Kategori arşivi: CeTVeL

Yaşam Hakkı İçin Teşekkürler (!)

Haftalardır Tv haber bültenlerini izlerken kasık bağı gibi gerilmekten içimiz daraldı. Hafakanlar (yürek çarpıntıları) bastı.

24 Haziran Seçimleri için yürütülen kampanyalardaki “düzey”i serinkanlılıkla karşılamak hiç kolay değil.

Son olarak 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nın adından “Atatürk’ü Anma”yı çıkaran AKP’li Gaziantep Büyükşehir Belediyesi; bu kez de miting için kente gelen Meral Akşener’in konvoyunun önünü, çöp kamyonu ile kesip bir süre geçit vermedi. Belediye başkanı ise bunu ‘tamamen güvenlik amaçlı’ yaptıklarını söyleyip Akşener’i Gazianteplilerden özür dilemeye çağırdı.

Doğrusu, ülkemizde kimin, kimlerden ve neden özür dilemesi gerektiği konusunda kafalar o denli karıştırıldı ki neredeyse yaşam hakkı tanıdıkları (!) için birileri bizden teşekkür bekliyor gibi!

Aslında, söz konusu belediyece yanlış anlaşılma olabilir; en üst düzeyden bir siyasetçimiz “çöp” benzetmesini, Cumhurbaşkanı adayı Akşener’in İYİ Parti’si için değil, “Cehape” için yapmıştı!

Yaşam Hakkı İçin Teşekkürler (!) yazısına devam et

Tektipleştirme Özlemi

Bu günün Türkiye’sini yönetenler, 16 yıl önce halktan oy isterken “Üç Y” olarak adlandırdıkları bir vaatler dizisi sunmuşlardı:

“Yolsuzluk, yoksulluk ve yasaklarla mücadele.”

Bunu, “yargı”yı da ekleyerek “Dört Y” yapabilirlermiş aslında!

Ülke olarak geldiğimiz noktada ne anayasa ve yasalarımızı açıkça çiğneyenlerin üzerine evrensel hukuk ilkeleriyle gidebilecek ne de -hâlen 148 gazeteci ve medya çalışanımız hapiste olduğuna göre- düşünce ve anlatım özgürlüğü için güvence sayılabilecek bir “bağımsız yargı”dan söz edilebiliyor.

Öte yandan devletin Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) verilerine göre, 2017 yılında açlık ve yoksulluk sınırının altında yaşayanlarımızın sayısı 14,4 milyon kişiye ulaştı.

Tektipleştirme Özlemi yazısına devam et

Qu’est-ce Que C’est? (*)

Türkiye’de, Yüksek Öğretim Kurumu (YÖK) adı verilen, 12 Eylül Askerî Darbesi’nden sonra üniversitelerin başına lök gibi oturtulmuş bir kurum var, biliyorsunuz.

Bu YÖK‘çüler geçenlerde, Türkiye’de henüz öğrencisi olmayan Fransız Dili ve Edebiyatı ile Fransızca Öğretmenliği bölümlerine öğrenci alınmamasına karar verdiler.

Bu kısıtlama / yasağın açıklanan iki gerekçesi:

1- Fransa ile ‘mütekabiliyet’. Yani, bu ülkenin hiçbir üniversitesinde lisans düzeyinde Türk Dili ve Edebiyatı ya da Türkoloji bölümü bulunmayışı!

2Fransa’da, eski Cumhurbaşkanı Sarkozy, eski bakanlar, Yahudi ve Hristiyan cemaatleri temsilcileriyle yazarların da bulunduğu 300 kişinin imzasını taşıyan bir bildiriyle; Kuran’dan ‘şiddet ve Yahudi karşıtı düşünceleri yaydığı savıyla kimi ayetlerin çıkarılmasının’ istenmesi.

Qu’est-ce Que C’est? (*) yazısına devam et

Ulusal Bayram Coşkusu?

19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı haftasındayız. Tüm ulusumuza kutlu olsun.

Büyük Önder‘in, işgalci Batı’ya karşı başarılı olmuş ilk ve tek Kurtuluş Savaşı’nı başlattığı gün, 19 Mayıs 1919.

Biz bu satırları yazdığımız sırada, AKP’li Gaziantep Belediyesi ulusal bayramımızın adından, “Atatürk’ü Anma”yı çıkarmıştı. Onu, Atatürk sevmez egemen güçlerin sesi, öteki kimi kurum ve kuruluşlar izleyebilir.

Bu sevimsiz olasılık önce devlet kanalı TRT’yi akla getiriyor.

Köktendinci FETÖ’nün 15 Temmuz 2016 darbe girişiminden sonra üç aylığına OHAL ilan edilmişti, biliyorsunuz. Ama, 18 Nisan 2018’de yedinci kez uzatıldı.

OHAL, yönetime; halkımızın silahsız, saldırısız, toplantı ve yürüyüş yapma hakkından, haber alma özgürlüğünün kısıtlanmasına; Atatürk anıtlarına çelenk koymanın bile engellendiği ulusal bayram kutlamalarından, sinema sahne gösterilerine değin geniş bir alanda “yasaklama” yetkileri sunuyor.

Ulusal Bayram Coşkusu? yazısına devam et

Demokrasi Umudu

Milletvekili genel seçimleriyle cumhurbaşkanlığı seçiminin yapılacağı 24 Haziran’a doğru geri sayım hız kazandı.

Türkiye Cumhuriyeti’nin – kimi çevrelerce son yıllarda ısrarla karalanmaya çalışılan ulusal kahramanımız İsmet İnönü tarafından- çok partili düzene kavuşturulduğu 1946 yılından beri 72 yıl geçti.

Bu sürede yaşadığımız iyi kötü siyasal – sosyal deneyimler, bizi ‘demokratik olgunluk’ bakımından hangi noktaya getirdi, bunu önümüzdeki bir buçuk ay gösterecek. Yani seçimler öncesinde, sırasında ve sonrasında…

Demokrasi Umudu yazısına devam et