Baş ‘Dil’le Tartılır -11

Mesleğimizde, müthiş cevherler ortaya çıkmaya başladı! Örneğin; TRT Haber ekranında, 4 Aralık günü bir gazeteci, Kılıçdaroğlu’nun ‘beden dili’ni yorumladı; CHP liderinin ‘yalan söyleme eğitimi’ almış olduğunu söyledi. İlk anda ‘tersinleme’ (ironi) yapıyor olabilir mi? diye düşündük ama arkadaşın yüz ifadesi gayet ciddiydi. İzlencenin, TRT’de sayıları her gün artan, hidayete ‘ermiş’ kadın sunucusu da kendisini içtenlikle onayladı; salla başını al maaşını!

(Geçen ay evimizdeki elektrik tüketimi için şahsen BEDAŞ’a ödediğimiz 251 TL’den TRT’ye verilen pay, helal olsun!)

Şaka gibi ama ne yazık ki kahredici gerçek:

Ülkemiz, korkunç bir girdabın içinde, her an biraz daha dibe sürükleniyor. Hepimizin bildiği nedenlerle yıllardır bağıra çağıra gelmekte olan -uluslararası ve ulusal- felaketlerin eşiğinde, ‘suyun yüzüne nasıl çıkabiliriz’i konuşmamız gerekirken topluma her gün, deyiş yerindeyse en az birkaç posta hakaret bunalımı yaşatılıyor.

‘YANSITMA’ İLLETİ

Tv’de, Şevket Altuğ’un oynadığı bir fırın reklamı vardı. Adam, gecenin ileri bir saatinde kalkıp kendine börek pişiriyor. Karısına yakalanınca da ürkü hâlinde fırını gösterip sözde savunmaya geçiyor:

– Ben yapmadım, o yaptı!

Psikolojide, “yansıtma” diye bir kavram var; bir anlamıyla, başımıza gelen kötü şeylerin sorumlusu olmadığımıza kendimizi inandırıp suçu tamamen başkalarına atmak, demek. Bu durumda, suçlulara (!) her türlü kötü davranışta bulunmaya, sövüp saymaya da hakkımız olduğuna kendimizi inandırırız.

Hele arkamızda bilisiz (cahil) ya da bize çıkar bağıyla bağlı Şark kurnazı kitleler varsa…

Sorunumuzun kişisel ve sınıfsal olmaktan çıkıp hiç abartısız, toplumca varlık – yokluk, kısaca ‘beka’ sorununa evrildiği bu günlerde; ‘toplumsal vicdan’ın ta kendisi demek olan ‘hak, hukuk, adalet’ ortak paydasında buluşamayacaksak ne zaman buluşacağız?

Tek çare, zararın bir yerinden dönebilme erdemini göstermemiz.

Hemen!

 2 REKLAM YANLIŞI

Son haftalarda kulağımızı tırmalayan bir reklam sloganından:

“… Ta ki mutluluk, maviyle buluşana dek.”

Türkçede, “ta ki” diye başlayan bir tümce, “dek (kadar) ilgeciyle bitmez.

Sloganın doğrusu şöyle olabilir:

1- … Ta mutluluk, maviyle buluşana dek.

2- … Ta ki mutluluk, maviyle buluşsun.

Bu da bir iklimleme aygıtı (klima) reklamından:

“…’dan size müjdeli haber…”

Müjde, ‘sevindirici haber’ ya da ‘sevindirici haberi getiren kişiye verilen bahşiş’ demek.

Dolayısıyla ‘müjdeli haber’ yerine, ‘müjde’ sözcüğü yeterli.

TOPLU TAŞIM?..

Halk TV’nin 15 Kasım günkü haber bültenlerinde birkaç kez yinelenen anlatım:

“Ankara’da toplu taşım…”

Melih Gökçek’in istifa ettirilmesinden sonra Ankara Belediye Başkanlığı görevine getirilen Mustafa Tuna, başkentte kamu araçlarıyla ulaşımı yirmi dört saate çıkarmış.

Haberde, “toplu taşım” yerine, elbette “toplu taşıma” denmesi gerekiyor.

Çünkü “taşım; yemeğin taşacak kadar kaynaması” demek.

“Toplu taşım” ise ulaşımda değil, olsa olsa ‘aşçılar şenliği’nde yapılabilir!

GRAM GRAM ‘EPİGRAM’

N’olacak bu / Ekonominin hâli? / Of  of… / Off – shore!