“Ne yanar kimse bana, ateşi dilden özge/ Ne açar kimse kapım, bâd-ı sabâdan gayri”... (Bana, ne gönül ateşimden başka yanan var/ Ne de sabâ rüzgârından başka kapımı açan)... demiş şair.
Türk aydını, Atatürkçüsü; köktendincilerin istilasıyla son seksen yılda görülmedik ölçüde geriletilmiş, yalnızlığa itilmiş durumda.
Türkiye’de meydan, giderek her gün yeni görgüsüzlüklerine, debdebeli gövde gösterilerine tanık olduğumuz karşı devrimcilere kalıyor.
|
|
Devamı...
|
|
"7. sanat" sinema, ikisi Yeşilçam’lı, biri Hollywood’lu üç tanınmış oyuncusunu yitirdi, geçen hafta.
Ölüm sırasıyla Engin İnal, Hüseyin Baradan, Marlon Brando...
TV kanalları, bu üç ünlünün ölümünü ana haber bültenlerinde duyurmakla yetindiler, filmlerini ekrana getirmediler.
Oysa, örneğin Marlon Brando, Türkiye’de de çok sevilen, efsanevi bir oyuncuydu. |
|
Devamı...
|
|
TRT’nin Avrupa Futbol Şampiyonası yayınları, gerçek birer şölen. Başta Yalçın Çetin ve Kerem Öncel olmak üzere TRT spikerleri, başarılı anlatımlarıyla seyir zevkimize ayrı bir zevk katıyorlar.
Medya çalışanları için iletişim fakülteleri dışındaki en önemli iki okuldan biri olan (diğeri Anadolu Ajansı) TRT, bu gibi şampiyonaları yayınlarken, keşke maç yorumcularını da dışarıda aramayıp kendi bünyesinden seçse diyoruz. (Hele kimi özel kanallarda futbol yorumculuğunun tümden cılkı çıkarıldı; Türkçe bakımından kenar mahalle kahvehanelerinde bile konuşamayacak denli donanımsız, üstelik futbol bilgisinden yoksun, ünlü -günümüzün moda deyişiyle medyatik- olmaktan başka hiçbir özelliği bulunmayan kişileri ekranda görmekten gına getirdik.)
|
|
Devamı...
|
|
Anadolu’nun çağdaş Homeros’u Yaşar Kemal, bilindiği gibi, mayısın sonunda İstanbul’daki Dünya Gazeteler Birliği ve Dünya Editörler Forumu’nun açılışında çarpıcı bir konuşma yaptı.
Medyamızın ünlü kalemleri, romancımız için sözleşmiş gibi, "Keşke yazılı metin okumasa da doğaçlama konuşsaydı" diye hayıflandılar.
Yaşar Kemal’in konuşmasının içeriğini enine boyuna yorumlayan ‘kalem erbabımız’ ise pek olmadı. |
|
Devamı...
|
|
20 Mayıs günkü ‘CeTVel’de, TV kanallarının dizi film ve yarışmalardaki ‘reklam kirliliği’ni gündeme getirmiştik. Özellikle de ‘kirlilikte başı çeken’ Kanal D ve Show TV’yi izleyiciye saygılı olmaya çağırmıştık. "Merak ediyoruz, RTÜK, bu izlencelerdeki reklam sürelerinin yasal sınırı aşıp aşmadığını denetliyor mu?" diye de sormuştuk. |
|
Devamı...
|
|
Çoğunlukla kent içindeki yollarda, kanalizasyon ve su şebekesinin kontrol edilebilmesi için açılıp üzeri metal kapakla kapanmış noktalar vardır. Bu kapaklardan kimileri, yağmur sularının yolda birikmeyip kanala akmasını sağlamak için ızgara biçiminde yapılmıştır. İşte, yakın zamana değin, yollar asfaltlanıp yükseldikçe bu metal kapaklar düşük seviyede kaldığı için otomobili çukura düşen ünlü köşe yazarlarımız sık sık şöyle yakınırlardı: "Ne beceriksiz belediyelerimiz var; şu logar kapaklarıyla asfaltı aynı seviyeye getiremiyorlar". |
|
Devamı...
|
|
Türkiye Cumhuriyeti, günümüzün moda filmi ‘Truva’daki Aşil gibi.
Her ne kadar Mustafa Kemal Atatürk, 10 Eylül 1922’de Türk orduları İzmir’e girdiğinde "Truva’nın intikamını aldık" demiş olsa da...
Yunan mitolojisine göre Peleus’un, deniz tanrıçası Thetis’ten bir oğlu olur. Adını Aşil koyarlar. Thetis’in Stykes Nehri’ne batırıp çıkardığı Aşil’e, -bizim Yörük Ali Efe gibi- silah işlemez. Ancak annesinin suya batırdığı sırada tuttuğu topuğu, Aşil’in bedenindeki duyarlı noktadır. |
|
Devamı...
|
|
|
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>
|
| Sonuçlar 50 - 56 toplam 70 |