ANA SAYFA
TÜM YAZILAR
ARAMA
LİNKLER
İRTİBAT


Güncel Örneklerle Medyada Dil Yanlışları

Kerim Evren'in "Güncel Örneklerle Medyada Dil Yanlışları" adlı kıtabı piyasada!

AYRINTILAR VE SATIN ALMAK İÇİN TIKLAYIN!




Hızlı Arama


Anket
"Her biri" ayrı yazılır!
  


Türkçemize "meşin yuvarlak" muamelesi Yazdır E-mail
TÜRKİYE Süper Ligi’nde sular bir türlü durulmuyor.
Çünkü, “televizyon ağaları” buna izin vermiyorlar.
Geçen futbol sezonunda İnönü Stadı’nda cinayet işlendiğini, maç sırasında genç bir taraftarın öldürüldüğünü çabucak unutuverdik.
Statta ya da TV’de maç izlemek, sadece bir eğlencedir.
Bu eğlenceyi topluca yaşayanlar, kanı kaynayan, çoğunlukla 15-25 yaş arasındaki gençler. Küçücük bir kıvılcım, onların “deli kan”ını ateşlemeye yetiyor. “Sektör”den ne pahasına olursa olsun aslan payını almayı kafasına koyanlar ise bir maça, maçtan farklı anlamlar yükleyerek kıvılcımı yangına dönüştürmekten sakınmıyorlar.
Futbol yorumcusu denilen -çoğu, kerameti kendinden menkul- birtakım kişiler, geceleri uzun saatler boyu TV’lerden bütün Türkiye’ye negatif elektrik saçıyorlar. Yeşil sahalardaki ve saha gerisindeki olayları yorumladıkları, spor kamuoyuyla paylaştıkları görüntüsü altında incir çekirdeğini doldurmayacak konuları dev aynasında büyütüyor, bir bardak suda fırtına koparıyorlar.
Bu kişilerin seçtiği son kurban, hakem Selçuk Dereli.
Sayın Dereli, 23 Ekim 2005 Pazar günü GS – Denizlispor maçını yönetmişti.
Önce şunu belirtelim: Hakemler ve onların yardımcıları, futbol sahasını 360 derecelik açıyla göremeyen birer ademoğlu olduklarına göre, hatalı kararlar da vereceklerdir. Bunlar, kör kör parmağım gözüne, kasıtlı kararlar olmadıkça saygıyla karşılanmalıdır.
Dereli, yukarıda sözünü ettiğimiz kişilerce pazar günkü maçta sürekli GS aleyhine düdük çalmakla suçlanıyor.
Oysa, biz TRT-1’de bu maçın geniş özetini izlerken hakem Dereli’nin tam tersi bir kararını da gördük; Denizlisporlu bir futbolcu ceza sahasına girerken GS’lı Cihan tarafından formasından çekilerek düşürüldü. Dereli, pekâlâ GS aleyhine verilebilecek bir faul’ü vermeyip oyunu sürdürdü.
Dereli’ye yönelik eleştirilerin en ilginci ise TRT-1’deki “Stadyum” adlı izlencenin yorumcusu Bilgin Gökberk’ten geldi. Gökberk, -son yıllarda ekranlarda gördüğümüz en başarılı spor sunucusu olan- Erdoğan Arıkan’ın konuyla ilgili sorusu üzerine şunları söyledi:
“-Hakemlerin hepsi tek tip. Bir tek Dereli’nin favorileri uzun. Ben bu hakemi yıllardır takip ediyorum”.
Sayın Gökberk’in göremediği (!) bir noktaya da biz dikkat çekelim; Dereli’nin gözünün üstünde kaşı da var!
Futbol yorumcularımızın dil bilgisine gelince... Bu konuda en tipik örneği, Star TV Spor Müdürü Serhat Ulueren’den, aynı geceki “Telegol” adlı izlencede işittik. Sayın Ulueren, sert bir ses tonuyla şöyle dedi:
“- Dereli, eyyamcı bir hakemdir. ...maçında da eyyam kararlarla maçı 3-3’e getirmişti”.
Bu “eyyam” ve “eyyamcı” sözcüklerini, spor literatürümüze, Erman Toroğlu sokmuştu. Şimdi, diğer köşe yazar ve konuşurları da çok sık kullanıyorlar.
Ama, doğru anlamıyla mı?
Yoksa, Türkçeye “meşin yuvarlak muamelesi” yaparak mı?
Bizce ikincisi.
Çünkü “eyyam”, Arapça “gün” anlamındaki “yevm”in çoğulu; yani “günler” demek.
“Eyyamcı” ise “gününü gün eden”.
Eskiden denizcilerin denize açılırken söyledikleri “Eyyam ola, yel ese!” dileği de buradan geliyor; günler (havalar) güzel gitsin, yel esip yelkenlerimizi şişirsin ki rahat bir sefer yapabilelim, anlamında.
Spor yorumcularımızın yabancısı oldukları tamlama ise “eyyam efendisi” ya da “eyyam ağası”; her fırsatta büyüklere yaranmaya çalışan kişi, demek. Herhalde, söylemek istedikleri bu. Peki, biz “reyting ağaları”na yaranmak için havanda hakem dövenlere ne diyelim!
Yukarıda, Erdoğan Arıkan’ı övdük ama keşke TRT’nin tüm spor spikerleri onun gibi olsa. Birkaç hafta önce yine “Stadyum” adlı izlencede bu kez (4-1’lik) GS - Trabzonspor maçını anlatan spiker şöyle dedi:
“-Müthiş bir derbi izliyoruz”.
Yanılıyorsunuz efendi, izlediğimiz bir derbi değildi. Çünkü, derbi maçı, aynı kentin büyük takımları arasında oynanan karşılaşmaya denir. Oysa, GS, İstanbul’un; Trabzonspor da adı üstünde Trabzon’un takımı.
Bunlar, “futbol adamları”!
Medyamızda bir de “yan toplara girenler” var. Örnek: Cengiz Semercioğlu. Hürriyet’in eki Kelebek’teki 9 Eylül 2005 tarihli köşe yazısında şöyle diyor, Sayın Semercioğlu:
“... Süper Lig de ise bu sezon Nike’ın ürettiği ... futbol topları kullanılıyor”.
Dahi, bile, anlamındaki “de, da”nın nerede ek, nerede bağlaç, nerede ilgeç (edat) olduğunu sürekli karıştıran yazar, bu kez özel adla “-de” ekini birbirinden ayırmış ama araya kesme imi (’) koyması gerektiğini anımsayamamış! Bizce bu haliyle o da en gözde spor yazar ve konuşurları arasında pekâlâ yer alabilir. Çünkü “futbol dâhisi” olmakla, dilbilgisindeki “dahi” ekini bilip bilmemek arasında çok şükür günümüzde hiçbir bağlantı yok!

(27/10/2005)
< Önceki   Sonraki >