Baş ‘Dil’le Tartılır -8

Temel, çok başarılı bir öğrenciymiş. Üniversiteyi bitirdikten sonra Cambridge’te master, Oksford’da doktora yapıp yurda dönmüş. Yakınları, “Herhâlde eğitim hayatına noktayı koymuşsundur.” demişler.

Temel, “Hayır!” demiş; “Tibet’e gideceğim”.

“Niçin?”

“Yaşamın gizlerini öğrenmek için.”

Ve, Tibet’teki bir manastırda Budist rahiplerle birkaç yıl geçirdikten sonra geri gelmiş.

“Nasıl? Hayatın sırlarını öğrendin mi?” diye sormuş, yakınları.

“Evet…” diye yanıtlamış, Temel.

Herkes pür dikkat kesilmişken devam etmiş:

“Bu dünya yalan, ötesi de şüpheli!”(*)

OKU, BUDUR SONU

Yukarıdaki fıkrayı, Tv’de basın özetlerini izlerken gündelik gazete Karar’ın 5 Kasım 2017 tarihli manşetini görünce anımsadık:

“Eğitimin fazlası zarar!”

Başlığı alaysılı (ironik) haber; TÜİK‘in Temmuz 2017 işgücü verilerine göre, ülkemizde yüksek öğrenim görmüş kişilerin vasıfsız işçilere oranla iş bulma olanaklarının azlığına ilişkindi. Daha şaşırtıcısı, 2009 – 2016 yılları arasındaki “Gelir ve Yaşam Koşulları” araştırma sonuçları; üniversite eğitimlilerin gelir artışının, düşük eğitimlilerden ‘daha az olduğunu’ ortaya koyuyordu. Yedi yılda, özellikle kadınlardan okur yazar olmayanların geliri yüzde 250, üniversite bitirmiş olanların ise sadece yüzde 89,5 artmıştı.

En az, iflah etmez eğitim – öğretim açlığı içindeki Temel’in, vardığı kültürel dorukta kaderciliğe dönmesi kadar insanı buruk biçimde gülümseten, gerçekten iç karartıcı, ülkemizin yarınları için umut kırıcı bir ‘paradoks’!

VAH GAZETECİM!

Gazeteciler arasında eğitim durumuna göre iş bulma ve gelir kıyaslaması verileri ise elimizde yok. Ama, TGC Yönetim Kurulunun 2016 basın raporuna göre, 10 bin meslektaşımız işsiz. TGS’nin 8 Kasım 2017 günkü açıklamasına göre de 150 gazeteci ve medya çalışanımız cezaevinde. Aile bireyleriyle beraber sayısı elli bini aşan işsiz – aşsız – mahpus gazetecilerle yakınlarının, 2018 yılbaşından itibaren daha da şiddetlenecek zam sağanağına karşı Tanrı yardımcıları olsun.

Bu arada, medyada çalışmakta olan kardeşlerimizin, ‘eğitimin fazlasını zararlı bulmayan’ yöneticiler tarafından, iyi eğitimli dolayısıyla da donanımlı gençler arasından seçildiklerini umuyoruz. Tabii ki günümüzün insanca yaşam koşullarına uygun parasal olanaklara kavuşturularak…

 ‘MEZBELELİK’ NE?

Bu iyi dileklerimiz, medyamız hakkında ‘özeleştiri’ yapmamıza engel değil elbet. ‘Doğru Türkçe’ uyarılarımızı sürdürüyoruz…

Ortadoğu’nun 1 Kasım 2017 günkü manşeti:

“İP’in sonu mezbeleliktir”

Gazete, MHP lideri Bahçeli’nin sert sözlerini manşete taşımış. Başlıktaki “İP”, Meral Akşener ve arkadaşlarının yeni kurdukları “İyi Parti”.

“Mezbelelik” ise yanlış Türkçe!

Arapça kökenli “mezbele”; çöplük, demek.

“Mezbelelik” ise ‘çöplük-lük’ gibi uydurma, saçma bir sözcük.

 GRAM GRAM ‘EPİGRAM’

Kasıldık kasım kasım / Yine geldi On Kasım / Cehape kanı pompaladı / Anıtkabir’de kalp kasım!

 

 (*) Maçkalı Hasan Tunç’un (1912 – 1986) türküsü: “… Gökteki yıldızları / Sayalım elli elli / Bu dünyadan fayda yok / Öteki de şüpheli”. Fıkra, bu türküden esinle üretilmiş olabilir.