ANA SAYFA
TÜM YAZILAR
ARAMA
LİNKLER
İRTİBAT


Güncel Örneklerle Medyada Dil Yanlışları

Kerim Evren'in "Güncel Örneklerle Medyada Dil Yanlışları" adlı kıtabı piyasada!

AYRINTILAR VE SATIN ALMAK İÇİN TIKLAYIN!




Hızlı Arama


Anket
"Her biri" ayrı yazılır!
  


Hababam Sınıfı'nın 'canhıraş' (!) çekimi Yazdır E-mail
Şenol Demiröz’ün Genel Müdür olmasından sonra TRT’nin dili çok bozuldu.
Örneğin, TRT’deki futbol izlencelerinde "stat" sözcüğü hep "stad" diye yazılıyor.
Oysa, bu sütunda defalarca belirttiğimiz gibi; Türkçe sözcükler "-b, -c, -d, -g" gibi yumuşak ünsüzlerle bitmez.
Özgün yazımı yumuşak ünsüzle biten yabancı kökenli sözcükler de dilimize uydurulur, bu sözcüklerin son sesleri sert ünsüze çevrilir; kitab – kitap; ilac – ilaç; stad – stat; vaad – vaat; reng – renk gibi...
Yalnızca, birbirine karıştırılması olası, "at" (hayvan) - "ad" (isim); "ot" (bitki) - "od" (ateş); "yetmek" (yeterli olmak) - "yedmek" (çekerek peşinden götürmek); "haç" (istavroz) - "hac" (kutsal yeri ziyaret); "öd" (safra veya ağaç) - "öt" (ötmekten emir); "hat" (çizgi) - "had" (sınır) vb... sözcüklerin özgün yazılışları korunur.
Yabancı kökenli sözcüklerin özgün hali "-b, -c, -d, -g" ile bitiyorsa, bu sözcükler ancak ünsüz ek aldığında aslına döner. Doğru örnekler: kitaba, ilacın, stadın, vaadin, rengi...

Yine TRT’de bir "elebaş" uydurmacasıdır gidiyor. 15 Şubat 2005 günü TRT-2’deki saat 23.00 haber bülteninde, İstanbul’un Galatasaray semtinde yapılan yasadışı bir gösteriye ilişkin altyazıda şöyle denildi:
"Terör örgütü elebaşı"...
Spiker de bu yanlışlığı defalarca yineledi.
Oysa, "kötü işler çevirenlerin önderi" anlamındaki sözcük "elebaş" değil, "elebaşı"; bu adın bir tamlamadaki kullanımı da "elebaşısı"dır.
9 Şubat 2005 günü de TRT-GAP’ta, Rıfat Ilgaz’ın "Hababam Sınıfı"nın Ertem Eğilmez tarafından 1975 yılında sinemaya uyarlanmasından söz edilirken şöyle denildi:
"Adile Sultan Kasrı’nın odalarında canhıraş çalışan bir ekip"...
Filmcilerin "canını dişine takarak", "cansiparane" çalıştıkları belirtilmek istenirken kullanılan "canhıraş" sözcüğünün anlamı ne mi:
"Yürek parçalayan, acı ve dehşet verici, korkunç"...
Bir komedi filminin çekimleri için bundan daha uygun (!) bir tanımlama olamaz herhalde.
Sayın Demiröz, TRT’nin artıları daha fazla eksiye dönmeden bu işlere bilen birilerinin el koymasını sağlayın, lütfen.

TÜRKİYELİNİN "-Lİ"Sİ

Kimi sözcüklerin yazımı zaman içinde değişiyor.
Örnek:

Eskiden, bir özel ada eklenen "-li"; "yapım eki" ya da "çekim eki" olmasına bakılmaksızın özel addan kesme imiyle (’) ayrılırdı. Şimdiyse "-li"; Türkçe ya da Türkçeleşmiş özel adlardan, yalnızca çekim ekiyse kesme imiyle ayrılıyor, yapım ekiyse ayrılmıyor.

İlk bakışta karmaşık gibi görünen -ancak aşağıda vereceğimiz örneklerle kolaya indirgeyeceğimiz- bu konuyu açmamızın nedeni şu:

Oktay Akbal’ın 20 Şubat 2005 tarihli Cumhuriyet Gazetesi’ndeki köşe yazısından öğrendiğimize göre, Vedat Günyol’un yazıları "100’e Beş Var" adıyla bir kitapta toplanmış. Geçen yıl, 95 yaşında yitirdiğimiz değerli aydın, Ali Ekber Ataş tarafından "düzenlenip yayımlanan" yapıtın girişine yazdığı nota şu imzayı koymuş:

"Türkiye’li Vedat Günyol"
Burada amacımız, temcit pilavı gibi sık sık ısıtılıp sırtlanlar sofrasına konulan "Türkiyelilik" tartışmasına katılmak değil.
Zaten, Cumhuriyet döneminin en önemli aydınlarından Vedat Günyol’un "Türk" ulusal kimliğini kullanmaktan kaçınan bir "ayrımcı" olmadığını da biliyoruz.
Günyol, altına yukarıdaki imzayı attığı "ithaf" notunda bir "Türkiye mozaiği" çizmiş:

"Anneannem Melekper, babaannem Nafıa, dedelerim, Diyarbakırlı Kürt Cemil Paşa, adliye müsteşarı Arnavut Şükrü efendilerin anısına"...

O, "Kürt, Arnavut" sıfatlarını, kendilerini Türkiye’yi bölüp parçalamaya adamış "dahili ve harici bedhahlar"dan biri olduğu için kullanmıyor. Yiğit, namıyla anıldığı için ölmüşlerine gönderme yapmakta kullanıyor yalnızca.

Şimdi başa yani asıl konumuza dönelim; "Türkiye’li Vedat Günyol" derken bir yapım eki olan "-li"nin "Türkiye" özel adından ayrılmaması gerekiyor.
Sözcüğün doğru yazımı:
"Türkiyeli"...

GENÇ GAZETECİLERE

1- Yineliyoruz; Türkçe olan ya da Türkçeleşmiş özel ada eklenen "-li" yapım eki, özel addan kesme imiyle ayrılmaz.

Doğru örnekler:
İstanbullu, Ankaralı, Londralı, Viyanalı, Marsilyalı, Polonyalı, Türkiyeli...
Çünkü bu örneklerde "-li" eki, ulandığı sözcüğün anlamını ve sınıfını değiştirmiştir. Örneğin, "Türkiye" özel adı, "Türkiyeli" sıfatına dönüşmüştür.

İşte, bu konuda bir başka örnek:
Beşiktaşlı Sergen, son maçta yine iki gol attı.
Burada da "Beşiktaş" özel adı "Beşiktaşlı"ya dönüşerek Sergen’in sıfatı olmuştur. Yani, "Beşiktaş" sözcüğünün anlamı ve sınıfı değişmiştir. O yüzden "-lı" eki "Beşiktaş" sözcüğünden kesme imiyle (’) ayrılmaz.

2- Türkçe olan ya da Türkçeleşmiş özel ada eklenen "-li" çekim eki, özel addan kesme imiyle (’) ayrılır.

"-li" ekinin "yapım eki" olduğu durumu, yukarıda görmüştük; bu ek, sözcüğün anlamını ve sınıfını değiştirmişti. "Çekim eki"yse sözcüklerin anlamını ve sınıfını değiştirmez.

Doğru örnekler:
"AB, bu sorunu, Türkiye’li ya da Türkiye’siz çözümlemekte kararlı".
"Süper Lig, bu yıl Beşiktaş’lı ya da Beşiktaş’sız olarak yine büyük çekişmeye sahne olacak".
Son iki örneğimizdeki "-li"; yapım eki değil, çekim ekidir; burada "Türkiye" ve "Beşiktaş" sözcükleri, özel ad durumunu korumaktadır. Bu iki sözcüğün anlamı ve sınıfı değişmemiştir.

3- Özgün yazımıyla yazılmış özel adlara ulanan "-li" ekiyse ister yapım eki, ister çekim eki olsun, özel addan kesme imiyle (’) ayrılır.

Doğru örnekler:
Strasbourg’lu, Monaco’lu, Dublin’li, Washington’lu...

(24/02/2005)
< Önceki   Sonraki >