| Reklamcı Türkçesiyle Türkiye "yıkılıyo"!.. |
|
|
|
En çok satan gazetelerimizden birinin 19 Kasım 2004 tarihli sayısında bir reklamcı, "büyük beyin" olarak nitelendiriliyordu. Gazete, haberinde söz konusu reklamcının yaptığı "başarılı işler"i de sıralamıştı ki neden "büyük beyin" olduğu daha iyi anlaşılsın! İşte, o listede gördüğümüz iki reklam, bu kişinin niçin "parlatıldığını" anlamamıza yetti. 1- Sözü edilen reklamcı, Fındık Üreticileri Birliği’nin bir TV reklamında; "fındığın cinsel gücü artırdığı" iletisini, dillere persenk olan şu sloganla ekranlara taşımıştı: "Aganigi naganigi". 2- Tüketicinin adını okumakta zorlanacağı yabancı patentli bir boyayı "filli boya" diye reklam ederken de şu sloganı kullanmıştı: "Tam 144 en güzel renk, filli boyada". "BÜYÜK BEYİN"İN DİL YANLIŞLARI 1- Türkçe argoda, cinsel ilişkiyi anlatan deyimin doğrusu, "aganigi naganigi" değildir; ikinci sözcük "m" harfiyle başlar; "aganigi maganigi"... Üstelik bu, Türkçede çok yaygın bir "ikileme" türetme yöntemidir. Yinelenen sözcüğün ilk harfi ünlüyse bu harfin önüne "m" konulur: ayıp mayıp, icraat micraat... Eğer, ilk harfi ünsüzse o harf yinelemede "m" ile değiştirilir: fındık mındık, reklam meklam... Bu nasıl bir "büyük beyin" ki, bir reklam sloganını, yetmiş milyon tüketicinin önüne çıkarmadan önce bir gözlüğe, yazım kılavuzuna, en basit bir dilbilgisi kitabına bakma sorumluluğu bile göstermiyor? 2- "Tam 144 en güzel renk, filli boyada" sloganına gelince... "En" belirteci (zarf), başına geldiği sıfatın "üst ya da alt derecesini" gösterir ve tekillik ifadesidir. "En güzel renk" de tektir. Doğru tümce örnekleri: "Öğretmen, sınıfın en tembel öğrencisini, sobaya yakın oturttu". "Doğru Türkçe konusunda en özensiz kişi, yere göğe sığdırılamadı." BAK ŞU, REKLAMCIYA NOT VERENE! "Büyük beyin"den söz edince değinmemek olmaz; bu çok satan gazetenin -ve de onunla aynı medya grubuna bağlı TV kanalının- "reklamcılara not veren" bir de "hoca"sı var. "Profesör" unvanlı söz konusu kişi; gazetenin 5 Kasım 2004 tarihli "Cuma" ekinde bu kez bir başka alana el atmış, "uzun yaşamının sırları"nı açıklayarak okura şu öğütte bulunuyordu: "Armut kıvamında bir vücut şekline sahip olun". Yazısının hem başlığında hem de içinde "armut kıvamı" belirtisiz ad tamlamasını kullanan sayın hocaya, biz de bir Türkçe sırrı (!) verelim: "Kıvam" diye; "sıvıların koyuluk (akışkanlık) derecesi"ne denir. Bu meyvenin ise bildiğimiz mustabey armudu, akça armudu v.b. türleri vardır ve bunların hepsi de "katı"dır. Yani, armudun kıvamı olmaz. Ama, sayın hocanın ortaya attığı bu ifadeyi yakında başkalarından da duyar ya da okursak, şaşırmamamız gerekecek. Çünkü, "aganigi naganigi" benzeri yanlış Türkçeye nedense mal bulmuş Mağribi gibi hemen sarılanlar oluyor. KÖR KÖR PARMAĞIM GÖZÜNE Yine bu profesör, iki reklamın birbirine aşırı benzerliğine dikkat çektiği bir köşe yazısında şöyle diyordu: "Bir reklamcı, bile bile kör gözün parmağına bu kadar esinlenmez." Aynı yanlışa, NTV’de 17 Kasım 2004 gecesi Irak’la ilgili bir açık oturuma katılan, bir kadın köşe yazarı da düştü: "Kör gözün parmağına"... Oysa, herhangi bir şeyin yadsınamayacak biçimde gözler önüne konulduğu durumları anlatmak için kullanılan deyimin doğrusu şu değil mi: "Kör kör parmağım gözüne"... Bitmedi! Aynı profesör, "Azeri TV’yi izleyip Türkçenin aldığı hallere gülümsemek hoşuma gidiyor." dediği bir yazısında, şu sözcüğü birkaç kez yineliyordu: "Bankda"... "Bank" sözcüğünün son harfi "k", sert ünsüzdür. Türkçede sert ünsüzle biten sözcüklere, yumuşak ünsüzle başlayan "-de", "-den" değil; "-te", "-ten" ekleri konulur. Yani, bu sözcük "bankda" değil, "bankta" diye yazılır. BATIL İNANCA YERGİ YERİNE ÖVGÜ Bu kadarla kaldığını da sanmayın. İşte, yine bu "hoca"nın 21 Kasım 2004 günkü gazetede, "Çekirgelik" başlıklı kutu içine aldığı bir özdeyiş: "Batıl inanç aptalca, çocukça, ilkel ve rasyonel olmayan bir şeydir.. Ama bir tahtaya iki kere vurmak da size ne kadara mal olur ki"! Kimse kusura bakmasın; yukarıdaki ilk tümce bir "facia"! Çünkü, "olmayan" eylemsisi; yalnız "rasyonel" sıfatını değil, ondan önce sıralanan tüm sıfatları kapsıyor; "Batıl inanç aptalca olmayan, çocukça olmayan, ilkel olmayan ... bir şeydir". İlk tümcenin sonuna, Türkçede bulunmayan iki nokta yan yana imi konulması da cabası... "Reklamcılara not veren" hoca böyle yaparsa onun "cemaat"inden (!) beklenebilecek şeyler de sınırlı olmaz mı! Reklamcı Türkçesiyle Türkiye "yıkılıyo"!.. (02/12/2004) |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
