Adam, hamamda beline peştamal yerine gazete sarmış.
Tellaklardan biri hayretler içinde sormuş: “-Bu ne hal, beyefendi”?
Müşteri süklüm püklüm yanıtlamış: “- Basın için her şeyi büyütüyor, diyorlar. Bakalım doğru mu”? |
|
Devamı...
|
|
Hekim, modern tıptaki gelişmeleri yakından izlemek zorundadır. Yoksa, hastalarını ilkel yöntemlerle sağaltmaya boşuna uğraşabilir. Bu arada, reçeteye yazmakta olduğu ilaçların öldürücü yan etkileri ortaya çıksa ruhu duymaz.
Hukukçu, yeni çıkarılan yasaları, içtihatları öğrenmeye mecburdur. Öğrenmezse, üstlendiği davalarda yüzde yüz haklı olan yurttaşları bile mahkûm ettirebilir. |
|
Devamı...
|
|
Bir Malatya atasözü: “Tosbağayı havadan atmışlar, ya göle, ya harmana! demiş”. (1) Aklı tosbağadan üstün insanoğlu işi rastlantıya bırakır mı! Hele, akçeli durumlar söz konusuysa... Örneğin, siz bugüne değin ülkemizde “misvak özlü diş macunu” satıldığını işitmiş miydiniz? Biz işitmemiştik. |
|
Devamı...
|
|
Adam, yolda rastladığı Nasrettin Hoca’ya; - Hemşerim, şu dağın ardındaki köy, yürüyerek kaç saat çeker? diye sormuş. Hoca, önce yanıt vermemiş. Sonra, söylene söylene gitmekte olan adamın ardından seslenmiş: - Bir saat çeker. - İyi de demin niçin cevap vermedin? - Önce, senin gidişini görmek istedim. İki buçuk yıldır yavaş ama emin adımlarla yol alan, ivecen yandaşlarına “sabır” öneren AKP iktidarı “hedef”ine yürüyüş hızını artırmaya başladı. |
|
Devamı...
|
|
Kimi reklam şirketlerinin işi sanki, kendi reklam metni yazarlarının “dil ve mantık zaafı”nı reklam etmek! Son yılların en başarılı komedyenlerinden Ata Demirer, “Kekstra” reklamıyla sık sık TV ekranlarına geliyor. Demirer, önündeki keke uzanan ele vurarak şöyle diyor: “... Bir de böyle bir yöntem var ama bu, tasvip ettiğimiz bir davranış biçimi değil”. Oysa, Türkçede “davranış biçimi” diye bir ad tamlaması yok. Çünkü “davranış”, zaten “davranma biçimi” demek. |
|
Devamı...
|
|
Her ne kadar “Söz uçar, yazı kalır.” denilmişse de Türk insanının, yazılı, basılı kâğıtlarla oldum olası arasının iyi olmadığı ortada. Nâzım Hikmet’in deyişiyle “Hoca Nasreddin gibi ağlayan, Bayburtlu Zihni gibi gülen” Türk halkı, ‘sözlü kültür’ü benimsemiş. Söz ustalarını baş tacı etmemiz de bundan olsa gerek. İsmail Dümbüllü, doğaçlamaya (tulûat) dayalı ortaoyununun en parlak yıldızıydı. Rahmetli Dümbüllü’nün, saygısız bir izleyici tarafından sahneye fırlatılan hıyarı görünce ‘patlattığı’ şu espri, üstün bir zekânın ürünü değil mi: “-Biri, kartvizitini düşürmüş”. |
|
Devamı...
|
|
Türk ulusal kimliğinin en önemli öğelerinden Türkçe sözvarlığına sahip çıkma, dilimizi topluma doğru öğretme görevi, en başta aydınlarımıza düşüyor. Bu aydınlar arasındaki görev önceliği, medyayı yönetip yönlendirenlerde. İkincisi sıradaysa iletişim araçlarında çok sık göründükleri için halka “iyi ya da kötü örnek” olan “ünlüler” geliyor. Günümüz Türk medyasını yönetip yönlendirenlerin büyük bölümü, “Türk insanını Araplaştırmaya” çalışan iktidara yamanmış, pek çok ulusal değerimiz gibi “ulusal dil bilinci”nden de yoksun kişiler. |
|
Devamı...
|
|
|
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>
|
| Sonuçlar 15 - 21 toplam 70 |