ANA SAYFA
TÜM YAZILAR
ARAMA
LİNKLER
İRTİBAT


Güncel Örneklerle Medyada Dil Yanlışları

Kerim Evren'in "Güncel Örneklerle Medyada Dil Yanlışları" adlı kıtabı piyasada!

AYRINTILAR VE SATIN ALMAK İÇİN TIKLAYIN!




Hızlı Arama


Anket
"Her biri" ayrı yazılır!
  


Yaşar Kemal de kovulmuş Yazdır E-mail
Ustalarımız, "İşten atılmak, gazeteciliğin şanındandır." derlerdi.
14 Ocak 2005’te yani geçen cuma günü Bâbıali tarihine yeni bir not düşüldü; yukarıdaki "gazeteci tesellisi"ne şu tümce eklendi:
"... Yaşar Kemal bile kovulmuş".
Tarihe bu notu düşen de bir Bâbıali vakanüvisi değil, ünlü romancımızın ta kendisi.
TGC Gazeteciler Sosyal Dayanışma Vakfı adına Vasfiye Özkoçak tarafından bir süredir "Ustalar Ustalarını ve Anılarını Anlatıyor" başlıklı toplantılar düzenleniyor. İşte, geçen cuma günkü toplantının konuklarından biri, Yaşar Kemal’di (diğeri Rahmi Turan).
Gazeteci kökenli "20. yüzyıl Homeros’u" Yaşar Kemal’in ustaları kimler?
Biz, sanatçımızın konuşmasından dört ad saptayabildik:
Arif - Abidin Dino kardeşler, Nadir Nadi ve Cevat Fehmi Başkut.
Dinolar, siyasal görüşleri nedeniyle 1941 yılında İstanbul’dan Adana’ya sürgüne gönderilmişlerdir.
Orada, yolları Kemal Sadık Göğceli’yle (Yaşar Kemal) kesişir.

ÇİFTE KAVRULMUŞ HEYKEL ADAM

Biz, Arif Dino’yu şu iki dizelik şiirinden biliriz:
"Taştan mantar tarlası/ Çok yaşasın ölüler".
Yukarıdaki altı sözcüğe salt "mezarlığı" değil; kişinin ölüme, yok olmaya başkaldırışını, koca bir felsefeyi sığdıran bir sanat adamı, bıyıkları henüz terlemiş bir gençteki tözü (cevher) de keşfetmiş.
Gerisini, Yaşar Kemal’den dinleyelim:
"Bir yazar, gökten düşmez. Adana’da iki sürgün, Arif Dino’yla Abidin Dino bana çok yardımcı oldular. Arif Dino müthiş bir kültür adamıydı. Nadir Nadi’yi de Adana’da, Dinoların kaldığı evde tanıdım. Berin Hanımla birlikte gelmişlerdi. Evde sandalye yoktu minderlere oturdular".
Sürgün sonrasında Dino kardeşler İstanbul’a dönerler. Bir süre sonra Yaşar Kemal de soluğu bu kentte alır. Arif Dino, yazarın elinden tutacak ve –babası Yunus Nadi’nin ölümünden sonra 1945’te Cumhuriyet Gazetesi’nin Başyazarı olan- Nadir Nadi’ye, Adana’da, sürgün evinde tanıdığı genci bir kez daha tanıtacaktır:
"Sana, çifte kavrulmuş heykel gibi bir adam veriyorum".
Yaşar Kemal, "Çifte kavrulmuş heykelin ne olduğunu anlamamıştım, bugün de bilmiyorum." diyor.
Ancak, ikinci buluşmayı izleyen günlerde defalarca Cumhuriyet’e gittiği halde Nadir Nadi’yle görüştürülmeyecektir. Bu arada karnını doyurabilmek için türlü işlere girip çıkacak, Gülhane Parkı’nda gazete kâğıtlarının üzerinde yatacaktır. Ama, onun hak ettiği "gazeteli yaşam" bu değildir. Neyse ki sonunda "ulaşabildiği" Nadir Nadi onu işe alacak, üstelik sıcağı sıcağına bir röportaja hem de okkalı bir harcırah vererek gönderecektir.

CEVAT FEHMİ BAŞKUT’UN YİĞİTLİĞİ

O güne değin Adana’daki yerel basında yazıları çıkan Yaşar Kemal’in yaşamı birdenbire değişmiştir. Ülkenin en saygın gazetelerinden Cumhuriyet’te röportajları yayımlanmakta ve büyük ilgi görmektedir. Yazar o dönemin başlangıcıyla İlya Ehrenburg’un gazetecilik yılları arasında koşutluk kurar:
"Pravda Gazetesi, İlya Ehrenburg’u Amerika’ya göndermiş. O da New York’un afişlerini yazmış. Ortaya müthiş bir röportaj çıkmış. Benimkiler de ilgi gördü. Benim başarımda, Arif Dino’dan sonraki ikinci şansım diyebileceğim Cevat Fehmi Başkut’un büyük payı oldu".
Cumhuriyet Gazetesi’nin, 1963 yılına değin, uzun yıllar yazı işleri müdürlüğünü yapan tanınmış oyun yazarı Başkut’un yiğit bir adam olduğunu söylüyor, Yaşar Kemal. Bu konuda tarihsel bir anısını anlatıyor:
"Kimdi o, bir İstanbul başsavcısı vardı? Ben, kızdığım adamların adını unuturum. (Dinleyici sıralarından, yazara yanıt veriliyor: "Hicabi Dinç"...) Ha, o bir gün, Başkut’a geldi, ‘Bu romanı (Cumhuriyet’te tefrika edilen ‘İnce Memed’) keseceksiniz.’ dedi. Başkut, ödünsüzdü: ‘Romandan sen mi anlarsın, ben mi? Sen şimdiye kadar hiç roman okudun mu?’ Şimdi medyada, Başkut gibi adamların beşte biri olsa her şey çok farklı olurdu."

KOVANLARA TEŞEKKÜR YEMEĞİ

"İnce Memed" romanı için "hayatımın dönüm noktası" diyen Yaşar Kemal, bu arada Bâbıali’nin çok farklı bir patron tipine değiniyor: Bedii Faik’e... Yazar, Cumhuriyet’te tefrika edilen söz konusu romana adını koymak istememiş. Gazete yönetimi bu konuda ısrar edince de Cumhuriyet’ten ayrılıp romanını Dünya Gazetesi Sahibi Bedii Faik’e götürmüş. Ancak, Bedii Bey, Cumhuriyet’in ayağına kadar gelen ağır topunu kapmak yoluna gitmemiş. Yaşar Kemal’e "Gazetene dön" demiş, üstelik Nadir Nadi’ye telefon ederek aradaki buzların eritilmesini sağlamış. Yaşar Kemal de inadından vazgeçip Cumhuriyet’teki "İnce Memed" tefrikasına adının konulmasına razı olmuş.
Gazeteden kovulma olayına gelince... Kendisini kovan yöneticinin Doğan Nadi (Nadir Nadi’nin kardeşi) olduğunu söylüyor, Yaşar Kemal. Zaten bir süre sonra da Başkut takımının Cumhuriyet’ten ilişiği kesilmiş.
"Ama, kovulmak bana çok yaradı." diyen büyük usta, sözlerini şöyle sürdürüyor:
"Beni kovanlara sonradan bir teşekkür yemeği verdim. Kovulduğum 1963 yılına kadar topu topu üç buçuk roman yazabilmiştim. Kovulduktan sonraki 10 yılda 14 roman yazdım".
83 yaşındaki Yaşar Kemal, düşün adamlığının insan beynini nasıl sürekli "delikanlı" kıldığının canlı kanıtı. Onun, pırıl pırıl belleğindeki anılar demetinde daha ne tarihsel olaylar vardır kim bilir! Dünya ölçeğindeki sanatçımız, tüm gerçek sanatçılar gibi alçakgönüllü de. Örneğin, yapıtlarının kırkı aşkın dile çevrilmiş olmasından söz ederken kimileri gibi şişinmiyor. "Keşke, Orhan Kemal, Sait Faik de benim kadar şanslı olsaydılar. Beni hep çok iyi çevirmenler çevirdi." diyor.
Peki ya Türkçemiz? Yaşar Kemal kıratında bir romancının gözüyle nasıl bir dil? İşte, yanıtı:
"Türkçe, sapa bir dildir; talihsizliği oradan geliyor. Ama, talihi de güzel bir dil olmasından geliyor".
Yaşar Kemal’i dinlemek, bizim için bir bayram armağanı oldu. Paha biçilmez bu armağanı siz değerli dost – okurlarımızla paylaşırken nice mutlu bayramlar diliyoruz.

(20/01/2005)
< Önceki   Sonraki >