“Babam ‘Koffe’ İçiyo…”

Atatürk, 87 yıl önce “millî his ile dil arasındaki bağın çok güçlü” olduğunu belirtip şöyle demiş:

“Türk dili, Türk milletinin kalbidir, zihnidir.”

Ne garip tersinleme (ironi) ki günümüzde “zihinsel”in yerine, söz birliği etmişçesine İngilizcesini kullanıyoruz:

“Mental”.

Özellikle de TV’lerin spor izlencelerinde mental aşağı, mental yukarı!

İki spor insanının dışında…

30 Nisan 2017 günü BJK futbol takımı, Medipol Başakşehir’e 3-1 yenilmişti. Karşılaşmadan sonra, BJK Teknik Direktörü Şenol Güneş, her zamanki alçakgönüllülüğüyle şöyle dedi:

– … Takımımı ‘zihinsel’ olarak hazırlayamamışım.

Ardından da Medipol Başakşehir Teknik Direktörü Abdullah Avcı, ‘zihinsel’ sözcüğünü kullandı.

Her ikisine de teşekkürler.

AİHM’E Mİ, AİHM’YE Mİ?

Medyamızda (93. yaşını buruk kutlayan, emekçileri tutuklu Cumhuriyetin dışında) ortak bir yazım yanlışı:

“(Halkoylamasına ilişkin) CHP’nin AİHM’e itiraz başvurusu…”

Türkçede ek, kısaltmaların okunuşuna göre konulur.

Doğru örnekler:

BM’ye, TÜBİTAK’ın, TÜİK’ten…

Dolayısıyla, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kısaltmasına, yönelme eki getirilirken AİHM’ye denmeli.

Kaldı ki “AİHM’e” yanlış örneğindeki ‘-e’ eki, bu kısaltmanın açılımına bile uymuyor!

Evrim Küçük’ün, 5 Mayıs 2017 tarihli Dünya’da, “Emtia Piyasalarında ‘Haziran’ Gerginliği” başlıklı bir yazısı yayımlandı. Yazısında Küçük, ABD Merkez Bankasının önümüzdeki ay faizleri yükselteceği yolundaki beklentinin, “emtia piyasaları”nı baskı altına soktuğunu belirtiyor.

Yazıyı gazetenin ön sayfasına taşıyan editör, üç sütuna şu başlığı atmış:

Emtialarda Haziran Gerginliği”

Emtia; Arapça kökenli “meta” (mal) sözcüğünün çoğulu. Zaten çoğul olan sözcüğe bir de çoğul eki ekleyip “emtialar” demek yanlış.

KOLTUĞA ÇİVİLENDİK

Biz Türkler, günde ortalama 5,5 saat TV izleyerek Amerikalıların bu alandaki dünya rekorunu elinden aldık, biliyorsunuz.

Kötü rekortmenliğimizin bir anlamı da şu:

TV ekranlarında yapılan dil yanlışları, bir prizmanın çoğalttığı zararlı ışınlar gibi toplumca en çok bizi olumsuz etkiler.

Kanal D’nin gözde dizisi “Vatanım Sensin”in 30 Mart geceki bölümünde; Yıldız (Pınar Deniz) ile “Senin Leon ile evlenmene izin vermiyorum!” diyen annesi (Bergüzar Korel) arasındaki konuşma:

Babam bu konuda ne dedi?

– Elinin körü, dedi. Zıkkımın peki, dedi.

Bu deyimdeki “eli” sözcüğü, ‘ölü’; “kör” (gor) ise ‘mezar’ demek. “Elinin körü” de “Hay senin ölünün mezarına…” anlamında bir sövgü ya da ilenç sözü.

“Zıkkımın peki”nin ise yukarıdaki diyalogda yeri olamaz. Çünkü, zıkkımın kökünü (pekini, dibini) ye!” deyimi; ancak kendisine sunulan yiyeceği beğenmeyen kişilere söylenir.

Bu diyalogdan daha da gülüncü, bir akaryakıt firmasının, günde yüz kez yayımlanan TV reklamında geçiyor! Reklamcı arkadaş, beş yaşındaki oyuncu çocuğa ne söyletse beğenirsiniz:

– Babam ‘koffe’ içiyo…

Zaten, kahve içse günaha girerdi!

GRAM GRAM ‘EPİGRAM’

Şark kurnazı dinbaz / Sözde edep âşığı / Doksan dört yıldır / Aynı sapkın kafayla / Dönüp dolaşıp / Düştüğü çıkmaz / Atatürk’e iftira / Ve hep belden aşağı!