| TRT'de "Miras" ve reddimiras |
|
|
|
Gani Müjde, usta bir gülmece yazarı. Film yönetmenliğinde ve TV sunuculuğunda da başarılı. Ancak, günümüz mizahçılarının neredeyse ortak özelliği olan “dil özensizliği”nden Sayın Müjde’nin de nasibini aldığı görülüyor. Örneğin, tanınmış mizahçı, TV izlencelerini hep şu tümceyle bitiriyor: “Gülmesini bilmeyen dükkân açmasın.” “Gülme” sözcüğü, eylemden türetilmiş bir addır. Dilbilgisine göre, bu adın “-i” durumu, “y” kaynaştırma harfiyle birlikte şöyle yazılıp okunur: “Gülmeyi” İyelik eki “-si”nin gereksiz kullanıldığı bu tümcenin doğrusu elbette şudur: “Gülmeyi bilmeyen dükkân açmasın.” Yine, Gani Bey, 5 Ocak 2005 günü TRT-1’de, Metin Uca’nın sunduğu “Miras” adlı bilgi yarışmasının konuğuydu. Yarışmada “hastalıklı ya da erken doğmuş bebeklerin içine konuldukları aygıt” soruldu. Sayın Müjde, “bir baba olarak elbette bunu biliyor”du; hemen yanıtladı: “Küvez” Sunucu Metin Uca da Gani Bey’i kutlayıp onayladı: “Küvez” Oysa, söz konusu aygıta “küvez” değil, “kuvöz” (Fr. couveuse) denir. KURUM’A, “SUNAMAYICI” TRANSFERİ Kimi özel kanallarda bilgi ve kültür yarışması adı altında sergilenen bilgisizlikleri artık kanıksadık sayılır. Çünkü, bu kanallardaki kan yitimi ortada. Ama, bizim bildiğimiz TRT, gerçek bir kültür yuvasıydı. Kurum’un, Şenol Demiröz yönetiminde bu kimliğinden uzaklaştırılmayacağını umuyoruz. Umudumuzun boş çıkmaması için de Sayın Demiröz’ün TRT’deki gizli değerleri öne çıkarmak yerine, piyasadaki parlatılmış isimleri Kurum’a transfer etme kaygısından kurtulması gerekiyor. Zaten, “sunumu hoş” kimi şöhretlerin aslında kültür donanımı açısından nasıl da “nahoş” durumda oldukları, TRT ekranında hemen ortaya çıkıveriyor. Örneğin, özel bir kanaldan TRT’ye transfer edilen bir spor sunucusu, “Ukrayna”nın adının “Ukranya” olduğunu sanıyor. Aynı sunucu, her iki “a” harfini de kısa okuması gereken “akabinde” sözcüğünü, ilk “a”yı uzatarak “âkabinde” diye telaffuz ediyor. Her söze, kendisine soru sorulmuş gibi “Evet” diyerek başlıyor. TRT okulundan geçenlerin çok iyi bildikleri, “tümcelerde gereksiz yardımcı eylem kullanmama” ilkesinden habersiz. O yüzden gereksiz konuşuyor; örneğin, “Hatırlatayım” diyecekken, her defasında “Kısa bir hatırlatma yapayım.” diyor. TRT’YE YAKIŞMAYAN YARIŞMA Şimdi, TRT-1’deki “Miras”a dönüp biraz Metin Uca’dan ve bu yarışmadan söz edelim. Sayın Uca da TRT dışından transfer edilmiş bir sunucu. Onun da fizyonomisi düzgün, sunumu hoş. Ancak, daha önce Star TV ve Show TV’de sunduğu “Passa Parola” adlı yarışma, dil ve bilgi yanlışlarından geçilmiyordu. Benzer yanlışlar, şimdi de TRT’deki “Miras”ta sürüp gidiyor. Örneğin, Gani Müjde’nin konuk yarışmacı olduğu günkü dil bilgisizliği, “kuvöz”ün tanınmaz hale getirilmesinden ibaret değildi. “Miras”, birkaç bölümden oluşuyor. Bu bölümlerden birinin adı: “Başbaşa” Oysa, dilimizde yazım (imlâ) kuralıdır; ikilemeler ek alsa da ayrı yazılır: “Baş başa”, “göz göze”, “el ele”, “diz dize”... Bir başka bölümün adı: “Demirleblebi” “Miras”çılar, bunun bileşik sözcük olduğunu nereden çıkardınız? Elbette bitişik değil, ayrı yazılan bir tamlama bu: “Demir leblebi” Aynı yarışmada, ABD’nin ünlü sinema kenti “Los Angeles”, sanki bizim Karadeniz Bölgesi’ne taşınmıştı (!): “Los Angelas” Bir başka soruda geçen sözcük: “İngilizce’yi”... Özel adlardan türetilen sözcükler, eklerinden kesme imiyle ayrılmaz. Dil adları dahil; Türkçeden, İngilizceyi, Fransızcadan... derken kesme imi kullanılmaz. Bir dil yanlışı da TRT’nin 9 Ocak 2005 günkü “Miras” duyurusundan: “Dinazor” Bu sözcüğün doğrusu da şu değil mi: “Dinozor” HÜSNÜ ÖZYEĞİN, “HÜSNÜ MESELA” OLDU TRT Genel Müdürü Sayın Demiröz’den, Kurum’un geçmişteki kültürel “Miras”ını iyi korumasını bekliyoruz. Öte yandan bir de “reddimiras”ta bulunup kimi iktidarlar döneminde yapıldığı gibi TRT’cilerin önüne “yasak sözcükler listesi” koyma geleneğini hortlatmamasını istiyoruz. Zaten bu uygulama, uygulayıcısını trajikomik durumlara da düşürebiliyor. Nasıl, derseniz... Ahmet Çavuşoğlu, Güneş Gazetesi’ndeki köşesinde bir süre önce konuyla ilgili olarak “basın tarihine geçecek” şu anekdotu yazmıştı: “Bugün Finansbank’ın sahibi olan Hüsnü Özyeğin, o tarihlerde henüz meşhur değil ama Pamukbank’ın başına getirilmiş. (Tercüman Gazetesi’nin sahibi) Kemal (Ilıcak) Bey, Hüsnü’yü tanıtan bir haber yapılmasını istedi. ‘Genç bankacılardan Hüsnü Özyeğin, Pamukbank Umum Müdürü oldu.’ gibi bir metin hazırlandı. Ancak ‘Özyeğin’ kelimesi, ‘Örneğin’ olarak dizilmiş, bunu gören gece sekreteri, ‘Bu gazetede örneğin kelimesini kullanmak yasaktır, biz örneğin demeyiz, mesela deriz.’ diyerek haberi düzeltmiş. Ertesi gün gazetede şunu okuduk: Genç bankacılardan Hüsnü Mesela, Pamukbank Umum Müdürü oldu.” Sayın Umum... pardon Genel Müdür, bu gidişe dikkat lütfen!.. (13/01/2005) |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
