onur Air, İstanbul - İzmir arasında her gün yaptığı 06.35 ve 22.45 uçuşlarının ücretini 59 YTL’ye indirdi”. (...) Aaa, bu “ücret” sözcüğü de nereden çıktı? Uçak “fiyatlarındaki” düşüşe koşut olarak hava taşımacılığı “ücretleri” de mi ucuzlamış? Usumuza takılan soruya yanıt bulacağımız umuduyla spotu okumayı sürdürüyoruz: “... Onur Air’in bu fiyatlarıyla uçak biletleri, 30 YTL ile 55 YTL arasındaki değişen otobüs fiyatlarına yaklaşmış oldu”. Evet, doğru anlamışız, uçak biletleri ucuzlamış. Hem de öyle ucuzlamış ki, “otobüs fiyatları”na yaklaşmış. Peki, otobüs fiyatları ne kadarmış? Sıkı durun: 30 YTL ile 55 YTL arasında değişiyormuş. Aaa, bisiklet fiyatına bile değil, sokakta çocukların bindiği kay - kay fiyatına otobüs satılıyor yani! Türkçe konusunda duyarlı okuru acı acı güldürecek “trajikomik” haber, editörünün şu basit bilgiden yoksun olmasından kaynaklanıyor elbet: “Fiyat”, bir nesnenin parasal karşılığıdır. “Ücret” ise sunulan hizmetin… Yukarıdaki haberde “hava taşımacılığı” yani bir hizmet söz konusu olduğuna göre, kullanılacak sözcük “fiyat” değil, “ücret” olmalıdır. GENÇ GAZETECİLERE Ancak, beterin beteri var. Örneğin, Tayyip Erdoğan’ın okuduğu bir şiir yüzünden hapis cezasına çarptırılmasıyla ilgili malum sözlerini internet sitesinde aktaran bir editör, daha da kötü duruma düşmüştü. Söz konusu internet sitesine bakılırsa Erdoğan şöyle demişti: “Varsın, Tayyip Erdoğan mahkum olsun. Yeter ki, bu aziz millet hiçbir zaman mahsun olmasın”. İnternet editörü, “mahkûm” sözcüğünü düzeltme imi koymadan yazmakla kalmıyor; siyasetçinin meramının tam tersini anlatıyordu. Çünkü, “mahzun” ile “mahsun”un birbirinden çok farklı iki sözcük olduğunu bilmiyordu. Arapça “hüzn”den türetilmiş bir sıfat olan “mahzun”, “hüzünlü, üzüntülü” demek. Yine, Arapça “hısn”dan gelen “mahsun” ise “sıkı güvenlik altına alınmış” anlamında. Erdoğan, “... Türk milleti hiçbir zaman mahzun olmasın.” demiş. Ama bu iyi dilek, bilgisiz gazetecinin yanlış aktarımıyla “Türk milleti hiçbir zaman güvenlik içinde olmasın.” gibi bir ilence (beddua) dönüşüvermişti. Benzer biçimde “muhasara altında” yani “kuşatılmış durumda” anlamındaki “mahsur” ile “sakınca” anlamındaki “mahzur” sözcükleri medyamızda sık sık birbirine karıştırılıyor. “Süre – süreç” de öyle... Bir TV sunucusu, bir politikacıya soruyordu: “Bu süreç içerisinde İzmir seçmeni değişmiş olabilir mi”? Genç bir kadın yazar da gazetesinin ekinde yazıyordu: “Gerçek İstanbullu, bu şehirde yaşadığı süreçte en az bir kez kaybolmuştur”. Osmanlıca “vetire”nin ve İngilizce “process”in Türkçesi “süreç”; “belirli bir düzen içinde ilerleyen olay ve hareketler dizisi” demektir. (Doğru örnekler: “Türkiye’nin AB’ye tam üyelik süreci, ülkemizde demokratikleşmeyi hızlandırdı”. “Lezzetli bir yemeği pişirme süreci, doğru malzeme seçimiyle başlar”.) Yukarıdaki iki yanlış örnekte ise “süreç” yerine; “bir olayın başıyla sonu arasında geçen zaman, müddet” anlamına gelen “süre” sözcüğü kullanılmalıydı. Keza, “sonuç” ve “son” sözcükleri de gerçek anlamının dışında kullanılıyor. Yanlış örnek: “Gültepe’de freni patlayan bir kamyonun yol açtığı kaza sonucunda üç kişi yaralandı”. “Sonuç, bir gelişimden ya da girişimden elde edilen şey”dir. Bu sözcüğün kullanımında doğru örnekler: “İsviçreli tıp uzmanları, üç yıllık laboratuvar deneyleri sonucunda ülser mikrobuna karşı çok güçlü bir ilaç geliştirdiler”. “TBMM seçiminde muhalefet oyları, sonucu değiştirmeye yetmedi”. “Son” ise biten, devamı gelmeyen zaman, olay ya da nesne için söz konusudur. Yukarıdaki yanlış haber tümcesinde geçen “kaza sonucunda” yerine, “kaza sonunda” ya da “kazada” denmeli. Birbirine karıştırılan diğer iki sözcük de “Romen” ve “Rumen”... Yine, ünlü gazetemizin 23 Şubat 2005 günü 6’ncı sayfasındaki başlıklardan biri şuydu: “Romen çete, Türk polisine yakalandı” Haber, Romanya uyruklu dört hırsızlık zanlısını konu alıyordu. Romanyalılara “Rumen” denir. Başlıkta geçen “Romen” ise Eski Roma’ya ait ya da Eski Romalı, demek. Günümüzde kimi medya organlarını izlerken boşuna kendimizi “Eski Romalı” gibi duyumsamıyoruz! (03/03/2005) |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
