| Biraz Örovizyon bol bol revizyon |
|
|
|
Bu kez Türkiye’de yapılacak olan Eurovision Şarkı Yarışması yaklaşırken, TV kanallarında yine ağır bir "Örovizyon’u telâffuz bunalımı" yaşanıyor! NTV’nin 11 mayıs günkü saat 11.00 haberlerinde, vtr’yi seslendiren kadın ‘erevizyon’ dedi. Diğer kanallarda ‘erövizyon’, ‘örövizyon’ gibi söyleyişlere rastlıyoruz... TRT’nin yeni Genel Müdürü Şenol Demiröz’ün 2 mayıs günü düzenlediği basını bilgilendirme toplantısında herkesten farklı telâffuzuna tanık olduk: "Ürovizyon" ! Oysa Sayın Demiröz, en yakınındaki herhangi bir çalışanına sorsa, ‘Örovizyon’u öğrenebilirdi. Çünkü kuruluşunun 40’ıncı yıldönümü kutlanan TRT, eleştirilecek pek çok yönü olmasına karşın dile gösterdiği özen açısından örnek bir kurum. "Dayan Çetin Çeki,Zafer Cilasun geliyor" TRT-1’de 8 mayıs gecesi Zafer Kiraz’ın sunduğu "Tartışıyorum" adlı izlencede konu dil yanlışlarına ayrılmıştı. Konuklar, artık birer ‘dil uzmanı’ düzeyinde bilgi sahibi olan unutulmaz spikerler Çetin Çeki, Erkan Oyal, Gülgün Feyman ile onların izinden giden Fulin Kırçak, Jülide Ateş, yine dil konusunda duyarlı yazar Feyza Hepçilingirler ve Bahçeşehir Üniversitesi’nden Yrd. Doç. Çetin Sarıkartal’dı. Sabahın 01.30’una dek süren izlenceye, ertesi gün iş günü (pazartesi) olmasına karşın çok sayıda kişinin ilgi gösterdiği, gelen telefon iletilerinden belliydi. Bu durum, dilimizin korunması açısından çok da umutsuz olmamak gerektiğini gösteriyordu. TRT’deki "Bir Başka Gece" yayından kaldırıldıktan sonra ekranlarda göremediğimiz Çetin Çeki’nin tok sesini özlemişiz. Sayın Çeki, Türkçeye egemen oluşunun yanı sıra Kurum’un ayaklı tarihi gibi. 1965 yılında AP Genel Başkanı Süleyman Demirel’in ilk kez başbakan olduktan sonra düzenlediği basın toplantısıyla ilgili bir anısını anlattı. Çeki’nin saat 13.00 haberlerinde okumaya başladığı Demirel’in konuşma metninin uzunluğundan diğer haberlere yer kalmamış. Usta spiker, "Saatler sonra stüdyoda bana bir pankart tuttular: ‘Dayan! Zafer (Cilasun)’e araba gönderdik, geliyor’... O gün 13.00’ten 18.30’a kadar, tam 5,5 saat boyunca metni okudum" derken, TRT’de nereden nereye gelindiğini de vurguluyordu. TRT, siyasal yönden bugün de bağımsız değil ama galiba yine de bu konuda hayli yol alınmış. Kimi yer adlarında orta hece vurgulanır "Tartışıyorum"da o gece üzerinden konuşulan Türkçe yanlışlarının çoğunu biz de bu köşede sık sık dile getirdiğimiz için yinelemeye gerek yok. Yalnızca değerli yazar Feyza Hepçilingirler’in birine katıldığımız, diğerine ise karşı olduğumuz iki saptamasına değinmek istiyoruz. Katıldığımız saptama şu: "Türkçeye Arapça ve Farsçadan girmiş sözcüklerin elenme süreci bence bitti. Kalan sözcüklerin, eğer Türkçe karşılıkları yoksa, artık atılmamaları gerekiyor. Ama bu arada İngilizceden Türkçeye o kadar çok sözcük giriyor ki artık neredeyse ‘Türkilizce’ gibi bir dil oluştu". Katılmadığımız sava gelince, özel yer adlarında hangi hecenin vurgulanması gerektiği konuşulurken Sayın Hepçilingirler, "Orta hece daima vurgusuzdur" dedi. Oysa bu konuda bizim bildiğimiz kural şu (1) : * İlk hecesi açık, ikinci hecesi kapalı olan ‘ikiden fazla heceli’ özel yer adlarında vurgu, ikinci (bir başka deyişle orta) hecededir: Amasya, Kütahya vb… * Tüm heceleri açık olan özel yer adlarında vurgu kimi zaman orta hecededir: Anadolu, Kocaeli vb... * İlk iki hecesi açık, onları izleyen hecesi kapalı olan ‘çok heceli’ özel yer adlarında da vurgu, genellikle kapalı hecededir: Danimarka, Makedonya vb... Prof. Zülfikar: "Düzeltme imi hiçbir zaman kalkmadı" Bu arada Yrd. Doç. Çetin Sarıkartal’ın ekranda anımsattığı "Reklamın doğasında dili bozmak vardır" gerçeğinin, reklamlardaki dil yanlışları hoş görülmeli biçiminde algılanmamasını diliyoruz. Yoksa Türkçedeki yozlaşmanın önü hiç alınamaz. Çok geniş kitlelerce izlenen TV reklamlarında hangi ciddi Türkçe hatalarının yapıldığını bu köşeyi izleyenler anımsarlar. Üstelik yazılı medyamız da TV kanallarımızla hata yarışındadır sanki. Son gözümüze çarpan, Türkçede ayrı yazılan iki sözcüğü (bir gün) bitiştirip yeni bir gazeteye koskocaman ‘logo’ yapmaları oldu: "Birgün". TRT-1’deki "Tartışıyorum"da Erkan Oyal, öğrencilerine işe girdikleri gazetelerde yapılan ‘ilk gün uyarısı’nı aktardı: "İletişim fakültesinde öğrendiğiniz her şeyi unutun. Bizim buradaki kurallarımıza uyacaksınız". Yeryüzünde bunun söylenebildiği ikinci bir ülke yoktur. Çünkü yeryüzünde medyanın bizdeki kadar bozulduğu bir başka ülke yoktur. Bâbıâli’de, ayrı bir yazı konusu yapılabilecek değerler (ya da değersizlikler) hiç böylesine öne çıkarılmamıştı. Bozulmayı yalnızca dil açısından ele alıp da şimdiye değin çalıştığımız kimi gazetelerin yazıişleri toplantılarında en üst düzeydeki yöneticilerin devirdikleri Türkçe çamlarını yazsak, hayli oylumlu bir kitap olur. O kişilerin takımlarında yer verdikleri sözüm ona yöneticilerin çoğu da ne acıdır ki dilimizdeki en basit ‘düzeltme imi (şapka)’ni kullanmayı bile bilmezler. Kendilerini bu konuda uyaranları "Şapka kalktı. Yalnızca ‘hala’ ve ‘hâlâ’ gibi ayrı anlama gelen sözcükleri ayırmak için kullanılıyor" deyip işin içinden sıyrılmaya kalkarlar. Oysa bu kişilerin öne sürdükleri, bilisizlik (cehalet) ve tembellik bahaneleridir. İşte, "Tartışıyorum" adlı izlenceye telefonla katılan TDK uzmanlarından Prof. Dr. Hamza Zülfikar, "Bize hep sorulur; ‘Bu düzeltme işareti (şapka) kalkmadı mı?’ diye" dedi ve sözlerini şöyle sürdürdü: "Düzeltme işareti hiçbir zaman kalkmadı. Sadece TDK’nin yeni çıkacak İmlâ Kılavuzu’nda, yabancı kökenli sözcüklere (örneğin ‘reklam’daki ‘a’ya) koyduğumuz düzeltme işaretini kaldırdık. Çünkü bunun kullanımını yerleştirmeyi beceremedik. Türkçe ‘k’ ve ‘l’ harflerinden sonra gelen ve ince okunması gereken sesli harflerin üzerine ise düzeltme işareti koyduk". TRT’ye başarılı nice 40’ıncı yıllar dileriz TRT’den söz edince iki noktaya dikkat çekmek istiyoruz. Birincisi, radyo yayıncılığının 77’nci ve TRT’nin kuruluşunun 40’ıncı yıldönümü nedeniyle 10 mayıs gecesi ekrana getirilen Türk Sanat Müziği ve Türk Halk Müziği korolarının ortak konseri muhteşemdi. Birbirinden değerli TRT ses ve saz sanatçılarını dinlemeye doyamadık. Keşke Kurum’un kimi çekiliş izlencelerinde de arabeskin ya da popüler müziğin saman alevinden farksız örnekleri yerine, böyle kalıcı olabilen değerli yapıtları ve sanatçıları izleyebilsek. İkincisi, TRT-2’de 28 nisan günü yayınlanan "Hayat Akarken"de Beyoğlu anlatılırken, şu tümce dikkatimizi çekti: "- İlk apartmanlar bu bölgede (Beyoğlu’nda) yükselmiş". Türk Dil Kurumu’nun Türkçe Sözlük’ünde ‘apartman’ şöyle tanımlanıyor: "Birkaç katlı ve her katında bir veya birkaç daire bulunan yapı". Murat Belge (2) ise İstanbul’un fetihten sonra normal olarak en fazla üç ya da dört katlı klasik yapıların yerine, Eminönü’nde Yahudiler tarafından inşa edilen altı-yedi katlı ahşap binalar için "İstanbul’un ilk apartmanları" diyor. Yerleşim yoğunluğundan yeterli arsa bulunamayınca yapılan bu yüksek binalara ‘Yahudhane’ deniliyormuş. Belge, Yahudiler’in birçok Avrupa kentinde, örneğin Venedik’te, genişlemelerine olanak tanınmayan ‘geto’larında evlerini yükselterek yaşama alanı bulduklarını anımsatıp şöyle diyor: "Eminönü’nün Yahudhanelerini de Avrupa’dan gelmeye devam eden Yahudiler getirmiş olabilir". 17’nci Yüzyıl’da Eminönü’nde şimdiki Yeni Cami’nin yapılmasına karar verilince semt halkını oluşturan Yahudiler de Hasköy’e gönderilmişler. "Hayat Akarken"i hazırlayanların, "ilk apartmanların Beyoğlu’nda yükseldiği" bilgisini hangi kaynaktan aldıklarını bilmiyoruz ama kendilerine Murat Belge’nin İstanbul’u araştıranlar için bir ‘hazine’den farksız olan kitabını da okumalarını salık veriyoruz. Bu düşüncelerle hiç kuşkusuz "ekin yaşamımızın en önemli kurumlarından" olan TRT’ye tüm çalışanlarıyla birlikte başarılı nice 40’ıncı yıllar diliyoruz. (1) Haydar Ediskun "Türk Dilbilgisi", Remzi Kitabevi, 7. basım 1999, sayfa 94) (2) Murat Belge "İstanbul Gezi Rehberi", sayfa: 81-82, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, gözden geçirilmiş 9’uncu basım, şubat 2003. DARISI, DEVRİM BEY’İN BAŞINA! TV kanallarındaki dil yanlışları, izlence adlarından başlıyor. Kimi kanalların ilgilileri, yanlışını söyleyene teşekkür edip bunu düzeltme erdemini gösteriyorlar. ‘Doğru Türkçe’ gibi bir kaygıları olmayan kimileri ise kendilerine tepki gösterenlerle inatlaşıp yanlışta ısrar ediyor. TGRT’de pazar günleri ekrana gelen ‘Baş Başa’, eleştiri yağmuruna tutulmasına karşın yıllardır ‘Başbaşa’ diye bitişik yazılıyordu. Oktay Ekşi’nin konuk olduğu 2 mayıs günkü izlencede nihayet ‘logo’nun düzeltilerek ‘Baş Başa’ diye ayrı yazıldığını görüp sevindik. Darısı, dil konusunda herkese akıl verdiği halde kendisi CNN Türk’teki izlencesine seçtiği ‘günbegün’ logosuyla dil yanlışı yapmayı inatla sürdüren Hakkı Devrim’in başına! ‘Günbegün’ün ‘yapısı yanlış bir sözcük’ olduğunu biz değil, dilimizin en büyük ustalarından Ömer Asım Aksoy, ‘Dil Yanlışları’ adlı kitabının (Yalçın Emel Yayınevi, üçüncü basım, ocak 1990) 231’inci sayfasında söylüyor: "Yinelenen Farsça ve Arapça sözcüklerden ikincisinin başına Farsça ‘be’ eki getirilerek ‘dem bedem’, ‘saat besaat’ gibi sözler yapılır ama bu ekin Türkçe sözcükler arasına getirilmesi yanlıştır. ‘Gün begün’, ‘öz beöz’ bunlardandır". “ZÜMRÜT” DEĞİL BEYOĞLU TAŞI TV yayınlarında heyecanın doruğa yükseldiği sahnelerin kesilip araya reklam konulması doğal. İzleyici hazır ‘bekleme garantili’ duruma gelmişken hiçbir kanal, reklam fırsatını kaçırmaz. Ancak Kanal D, son zamanlarda bu konuda ölçüyü kaçırıyor. Örnek: 7 Mayıs Cuma gecesi Kanal D’de Hülya Avşar’ın başrolünü oynadığı ‘Zümrüt’ adlı dizinin ilk bölümü... Beş dakikada bir kesilip araya on beşer, yirmişer dakikalık reklamlar konulunca, dizide neler olup bittiği pek anlaşılamadı. Üstelik, Orhan Oğuz gibi usta bir yönetmenin imzasını taşımasına karşın neredeyse ‘ilkokul müsameresi’ gibi acemi işi olmuş, ‘Zümrüt’. Dizinin lokomotifi Hülya Avşar’ı bile iyi oynatamamış Oğuz. Senaryo da özensiz hazırlanmış. Diyaloglar kötü. Örneğin, işadamı Osman Karahan (Müşfik Kenter)’ın öldürülmesi üzerine, Mustafa Karahan (Şemsi İnkaya), oğluna şöyle diyor: "-Geride kalan üç kadının, ‘holdingin yönetimini idare edecek’ ne güçleri ne de tecrübeleri var". Türkçe ‘yönetim’ ile Arapça ‘idare’, eş anlamlı iki sözcük. ‘Yönetimini idare etmek’ diye bir eylem olur mu! |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
