| Aç Koynunu Kuş Konsun! |
|
|
|
HAKKI Devrim Üstat, 27 Nisan 2007 tarihli Radikal Gazetesi’ndeki köşesinde şöyle yakınıyordu: “Dilde yanlışların yayılma gücüyle baş etmek kolay değil.” Doğru. Hâttâ öylesine doğru ki -halkımıza ‘doğru ve güzel Türkçe’ öğretmek için büyük emek harcayan- üstat bile kimi zaman sapla samanı birbirine karıştırıyor. İşte, son ‘karıştırma’ örneği: Türkçe dostlarından Kemal Kırar, medyada kendince saptadığı ‘üç dil yanlışı’nı üstada bildirmiş. Sayın Devrim, Radikal’deki 3 Mayıs 2007 tarihli köşesinde okuruna şu yanıtı veriyor: “Üç uyarınız da yerindedir.” (...) Oysa, bizce söz konusu üç uyarının yalnızca biri yerinde, diğer ikisi değil. Meramımızı anlatmadan önce okuru Kemal Kırar’ın Hakkı Bey’e gönderdiği iletiyi aktaralım: “Ayşe Özyılmazel’in 30 nisan tarihli köşe yazısındaki imla hatalarına dikkatinizi çekmek istedim. (Sabah) Aşk olsun imlası yanlıştır, aşkolsun diye yazılır. Birebir de bitişik yazılır. Yazıda bir yerde bitişik ve bir başka yerde bire bir diye ayrı yazılmış. Aparmak fiilinin, apartman’ı çağrıştırır şekilde apartmak diye yazılması da yanlıştır”. SAPLAR VE SAMANLAR Ayşe Özyılmazel’in Sabah Gazetesi’ndeki eleştiri konusu yazısını internette bulup okuduk. Özyılmazel, yazısında, şarkıcı Ferhat Göçer’in bir klibinin “çalıntı” olduğunu öne sürüp kendisine sitem ediyor. Yazının başlığı: “Ferhat Göçer’e aşk olsun”! Şu kuralı anımsatalım: Aşk olsun, bir “bileşik eylem” olarak kullanılıyorsa ayrı yazılır. Doğru örnekler: “Ahmet’le Selma’nın arasında aşk olsun ya da olmasın, bu kimseyi ilgilendirmez”. “Aşk olmayınca meşk olmazmış”. Fakat bu söz, bir ünlem (nida) tümcesinde yer alırsa -övgü ya da sitem içerirse- bitişik yazılır: “Oğluna aşkolsun, pekiyi dolu bir karne getirdi”. “Aşkolsun sana, anneni çok üzdün”! Bir de tekerleme: “Aşkolsun, aç koynunu kuş konsun”! Özyılmazel’in başlığında da bir ünlem sözü olarak kullanıldığı için “aşkolsun” bitişik yazılmalıydı. Yani, okur bu konudaki itirazında haklı. Diğer iki itiraza gelince... Okur “aşk olsun” sözü için yaptığı gibi yine şöyle kestirip atıyor: “Birebir de bitişik yazılır. Yazıda bir yerde bitişik ve bir başka yerde bire bir diye ayrı yazılmış”. Bu konudaysa hem okur hem de Özyılmazel haksız. Bakın neden: İnternete aktarılmış metne bakılırsa Özyılmazel, “birebir” sözünü, yazısının iki yerinde de bitişik yazmış. “Bu esinlenme değil, birebir aşırma! Türk videoklip tarihinde ne apartmalar gördük de bu kadarını görmedik sayın klipsever! (...) Hani Yalın’ın Murad Küçük imzalı ‘Ben Bilmem’ klibi vardı ya. (...) Ferhat Göçer’in klibi işte bu kliple birebir aynı.” (...) Bu söz, -okurun savının tersine- her zaman bitişik yazılmaz; daha doğrusu, bitişik yazılırsa başka, ayrı yazılırsa başka anlama gelir. (Yeri gelmişken bu konuda iki yanlış örneği daha aktarmak isteriz. Yalçın Doğan’ın, Hürriyet Gazetesi’ndeki köşe yazısından bir alıntı: “Asker, politikanın içine artık birebir girmek istemiyor”. Kral TV’de bir izlence adı: “Birebir” Bu izlencede muhabirler, gittikleri yerlerde röportaj konusu kişilerle bire bir görüşüyorlar.) Birebir: Etkisi kesin olan, demektir. Doğru örnek: “Bu ilaç, soğuk algınlığına birebir”. Bire bir: Teke tek, baş başa, eşit ölçüde. Doğru örnekler: “Başbakan, Genelkurmay Başkanı’yla bire bir görüştü”. “Kokteyl yaparken limon suyuyla votkayı bire bir koyun”. Yukarıda verdiğimiz örneklerin ışığında, Ayşe Özyılmazel’in yazısında iki kez “birebir” diye bitişik yazılan söz de ayrı olacak; “bire bir”. “Aparmak” ve “apartmak”a gelince... Aparmak eyleminin ettirgen çatılısı olan ‘apartmak’, kendisinde ‘apartman’ çağrışımı yaptı diye okurun rahatsız olmasını anlayamadık. Kaldı ki bu iki sözcük, birbiriyle eşanlamlı olarak da kullanılıyor. Meydan Larousse Büyük Lügat ve Ansiklopedi’ye buyurun: “Aparmak veya apartmak geçl. f. Alıp götürmek, kapıp kaçmak: Geçme namert köprüsünden ko aparsın su seni (...) Argo. Gizlice almak, gizlice alıp kaçmak, aşırmak”. Burada, Meydan Larousse’u kaynak olarak rastgele gösteriyor da değiliz; söz konusu ansiklopedinin ilk cildinin ilk sayfasında Hakkı Devrim’in adı (Safa Kılıçlıoğlu ve Nezihe Araz’la birlikte) “Meydan Larousse’u Yayımlayanlar” arasında geçiyor. Değerli üstada saygıyla anımsatıyoruz. KANAL D’YE BİR OKUR İLETİSİ Okurumuz Vedat Baysal’ın, Kanal D’den, TV dizilerinin yayınıyla ilgili haklı bir şikâyeti var. Aktarıyoruz: “Ben hayatımda böyle saçmalık görmedim. İnsanlar saatlerce ekran karşısında bekliyorlar, sevdikleri dizi başlasın da izleyeyim diye. Ama, ne oluyor! Tam bir fiyasko; dizinin tekrar bölümü... Bir TV eleştirmeni olarak siz bunun doğru bir yayın anlayışı olduğunu düşünüyor musunuz? Gerçi bu memlekette kim, kime sesini duyurabilmiş de bizler böyle yapan bir TV’ye sesimizi duyurabilelim”! (10.05.2007) |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
