ANA SAYFA
TÜM YAZILAR
ARAMA
LİNKLER
İRTİBAT


Güncel Örneklerle Medyada Dil Yanlışları

Kerim Evren'in "Güncel Örneklerle Medyada Dil Yanlışları" adlı kıtabı piyasada!

AYRINTILAR VE SATIN ALMAK İÇİN TIKLAYIN!




Hızlı Arama


Anket
"Her biri" ayrı yazılır!
  


Okuma, git kalıbı dinlendir (!) Yazdır E-mail
Armut, ağacının dibine düşer.
Anne babalar olarak çocuklarımıza iyi örnek olabiliyor muyuz, kendimize çok ciddi biçimde sormamız gerek.
Ferhan Şensoy, AKŞAM Gazetesi'nin kitap eki Akşam-lık'ta bir süre önce yazdı; çocukluğunda babasının kitaplığının bulunduğu odada yatarmış.
Kitaplara âşinalık yazarlığa, kitaplıkta tiyatro yapıtlarının çokluğu da tiyatroya yöneltmiş Şensoy'u. Bugünün kendini, ülkesini, toplumunu, giderek insanlığı, dünyayı sorgulayan bir sanat adamı olmasında, kitaplıklı bir odada büyümesinin mutlaka büyük payı var, Şensoy'un.
Yalnız kitap da değil elbet; aileden gelip çocuğun yüreğinde, beyninde, belleğinde yer ederek yaşamını yönlendiren neler var...
Nedim Gürsel'in Doğan Kitap'ta "Cicipapa" adıyla çıkan toplu öykülerinin önsözünü yazan Antoine Spire, şu çarpıcı gerçeği vurguluyor:
"(Nedim Gürsel'in) babasının Paris'te yıllar önce kaldığı Hotel Select'ten görülen Sorbonne Alanı, bir kartpostal biçiminde girmiştir küçük Gürsel'in dünyasına. Yazar, okumayı yeni söktüğünden, babanın gönderdiği kartpostalda bugün yaşadığı kentin adını çözmeye çabalar: Paris." (...) İlginçtir; Nedim Gürsel bugün Paris'te, Sorbonne Üniversitesi'nde başarılı bir Türk profesörü.

Kitapsız evlerin
başarısız çocukları

26 Ekim günü kimi TV kanallarında bir eğitim haberi yayınlandı.
Habere göre, Uluslararası Eğitim Başarılarını Belirleme Kuruluşu (IEA), 35 ülkedeki ilköğretim 4'üncü sınıf öğrencileri arasında araştırma yapmış.
Araştırma sonunda, Türk öğrencilerin okuma becerilerinin uluslararası standartların altında olduğu ortaya çıkmış. En yüksek başarı puanına sahip İsveç'i, Hollanda, İngiltere ve Bulgaristan izliyor. Letonya, Kanada, Litvanya, Macaristan, ABD, Almanya ve İtalya'nın da ortalamanın üzerinde başarı puanı bulunuyor.
Aynı araştırmaya göre, evlerinde çok çocuk kitabı olanlar, az çocuk kitabı olan öğrencilerden başarılı. Uluslararası ortalamada, öğrencilerin çoğunun evlerinde 25'ten fazla çocuk kitabı var. Türkiye'de, öğrencilerin ise yalnız yüzde 19'u, 25'ten fazla kitaba sahip. Evlerde yeterli sayıda kitap yok. Uluslararası ortalamada, evinde 0-10 arasında çocuk kitabı bulunan öğrenci yüzdesi yüzde 23 iken, Türkiye'de yüzde 56. Bu durum, ailelerin çocuklarına fazla kitap almadıklarını ve okumaya yöneltmediklerini gösteriyor. Okul öncesi eğitim almamış öğrencilerde, okuma becerisi en düşük düzeyde. Hemen hemen tüm ülkelerde en az bir yıllık okul öncesi eğitim uygulanırken, yalnızca İran ve Türkiye'de okul öncesi eğitim almamış öğrenci sayısı oldukça yüksek.
Çok düşündürücü değil mi!

TV reklamında
'ilenç' olur mu!

Eğitim yönünden içinde bulunduğumuz durumun en acı yönü ise geleceğin anneleri olacak kız çocuklarının birçoğunun okutulmayışı.
Turkcell, düzenlediği örnek bir eğitim kampanyasıyla Doğulu kız çocuklarını burs vererek okutuyor.
Bu kampanyaya ilişkin reklamlar, son haftalarda sık sık TV ekranlarına geliyor. Hani uzaylı 'Selo', kâh baz istasyonu direklerine tırmanıyor, kâh devlete çuvalla vergi taşıyor. İşsiz güçsüz üç kişi de onun her gittiği yerde sandalyeye kurulup Selo'ya sataşıyorlar ya:
"- Bu memleketi sen mi kurtaracaksın, Selo. Git, kalıbı dinlendir, dinlen biraz"!..
Keşke Turkcell, bu reklamın yaratıcılarını da eğitse diye düşünüyoruz.
Neden mi?
Çünkü reklamda çok ciddi bir Türkçe yanlışı yapıyorlar.
'Kalıbı dinlendirmek', argoda 'ölmek' anlamına geliyor; dolayısıyla birine 'Kalıbı dinlendir' demek de ilenç (beddua).
Söz konusu reklamda bu sözü söyleyen kişinin, yılların radyocusu, son ayların dizi film (Ekmek Teknesi) oyuncusu Kadir Çöpdemir olması da bir başka ilginçlik. Anlaşılan, bir kitle iletişimcisi olan Çöpdemir de fiilin anlamını bilmiyor.
Aileler, reklamcılar, iletişimciler derken toplumca dibine düşen armutlar olarak yuvarlanıp gidiyoruz işte!

Hürriyet’ten iki yanlış başlık

Genç sinema oyuncusu Derya Arbaş'ın ölüm haberi, 23 Ekim 2003 Hürriyet'te şu başlıkla sürmanşetteydi:
"Filmin sonu kötü bitti"
Nasıl, "Filmin başı iyi başladı" denilemezse "... sonu kötü bitti" de denilmemeli; doğrusu "Film kötü bitti"dir.
Ertesi günkü Hürriyet'in birinci sayfasında da şöyle bir başlık yer aldı:
"Bloğu kurdu, zaferi ilan etti"
Gazete, Deniz Baykal'ın yeniden CHP Genel Başkanı seçildiği Parti Genel Kurulu'na blok listeyle katıldığını belirtmek için bu başlığı kullanılmıştı.
Oysa 'blok' sözcüğü ek aldığı zaman yumuşamaz; 'bloku' diye yazılır. Tıpkı diğer yabancı kökenli sözcüklerin ek almış hali; 'emlaki', 'evrakı', 'stoku' gibi... Ama Türkçe olsaydı ('parmağı', 'dudağı' örneklerindeki gibi) yumuşardı.
< Önceki   Sonraki >