ANA SAYFA
TÜM YAZILAR
ARAMA
LİNKLER
İRTİBAT


Güncel Örneklerle Medyada Dil Yanlışları

Kerim Evren'in "Güncel Örneklerle Medyada Dil Yanlışları" adlı kıtabı piyasada!

AYRINTILAR VE SATIN ALMAK İÇİN TIKLAYIN!




Hızlı Arama


Anket
"Her biri" ayrı yazılır!
  


Yamuk camın ünlüsü Yazdır E-mail
BU köşeye sık sık -kendi isteği dışında- konuk ettiğimiz bir “ünlü” var:
Prof. Dr. Ali Atıf Bir.
Sayın Bir’i mercek altına almamızın birinci nedeni, daha önce de belirttiğimiz gibi kendisinin “medyamıza eleman yetiştiren” bir akademisyen olması. Ali Atıf Bir Hoca, Eskişehir Anadolu Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı’ydı. İstanbul’daki Bahçeşehir Üniversitesi’nin İletişim Fakültesi Dekanlığı’na transfer edildi.
Ülkemizde bilim adamlarının büyük çoğunluğu çok ‘mütevazı’ koşullarda yaşar.
Günümüzde onlara verilen değeri anlatmak için şu örnek çarpıcı:
Bu yılki devlet bütçemizden Diyanet İşleri’ne ayrılan pay, ülkemizdeki 22 devlet üniversitesinin toplam payı kadar.
Pek çok bilim adamımız, adı yalnızca bilimsel yayınlarda geçtiği için halk tarafından tanınmaz, bilinmez. Ama, hiçbirinin bundan şikâyetçi olduğunu duymadık.
Aralarından kimileriyse ‘mütevazı’ kalmak yerine medyatik olmayı seçer. Onlar, hem özel üniversitelerimizce hem de özel medyamızca havada kapılırlar.
İşte, Bir Hoca da yazılı - görsel medya aracılığıyla neredeyse her gün her gece evlerimize konuk olan bilim adamlarından.
Kâh reklamcılara not veriyor kâh türkücü adaylarına.
Böylesine reyting yaptığına göre, biz de kendisine yer vermekle köşemizi ‘okunma garantili’ hale getirebildiğimizi (!) umuyoruz.
Ama, Sayın Bir için madalyonun bir de öbür yüzü, yani “şöhretin bedeli” var; başta dediğimiz gibi, “mercek altında olmak”!
Ferhan Şensoy “Hacı Komünist” adlı son kitabında Sayın Bir’i “yamuk camın ünlüleri” (1) arasında sayıyor. Ünlü tiyatrocu, kitabında, bir “tekel”in kırılmasını istiyor ve “... Ali Atıf İki Hoca ya da bir sürü hoca olsa daha şenlikli olacak ortalık” diyor.
Eyvah!..
Bakın, neden eyvah:
Bir Hoca’yı son olarak Kanal D’deki “Bu Toprağın Türküsü” adlı THM yarışmasında seçici kurul üyesi koltuğunda gördük.
11 Ekim 2005 geceki yarışmada Sayın Bir, bir türkücü adayını eleştiri oklarıyla adeta kirpiye çevirirken şöyle bir gerekçe öne sürdü:
“-Benim de yüksek lisans öğrencilerim var, kırasıya eleştiriyorum”.
Seçici kurulun bir başka üyesi şarkıcı – yazar Pakize Suda, iletişim profesörü, dekan Bir’e itiraz etti:
“-Kırasıya değil, kıyasıya”...
Ancak, Bir Hoca ısrarlıydı:
“-Kırasıya, yeni bir şey”...
Eyvahlar listesine devam:
Sayın Bir, 6 Eylül 2005 tarihli köşe yazısında “Hürriyet’in en küçük hataları bile abartılıyor.” diyordu. “Gazete sektöründe bir Hürriyet takıntısı olduğunu” öne sürüyordu.
Sayın Bir’in yazılarından ilginç Türkçe örneklerine dikkat çekelim, bunların “küçük hata” olup olmadığına sizler karar verin. Söz gelimi, yukarıdaki serzenişte bulunduğu yazısında şöyle bir sözcük var:
“Sütyen”
Ve, şöyle bir tümce:
“(Şarkıcı Yaşar), sahnedeki hareketleri ve dansları için bir kareograftan yardım almalı”.
Kadınların göğüs askısının aslında ‘süt’le ilgisi yok; o sözcük ‘u’ harfiyle yazılan “sutyen” (Fr. soutien-george).
Yukarıdaki tümcede geçen Fransızca kökenli sözcük de ne “kare” ne de bir başka geometrik biçim adıyla başlar; dans, bale usul ve sanatına “koreografi” (Fr. chorégraphie); bu tür sanatsal gösteriyi hazırlayan kişiye ise “koreograf” denir.
Bizce işin çok daha “feci” yönü, Bir Hoca’nın, dilimizdeki “de, da”nın hangi durumda ek, nerede bağlaç, ne zaman ilgeç (edat) olduğunu hâlâ karıştırıyor olması.
İşte, 19 Eylül 2005 günkü yazısından iki alıntı:
“Perakende de Kiler, Yimpaş”...
“Yakında müslüman dünya nasıl kurulduysa Türkçü ve Kürtçü dünyada kurulacaktır”.
Bir Hoca, yukarıdaki ilk örnekte bir ek olan “de”yi, “perakende” sözcüğüne bitişik yazması gerekirken ayrı yazmış.
İkinci tümcedeyse tam tersine; bir bağlaç olan ve “dünya” sözcüğünden ayrı yazması gereken “da”yı, sözcüğe bitiştirmiş. “Müslüman” sözcüğünü küçük ‘m’ harfiyle başlatması da cabası!
Aynı yazıda, ‘s’ ünsüzüyle bittiği için Farsça “-hane” ekinin h’si düşmeden eklenmesi gereken ‘dershane’yi de ‘dersane’ yapmış.
12 Eylül 2005 tarihli yazıya buyurun:
“Asprin’de ağrı kesici, Ben-Gay de tüketicinin mantığı işi çözer, sanılmış”.
“Signal Experience ‘beyazlatırım’ diyenlerden. Yeni reklamında Signal, ‘beyazlatır’ konseptini ‘Göz kamaştırır’ diyerek ifade ediyor”.
Yukarıdaki tümcelerden basbayağı bozuk olan ilkinde “de” bağlacıyla özel ad arasına kesme imi konulmayacak; “Aspirin de” denilecek.
İkinci tümcede, şu dilbilgisi kuralının ihlali var: Anlamlı bir tümce değeri taşıyan alıntı sözcükleri büyük harfle başlar. “Beyazlatırım.” sözcüğü, bir tümce değerinde olduğu için büyük harfle başlatılacak. “Beyazlatır.” da öyle... Hoca’dan, daha onlarca vahim dil yanlışı örneği sıralayabiliriz.
Ama bize ayrılan yer bitti.
Ali Atıf Bir’in medya facialarıysa tüm acımasızlığıyla sürüyor!


(1) Şensoy, Ferhan; Hacı Komünist, Ortaoyuncular Yayınları, 4. Basım, Mart 2005, sayfa 24-25

(17/11/2005)

< Önceki   Sonraki >