Kerim Evren tarafından yazılmış tüm yazılar

KÖPEKNAME

Mecnun, bir köpeğe bakarken dalıp gidince yanındakiler meraklanıp sormuşlar:

Hayrola? Köpeğin diğerlerinden farklı bir özelliği mi var?

– Hayır! Bu da ötekiler gibi bir köpek ama Leyla’nın köyünden geliyor.

Leyla’sına olan destansı aşkı; salt onunla aynı toprağa ayak bastığı, aynı havayı soluduğu, kim bilir belki de başını şefkatle okşadığı hüzünlü bir sokak köpeğine yönelen bakışlarına bile yansımış olmalı, Mecnun’un.

Aslında, bu gezegeni paylaştığımız canlı – cansız tüm varlıklar gibi, sokak köpekleri de sevgimizle birlikte saygımızı hak ediyor.

İsmet Zeki Eyuboğlu, Eski Türklerin “On İki Hayvanlı Takvim”inde “İt (köpek) Yılı” denilen bir dönem olduğunu, dolayısıyla da atalarımızın köpeği kutsal saydıklarını (*) belirtiyor.

Evcilleştirilmesinden bu yana geçen 14 bin yıldır insana çok yakın olan bir canlının adının, zaman içinde nasıl olup insan için bir aşağılama sıfatına dönüştüğünü ise anlamak güç.

Örneğin, şöyle bir atasözümüz var:

İtin (köpeğin) duası kabul (makbul) olsa (-ydı) gökten kemik yağar (-dı).”
Aşağılık kişinin istediği olsaydı dünya, yalnız kendisinin işine yarayan, başkalarını rahatsız eden şeylerle dolardı, anlamında…
Köpeği, aşağılık insan ile özdeş sayıyoruz.

Öte yandan, “çok yaltaklanan” kişilere de “köpek gibi” diyoruz.

KÖPEKNAME yazısına devam et

ALKIŞ’A 100. KEZ ALKIŞ!..

Kahramanmaraş ve çevresinden başlayıp yazın (edebiyat) ışığıyla Türkiye’yi aydınlatan “Alkış”, 100’üncü sayısına ulaştı. İlk sayısı Mayıs 2002’de yayımlanan derginin kurucusu Dr. Oğuz Paköz başta olmak üzere Alkış’a emeği geçen, her türden yazılarıyla, şiirleriyle katkıda bulunan herkesi canıgönülden kutluyoruz.

İki ayda bir yayımlansa da bir yazın dergisi çıkarmanın ne denli özveri gerektirdiğini bilenlerdeniz. Gerçek bir Anadolu bilgesi olan gedikli dostumuz Dr. Paköz’ün, yazılarındaki, kitaplarındaki pırıl pırıl Türkçesine olduğu gibi, tüm zorluklara karşın ülkemiz kültürüne Alkış’la yaptığı hizmeti sürdürme kararlılığına, direncine de hayranız.

Nice 100’üncü sayılar diliyoruz.

ALKIŞ’A 100. KEZ ALKIŞ!.. yazısına devam et

Bayramlık Müzikal Çözümler (!)

Okullar yaz dinlencesine girdi. Sabahın köründe uykulu gözlerle okul yoluna düşen çocuklar da mutlu, anne babalar da, çileli öğretmenlerimiz de.

Metro asansöründe, çocuğunun saçlarını sevgiyle okşayan anne, yanındaki kadına dönüp şöyle dedi:

– Dedesi, saçlarını bu kadar uzattığını görmesin!

– Çocuğa karışır mı?

– Hem de nasıl! Piyano kursuna yazdırdım, “Çocuğu soğan erkeği mi yapacaksınız?” diye kıyameti kopardı!

‘Soğan erkeği’ denince son günlerde dünyayı sevgiyle güldüren bir video görüntüsü canlandı gözümüzde. İleri Batı ülkelerinden birinde, iki buçuk yaşındaki bir kız çocuğu, bale gösterisi için çıkarıldığı sahnede, izleyici kalabalığını görünce kilitlenip kalmıştı. İri kıyım siyahî baba, kucağında diğer bebeğiyle sahneye fırlamış, hiç de kaba saba olmayan bale adımlarıyla minik kızını ‘havaya sokup’ durumu kurtarmıştı. İzleyenlerden en büyük alkışı da -bizim ‘kahredici’ çoğunluğumuza göre hiç kuşkusuz ‘soğan erkeği’ olan baba- almıştı.

Bayramlık Müzikal Çözümler (!) yazısına devam et

Yaşam Hakkı İçin Teşekkürler (!)

Haftalardır Tv haber bültenlerini izlerken kasık bağı gibi gerilmekten içimiz daraldı. Hafakanlar (yürek çarpıntıları) bastı.

24 Haziran Seçimleri için yürütülen kampanyalardaki “düzey”i serinkanlılıkla karşılamak hiç kolay değil.

Son olarak 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nın adından “Atatürk’ü Anma”yı çıkaran AKP’li Gaziantep Büyükşehir Belediyesi; bu kez de miting için kente gelen Meral Akşener’in konvoyunun önünü, çöp kamyonu ile kesip bir süre geçit vermedi. Belediye başkanı ise bunu ‘tamamen güvenlik amaçlı’ yaptıklarını söyleyip Akşener’i Gazianteplilerden özür dilemeye çağırdı.

Doğrusu, ülkemizde kimin, kimlerden ve neden özür dilemesi gerektiği konusunda kafalar o denli karıştırıldı ki neredeyse yaşam hakkı tanıdıkları (!) için birileri bizden teşekkür bekliyor gibi!

Aslında, söz konusu belediyece yanlış anlaşılma olabilir; en üst düzeyden bir siyasetçimiz “çöp” benzetmesini, Cumhurbaşkanı adayı Akşener’in İYİ Parti’si için değil, “Cehape” için yapmıştı!

Yaşam Hakkı İçin Teşekkürler (!) yazısına devam et

Tektipleştirme Özlemi

Bu günün Türkiye’sini yönetenler, 16 yıl önce halktan oy isterken “Üç Y” olarak adlandırdıkları bir vaatler dizisi sunmuşlardı:

“Yolsuzluk, yoksulluk ve yasaklarla mücadele.”

Bunu, “yargı”yı da ekleyerek “Dört Y” yapabilirlermiş aslında!

Ülke olarak geldiğimiz noktada ne anayasa ve yasalarımızı açıkça çiğneyenlerin üzerine evrensel hukuk ilkeleriyle gidebilecek ne de -hâlen 148 gazeteci ve medya çalışanımız hapiste olduğuna göre- düşünce ve anlatım özgürlüğü için güvence sayılabilecek bir “bağımsız yargı”dan söz edilebiliyor.

Öte yandan devletin Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) verilerine göre, 2017 yılında açlık ve yoksulluk sınırının altında yaşayanlarımızın sayısı 14,4 milyon kişiye ulaştı.

Tektipleştirme Özlemi yazısına devam et