ANA SAYFA
TÜM YAZILAR
ARAMA
LİNKLER
İRTİBAT


Güncel Örneklerle Medyada Dil Yanlışları

Kerim Evren'in "Güncel Örneklerle Medyada Dil Yanlışları" adlı kıtabı piyasada!

AYRINTILAR VE SATIN ALMAK İÇİN TIKLAYIN!




Hızlı Arama


Anket
"Her biri" ayrı yazılır!
  


İyiyi ve doğruyu yok etme süreci "forevır"! Yazdır E-mail
Yaz mevsimi geride kalmasına karşın geçen hafta yürek yakan orman yangınları yaşandı.
Sait Faik'in Burgazada'sı, çöplerden mi çıktığı yoksa kasıtlı olarak mı çıkarıldığı tartışılan yangınla korku filmlerindeki görünüme büründü.
Aynı gün Çanakkale, Gelibolu, Keşan ve Malkara'da binlerce hektar ormanlık alan cayır cayır yandı.
Sanıyoruz bir nokta gözden kaçtı: Bu yangınların tümü, İmralı'da yatan bölücü eşkıya başının kimi TV'lerde haber bültenlerine de yansıyan "Hastayım. Beni burada çürütürseniz savaşı hızlandırırım" diye tehditler savurduğu gün çıktı.
Özellikle Burgazada'daki yangının üç-dört yerde aynı anda başlaması, herhalde rastlantı olamaz. Nitekim İstanbul Orman Bölgesi, İstanbul Emniyet Müdürlüğü, İ.Ü. Orman Fakültesi ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı uzmanları ortak çalışmalarında 'sabotaj' sonucuna vardılar.
Orman yakmayı geçmişte de eylem olarak benimsemiş eşkıyada doğa için çarpan yürek var mı?
Bir yaprağı koparılınca tüm gövdesi acıyla titreşen ağaçlar kül olurken, ormandaki milyonlarca canlı kaçamayıp diri diri yanarken ellerini ovuşturup utku çığlığı atmak insanlık mı?
Yüreği de bırakın, bunu yapan kişilerde beyin var mı?
Üzerinde yaşadığı toprağı çölleştirmekle kendi yarınlarını da yok ettiğini düşünemeyecek denli bön bir canlının kafatasının içindekine herhalde beyin denilemez.
Bu Frankenstein'ları bilinçli olarak yaratıp üzerimize salan ve destekleyenleri de ürkütmesi gereken bir tablo değil mi ortadaki!

'Edepsizler', edepli
yok ediciye karşı!

Türkiye'de bir 'yok etme' süreci de bilim çevreleriyle eğitimde yaşanıyor.
AKP İktidarı, TÜBİTAK'ın başına 'yetersiz' bir yandaşlarını, üstelik yasa dışı yoldan atamak için bin dereden su getiriyor. Türkiye'deki tüm bilim, eğitim ve yönetim kadrolarını imam-hatipli kökenlilerden oluşturmak üzere engel tanımaz gidişi sürdürüyorlar. İmamlık eğitimi gören çocukların önünde üniversite kapılarını ardına değin açmak, Tevhid-i Tedrisat'ı (eğitimde birlik) rafa kaldırmak, ilk erekleri arasında. Elbette bu öğrencilere kendi meşrebine uygun üniversite eğitimi verebilmek için de üniversite kadrolarını hallaç pamuğu gibi atma çabasındalar. İşte, Tayyip Erdoğan'a göre 'edepsiz' olan diğerleri, yani Atatürk ilke ve devrimlerine yürekten bağlı rektörler, YÖK Yasa Tasarısı nedeniyle 25 Ekim'de hükümeti protesto yürüyüşü yapacaklar. Slogan söylenmeyecek, yalnızca Türk Bayrağı ve Atatürk resimlerinin taşınacağı 'olgun' yürüyüşe 10 bin kişinin katılması bekleniyor.
Aslında aymazlık uykusunda olmayan, bunca olup bitene resmen gözlerini kapatan; hatta kimi zaman kılıf hazırlama çabasına bile giren bir kısım medyanın bu gösteriyi sayfalarına, ekranlarına nasıl taşıyacağını ise çok merak ediyoruz.

Türkçe ustası Ilgaz'ın
kemikleri sızlayacak

Eğitimden söz edince, AKP'nin eski Milli Eğitim Bakanı Erkan Mumcu, bugünlerde yine başrolde.
Hani, resmini çerçeveletip okullara göndererek asılmasını isteyen Mumcu.
Şimdi Kültür ve Turizm Bakanlığı koltuğunda oturuyor.
Mumcu, bir sinema filmini desteklemeye karar vermiş.
Film, eğitimle ilgili. Daha doğrusu, Rıfat Ilgaz'ın ünlü 'Hababam Sınıfı'nın yeni uyarlaması.
Filmin adı mı? Sıkı durun:
"Hababam Sınıfı - Forevır".
'Kültür' Bakanlığı'ndan, Türkçe ustası Rıfat Ilgaz'ın kemiklerini sızlatacak bir ekin yozlaşması örneği.
Doğrusu Erkan Mumcu'dan bu beklenir de eski bir Devlet Tiyatroları sanatçısı olan, filmin yönetmeni Kartal Tibet'e yakıştıramadık.
'Forevır'ınızı sevsinler!

TRT, 'DİLİMİZİ KORUMA'
GÖREVİNİ YAPIYOR MU

Dilimize sahip çıkması gereken kurumlardan biri de TRT.
Doğrusu, TRT'nin bu görevi büyük ölçüde yerine getirdiğini düşünüyoruz.
Ancak cuma geceleri ekrana gelen bir izlencenin adına takıldık:
'Show Gecesi".
Kurum'a düşen, İngilizce ad kullanma akımına uymayıp 'show' sözcüğü yerine, bunun Türkçesi 'gösteri'yi yeğlemek değil mi!
Gelelim, söz konusu izlenceyi sunan şarkıcı Emel Müftüoğlu'na. Kendisinin sahne deneyimine, şirinliğine diyecek yok ama çam devirmekte de üstüne yok.
Müftüoğlu, Müjdat Gezen ve Sibel Tüzün'ü konuk ettiği 10 Ekim günkü bölümde 'koreografi' sözcüğünü tam üç kez şöyle kullandı:
'Kareografi'...
11 Ekim Cumartesi gecesi de yine TRT-1'deki 'Sayısal Gece'ye konuk olan şarkıcı Lara'ya bir izlence görevlisi sözüm ona şaka yaparken aynı yanlışa düştü:
'Kareografi'.
Canlı yayında olsa bir ölçüde bağışlanabilir bu kusurların 'konserve' izlencelerde de kesilmeyip aynen ekrana getirilmesi hiç hoş değil.

< Önceki