ANA SAYFA
TÜM YAZILAR
ARAMA
LİNKLER
İRTİBAT


Güncel Örneklerle Medyada Dil Yanlışları

Kerim Evren'in "Güncel Örneklerle Medyada Dil Yanlışları" adlı kıtabı piyasada!

AYRINTILAR VE SATIN ALMAK İÇİN TIKLAYIN!




Hızlı Arama


Anket
"Her biri" ayrı yazılır!
  


Tehlikeli oyun Yazdır E-mail
Gazi Üniversitesi’nden bilim adamlarınca yapılan bir araştırmaya katılanların yüzde 34.4’üne göre, "Türkiye’nin gelecekte karşılaşacağı en önemli sorun, ulusal kimliğin zayıflaması" imiş.
Padişahın kullarından özgür, onurlu bir ulus yaratan "Gazi"mizin adını taşıyan üniversiteyi, bu bilimsel saptaması nedeniyle kutlarız.
Ulusal kimliğimizin en önemli parçası olan Türkçenin türlü kesimlerce -yüreğimizi kanatan- katline yıllardır yazılarımızla dikkat çekmeye çalışırız. 
Bugün de "ulusal kimlik yitimi"nin bir başka acı göstergesine, "spor" adı altındaki kitlesel yozlaşmaya değinmek istiyoruz.
İnönü Stadı’nda pazar günü oynanan Beşiktaş - Çaykur Rizespor futbol maçında 16 yaşında bir gencin bıçaklanarak öldürülmesine, spor medyamız pek şaştı.
Bizse üzüldük ama zaten yıllardır Türk sporunda olup bitenleri ağzımız sürekli bir karış açık izlediğimiz için artık şaşırmamayı öğrendik.
Çünkü...

KADIKÖY’DE ON BİNLERİN AĞIR HAKARETİ

On yıl kadar önce oğlumuzu bir Fenerbahçe-Galatasaray maçına götürmüştük. Ligin son günleriydi. İki takım şampiyonluk içip puan savaşımı verirken, Fenerbahçeli bir golcü, Galatasaray’a transfer olmuştu. Bir başka deyişle iki ezeli rakipten biri, ötekinin silahını elinden alarak onu zaafa uğratmayı amaçlamıştı. İşte o maçta, Fenerbahçe taraftarları, bel bağladıkları golcüyü rakip takımın formasıyla sahada görünce çılgına döndüler. Doksan dakika boyunca hiç susmamacasına, ellerinde banknotlar sallayarak Şükrü Saracoğlu Stadı’nı şu küfürle inlettiler:
"Pez..enk H., ananı da sat"!..
Sözünü ettiğimiz kişi, önemli bir karşılaşmada takımını yüzüstü bırakıp karşı safa geçtiği için eleştirilebilirdi ama o nihayet profesyonel bir futbolcuydu. Böyle, adeta linç boyutunda kitlesel hakarete uğramayı elbette hak etmiyordu.
Oğlumuzu maça götürdüğümüze bin pişman olup utançtan yerin dibine geçmiştik.

İNÖNÜ STADI’NDAN YÜKSELEN YENİ SESLER

Aradan geçen zaman içinde futbol izleyicilerimizin profilinde, bir arpa boyu olumlu ilerleme olmadı. Hatta, küfürbazlığa; tacizci şakşakçılığı, ölüye bile saygısızlık gibi yeni utanmazlık örnekleri eklendiğini gördük.
Beşiktaş ile Fenerbahçe arasında birkaç hafta önce oynanan derbi maçında, Beşiktaşlı futbolcu Emre Aşık, Fenerbahçeli Nobre’nin poposuna el atmıştı. Beşiktaş taraftarlarının, daha sonra takımlarının Atletico Bilbao’yla oynadığı karşılaşma sırasında, şöyle tezahürat yaptıklarını duyunca kulaklarımıza değin kızardık:
"Eline sağlık, Emre Aşık"!..
On binlerce taraftarın, bir "taciz"i onayladığını gösteren bir tezahürat değil mi bu?
Pazar günkü Beşiktaş – Çaykur Rizespor maçından önce de Beşiktaşlı efsanevi futbolcu Şeref Akdik’in anısına saygı duruşu yapılması unutulmuştu. Sonradan anımsanıp maçın ikinci yarısında hata telafi edildi. Ama, o da ne?.. TV’den izlediğimiz kadarıyla, stadı dolduran taraftarlardan birçoğu saygı duruşu çağrısına uymuyor; bir dakikacık olsun sabredemeyip hoplamayı, zıplamayı, slogan atmayı sürdürüyordu.
Futbol izleyicisi adı altındaki kimi kara kalabalıklar, sporun ruhundan o denli uzaktılar ki, sporcunun dirisinden esirgedikleri saygıyı, ölüsüne de göstermiyorlardı.

HAKEMİ YANILTMAK, FUTBOLCUYA HAK MI?

Spor medyasında, bu gibi olaylara karşı zaman zaman yükselen cılız seslerin dışında çok ciddi bir tepki yok.
Hatta, tepki bir yana, kimilerinin yaklaşımı anlaşılması güç bir yumuşaklıkta.
Örneğin, yine pazar günkü olaylı maçta, Beşiktaş’ın Mısırlı futbolcusu Ahmed Hassan, ayağını rakip savunma oyuncusunun iki bacağının arasına sokarak kendini yere atmıştı. Maçın hakemi Serdar Tatlı da yanılıp Beşiktaş lehine penaltı kararı verdi. TV yorumcularından biri pozisyonu değerlendirirken, "Ahmed Hassan, takımına çok yararlı bir futbolcu. İşte, penaltı yaptırdı" diyerek, "takdirlerini" dile getirdi.
Bunun adına, en hafif deyişle "Şark kurnazlığına –siz isterseniz buna ‘sahtekârlık’ da diyebilirsiniz- prim vermek" denir.
Cılız sesler bir yandan stadyum teröründen yakınırken, öte yandan kimi TV kanallarımız spor yorumcusu olarak sağduyulu, barışçı, futbol bilgisi yeterli kişilerin yerine, "polemikçi, kavgacı, bilgisiz" olanları baş tacı ediyor. 
Bu arada, uzun süre TV ekranlarında yayınlanan bir spor gazetesi reklamı var ki, anımsadıkça insanın kanı donuyor.
Dehşetengiz reklamda, ölüm döşeğindeki bir adamın son sözleri şunlar oluyor:
"Maç, kaç kaç"?
Maçı kazandıklarını öğrenen adam "mutlu" ölüyor. Ardından ekranda bu gazetenin sloganı patlatılıyor:
"Futbol bir oyun değil, bir ölüm kalım meselesidir".
Buyrun cenaze namazına!

(25/11/2004)
< Önceki   Sonraki >