| Yanmış gülüm keten helva! |
|
|
|
Gazeteci, okur – izleyiciyle sağlıklı iletişim kurabilmek için her şeyden önce “doğru ve güzel Türkçe” kullanmalıdır. Batı’da medyaya eleman yetiştiren okulların, dil eğitimi verirken kılı kırk yardıklarını işitiyoruz. Bizdeyse “hoca” unvanlı kimi medya mensuplarının dili bile en hafif deyişle insanı “irkiltiyor”. Bu konuda karşımıza çıkan en “şaşırtıcı” örnekler, Prof. Dr. Ali Atıf Bir’in Hürriyet Gazetesi’nde “Atıf Hoca’nın Not Defteri” logosuyla yazdığı köşe yazıları. Söz konusu yazılarına bakılırsa Sayın Profesör, örneğin “de, da” sözcüklerinin hangi durumda ek, hangi durumda bağlaç ve ilgeç (edat) olduğundan pek emin görünmüyor! Nitekim, 7 Şubat 2005 günkü köşesinde Kültür ve Turizm Bakanı’nı, Bakanlığının “tanıtım ihalesi”ne gönderilen projeleri “uzmanların görüşüne açmaya” çağırıp şöyle diyordu: “Açın ki artık şu dedikodular bitsin Ddf’de rahat etsin”. Sayın Bir’in sözünü ettiği “Ddf”, bir reklam ajansıymış. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın "tanıtım ihalesi"ni üst üste altıncı kez bu Ddf kazanmış. Hoca’nın yaptığı çağrı çok yerinde ama dilbilgisi açısından yanlış; “Ddf’de” derken, “bile, dahi” anlamında bir bağlaç olan “de”nin elbette ayrı yazılması, dolayısıyla sözcükle arasına kesme imi (’) konulmaması gerekiyor. Tümcede, “bitsin” eyleminden sonraki virgül eksiği de cabası... “ÖĞLE”, UZMANLIK VAKTİYMİŞ! Sayın Bir, 10 Ocak 2005 tarihli köşe yazısındaysa “yapılıp” ve “görüp” gibi bağ – eylemlerden sonra virgül koymuş. Oysa, bizim bildiğimiz bağlaçtan ve bağ – eylemden önce ya da sonra virgül konulmaz. Çünkü virgül de tümcede zaten bir tür bağlaç işlevi görür. Yanızca, tümcenin başında kullandığınız bağlaçtan sonra -bağlacın özneyle karışmasını önlemek için- virgül koymanız gerekebilir. Aynı yazıdaki şu anlatım da dikkat çekici: “... Üstelik ciddi bir analiz hatası yaparak”. Yukarıdaki tümce “yüklemsiz”, yani dilbilgisindeki adıyla bir “eksiltili tümce”dir. Böyle tümcelerin sonuna, Sayın Bir’i koyduğu gibi tek nokta değil, üç nokta konulur. Yine aynı yazıdaki çok vahim bir yazım yanlışı: “... eğer ‘uzmanlık’ yüksek lisans seviyesinde bir eğitimle alınacak bir şeyse, ki öğledir”... Bir üniversite öğretim üyesinin, “günün ortası” anlamındaki “öğle” adını, “öyle” sıfatından yapılmış bir ekeylemin (öyledir) yazımıyla karıştırması olanaklı mı? Bizde evet, yukarıdaki tümcede okuduğunuz gibi karıştırabiliyor. Üstelik, Ali Atıf Bir, herhangi bir profesör de değil. Kendisinin çok önemli bir “yönetsel” unvanı bulunduğunu anımsatalım; Sayın Bir, medyamıza eleman yetiştiren bir eğitim kurumunun, Anadolu Üniversitesi İletişim Fakültesi’nin Dekanı’dır. GENÇ MESLEKTAŞLARA Yukarıdaki ciddi dil yanlışlarına düşmek istemeyen genç meslektaşlarımız için; “-de, -da, -te, -ta” ekinin, “de, da” bağlaç ve ilgecinin (edat) yazımlarını vurgulamak istiyoruz. (Gençlerimizin bunları döne döne okumalarında hatta kesip saklamalarında yarar olduğunu düşünüyoruz.) A) “-de” ekinin yazımı Tüm ekler gibi, “-de” eki de sözcüklere bitişik yazılır. Bitiştiği sözcüğe, ünlü ve ünsüz bakımlarından uyarak “-da, -te, -ta” biçimlerini alır. Eğer, eklendiği sözcük bir özel adsa bu ekle özel adın arasına kesme imi konulur. Adların durumunu bildiren “-de” ekini, bağlaç ve ilgeçle karıştırmamak gerekir. Bunun için başvurulacak yöntemlerden biri şudur: “-de”yi çıkardığınızda tümce anlamsızlaşıyorsa o “-de” ektir. Dolayısıyla kendinden önceki sözcüğe bitişik yazılmalıdır. Örneğin, “Denizde dalgalar vardı.” tümcesi, “-de”yi çıkardığınız zaman anlamsızlaşır; “Deniz dalgalar vardı”. “de”yi çıkardığınızda tümce anlamsız bir durum almıyorsa o “de” bağlaç ya da ilgeçtir. Dolayısıyla kendinden önceki sözcükten ayrı yazılmalıdır. Örneğin, “Deniz de dalgalıydı.” tümcesi, "de"yi çıkardığınız zaman anlamsızlaşmaz; “Deniz dalgalıydı”. 1- Ünlü harfle biten sözcüklerin aldığı eklere ilişkin doğru örnekler: “Dergide çıkan yazını herkes çok beğendi”. “Ayşe’de resim yeteneği yok”. 2- Ünsüz harfle biten sözcüklerin aldığı eklere ilişkin doğru örnekler: a) Yumuşak ünsüzle bitenler: “Gün boyu evde oturup kitap okudum”. “Yolda onarım çalışmaları vardı”. b) ç, f, h, k, p, s, ş, t gibi bir sert ünsüzle (ötümsüz harfle) bitenler: “Fotoğrafta sanatçı, aile bireyleriyle görülüyor”. “O gün herkeste bir durgunluk vardı”. B) “de” bağlacının yazımı “Dahi, bile” anlamlarına gelen “de” bağlacı, kendinden önceki sözcükten her zaman ayrı yazılır. Doğru örnekler: “Ahmet de bizimle gelecek, Oya da”... “Şampiyonlukta, Fenerbahçe’nin de Galatasaray’ın da şansı var”. Tıpkı “de” bağlacı gibi, bu sözcüğü içeren “ya da”, “ne de”, “hem de”, “belki de”, “hiç de” bağlaçları da her durumda ayrı yazılır. (Yukarıdaki “dahi” sözcüğünü, “olağanüstü yeteneklere ve yaratıcı güce sahip kişi” anlamına gelen ve “a” harfi uzatılarak okunan “dâhi”yle karıştırmak da çok sık rastlanan bir başka dil yanlışı.) C) “de” ilgecinin (edat) yazımı Sözcükler arasında anlam ilgileri kuran “de” ilgeci de bağlaç gibi ayrı yazılır: 1- Aşırılık ilgisi: “Yazdığın haber, çok da uzunmuş”! 2- Hafifseme ilgisi: “Ahmet çok çalışacak da iyi haberci olacak”. 3- Usanç (bıkkınlık) ilgisi: “Hadi sen de çekil karşımdan”! 4- Süreklilik ilgisi: “Geveze adam, konuştu da konuştu”. 5- “Üstelik” anlamı ilgisi: “Kendisine sabaha kadar da anlatmaya çalıştım”. (Daha ayrıntılı bilgi için Bk. Haydar Ediskun, “Türk Dilbilgisi”, Remzi Kitabevi, 7. basım, 1999 İstanbul, sayfa 287) (10/02/2005) |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
