Kerim Evren tarafından yazılmış tüm yazılar

ALKIŞ’A 100. KEZ ALKIŞ!..

Kahramanmaraş ve çevresinden başlayıp yazın (edebiyat) ışığıyla Türkiye’yi aydınlatan “Alkış”, 100’üncü sayısına ulaştı. İlk sayısı Mayıs 2002’de yayımlanan derginin kurucusu Dr. Oğuz Paköz başta olmak üzere Alkış’a emeği geçen, her türden yazılarıyla, şiirleriyle katkıda bulunan herkesi canıgönülden kutluyoruz.

İki ayda bir yayımlansa da bir yazın dergisi çıkarmanın ne denli özveri gerektirdiğini bilenlerdeniz. Gerçek bir Anadolu bilgesi olan gedikli dostumuz Dr. Paköz’ün, yazılarındaki, kitaplarındaki pırıl pırıl Türkçesine olduğu gibi, tüm zorluklara karşın ülkemiz kültürüne Alkış’la yaptığı hizmeti sürdürme kararlılığına, direncine de hayranız.

Nice 100’üncü sayılar diliyoruz.

ALKIŞ’A 100. KEZ ALKIŞ!.. yazısına devam et

Bayramlık Müzikal Çözümler (!)

Okullar yaz dinlencesine girdi. Sabahın köründe uykulu gözlerle okul yoluna düşen çocuklar da mutlu, anne babalar da, çileli öğretmenlerimiz de.

Metro asansöründe, çocuğunun saçlarını sevgiyle okşayan anne, yanındaki kadına dönüp şöyle dedi:

– Dedesi, saçlarını bu kadar uzattığını görmesin!

– Çocuğa karışır mı?

– Hem de nasıl! Piyano kursuna yazdırdım, “Çocuğu soğan erkeği mi yapacaksınız?” diye kıyameti kopardı!

‘Soğan erkeği’ denince son günlerde dünyayı sevgiyle güldüren bir video görüntüsü canlandı gözümüzde. İleri Batı ülkelerinden birinde, iki buçuk yaşındaki bir kız çocuğu, bale gösterisi için çıkarıldığı sahnede, izleyici kalabalığını görünce kilitlenip kalmıştı. İri kıyım siyahî baba, kucağında diğer bebeğiyle sahneye fırlamış, hiç de kaba saba olmayan bale adımlarıyla minik kızını ‘havaya sokup’ durumu kurtarmıştı. İzleyenlerden en büyük alkışı da -bizim ‘kahredici’ çoğunluğumuza göre hiç kuşkusuz ‘soğan erkeği’ olan baba- almıştı.

Bayramlık Müzikal Çözümler (!) yazısına devam et

Yaşam Hakkı İçin Teşekkürler (!)

Haftalardır Tv haber bültenlerini izlerken kasık bağı gibi gerilmekten içimiz daraldı. Hafakanlar (yürek çarpıntıları) bastı.

24 Haziran Seçimleri için yürütülen kampanyalardaki “düzey”i serinkanlılıkla karşılamak hiç kolay değil.

Son olarak 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nın adından “Atatürk’ü Anma”yı çıkaran AKP’li Gaziantep Büyükşehir Belediyesi; bu kez de miting için kente gelen Meral Akşener’in konvoyunun önünü, çöp kamyonu ile kesip bir süre geçit vermedi. Belediye başkanı ise bunu ‘tamamen güvenlik amaçlı’ yaptıklarını söyleyip Akşener’i Gazianteplilerden özür dilemeye çağırdı.

Doğrusu, ülkemizde kimin, kimlerden ve neden özür dilemesi gerektiği konusunda kafalar o denli karıştırıldı ki neredeyse yaşam hakkı tanıdıkları (!) için birileri bizden teşekkür bekliyor gibi!

Aslında, söz konusu belediyece yanlış anlaşılma olabilir; en üst düzeyden bir siyasetçimiz “çöp” benzetmesini, Cumhurbaşkanı adayı Akşener’in İYİ Parti’si için değil, “Cehape” için yapmıştı!

Yaşam Hakkı İçin Teşekkürler (!) yazısına devam et

Tektipleştirme Özlemi

Bu günün Türkiye’sini yönetenler, 16 yıl önce halktan oy isterken “Üç Y” olarak adlandırdıkları bir vaatler dizisi sunmuşlardı:

“Yolsuzluk, yoksulluk ve yasaklarla mücadele.”

Bunu, “yargı”yı da ekleyerek “Dört Y” yapabilirlermiş aslında!

Ülke olarak geldiğimiz noktada ne anayasa ve yasalarımızı açıkça çiğneyenlerin üzerine evrensel hukuk ilkeleriyle gidebilecek ne de -hâlen 148 gazeteci ve medya çalışanımız hapiste olduğuna göre- düşünce ve anlatım özgürlüğü için güvence sayılabilecek bir “bağımsız yargı”dan söz edilebiliyor.

Öte yandan devletin Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) verilerine göre, 2017 yılında açlık ve yoksulluk sınırının altında yaşayanlarımızın sayısı 14,4 milyon kişiye ulaştı.

Tektipleştirme Özlemi yazısına devam et

Qu’est-ce Que C’est? (*)

Türkiye’de, Yüksek Öğretim Kurumu (YÖK) adı verilen, 12 Eylül Askerî Darbesi’nden sonra üniversitelerin başına lök gibi oturtulmuş bir kurum var, biliyorsunuz.

Bu YÖK‘çüler geçenlerde, Türkiye’de henüz öğrencisi olmayan Fransız Dili ve Edebiyatı ile Fransızca Öğretmenliği bölümlerine öğrenci alınmamasına karar verdiler.

Bu kısıtlama / yasağın açıklanan iki gerekçesi:

1- Fransa ile ‘mütekabiliyet’. Yani, bu ülkenin hiçbir üniversitesinde lisans düzeyinde Türk Dili ve Edebiyatı ya da Türkoloji bölümü bulunmayışı!

2Fransa’da, eski Cumhurbaşkanı Sarkozy, eski bakanlar, Yahudi ve Hristiyan cemaatleri temsilcileriyle yazarların da bulunduğu 300 kişinin imzasını taşıyan bir bildiriyle; Kuran’dan ‘şiddet ve Yahudi karşıtı düşünceleri yaydığı savıyla kimi ayetlerin çıkarılmasının’ istenmesi.

Qu’est-ce Que C’est? (*) yazısına devam et