ANA SAYFA
TÜM YAZILAR
ARAMA
LİNKLER
İRTİBAT


Güncel Örneklerle Medyada Dil Yanlışları

Kerim Evren'in "Güncel Örneklerle Medyada Dil Yanlışları" adlı kıtabı piyasada!

AYRINTILAR VE SATIN ALMAK İÇİN TIKLAYIN!




Hızlı Arama


Anket
"Her biri" ayrı yazılır!
  


22 Temmuz'a Doğru Yazdır E-mail
ÜLKENİN birinde -asla Türkiye’de değil- bir trafik polisi, rüşvet almak için gözüne kestirdiği sürücüyü çevirmiş:
- Ehliyet, ruhsat?
- Buyrun, ikisi de var.
- Trafik sigortası, egzoz ölçüm pulu?
- Onlar da tamam.
- Ecza kutusu, takoz, zincir, çekme halatı?
- Ben tedbirli şoförüm, hepsini bulundururum.
Polis sıkıntıyla başını kaşımış ama rüşvet alma kararlılığından da geri adım atmamış:
- Aracında teyp var mı?
-Zorunlu olduğunu bilmiyordum ama evet, var.
- Peki, Rumeli oyun havası kaseti?
- O da var.
- Şimdi teybe Rumeli oyun havası kasetini koy. Ben oynayacağım. Sen de benim alnıma para yapıştıracaksın!
- .......?!
22 Temmuz öncesi politikacı, seçim sath-ı mailinde direksiyon sallayan sürücüye, halk da ona “Geç!” komutu uğruna her dediğini yaptıran aynasıza benziyor.
Yukarıda anlattığımız fıkradaki sürücünün tersine, ‘donanımsız’ olan politikacının halka verdiği rüşvetin ise bini bir para!
Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener “Seçim ekonomisi uygulamayacağız.” diye açıklama yaptı ama daha geçen haftaki Van mitinginde kamu kaynaklarını tepe tepe kullandıkları yolundaki haberler ayyuka çıktı.
Kaldı ki AKP, “seçim rüşveti” verme konusunda deneyimli; 2002 yılı genel ve 2004 yerel seçimleri öncesi ev ev dolaşan partili sıkmabaş kadınlar, yakacak odun - kömürden Cumhuriyet altınına kadar bin bir çeşit ‘hediye’ dağıtmışlardı.
Şimdi, değirmenin suyunun çok daha bol akacağını düşünüyoruz. Baksanıza, iktidar nimetlerinin yanı sıra AKP’ye dış destek inanılmaz boyutlarda; ABD’den AB’ye, Talabani’den Barzani’ye, Yunanistan’dan Kıbrıs Rum Kesimi Meclis Başkanı’na, ondan emperyalist medyaya kadar hepsi “Tayyipçi”. Yurtiçindeki yeşil sermayenin olası katkıları da cabası!
Yalnız, İbrahim Tatlıses’i nasıl olup da AKP’den milletvekili aday adayı olmaya ikna edemediklerini anlayamadık.

İBO, “TOZLU YOLLAR”DA
Sevgili arkadaşımız Savaş Ay’ın hazırlayıp sunduğu, atv’deki “Tozlu Yollar” adlı izlencede, Tatlıses’in milletvekili adayı olarak seçimlere gireceğini öğrendik. Kendi savına bakılırsa İbo, “tüm büyük partilerden” teklif almış. İyice havaya girip tıpkı Tayyip Erdoğan gibi, muhaliflerine fena halde “hırslanmaya” bile başlamış!
Savaş soruyor:
- Seçime girmeye kesin karar verdiniz mi?
- Evet. Hele şu gösterdiğiniz vtr’lerde bazı muhalif sesleri, seçilemez diyenleri görünce daha da hırslandım.
- Peki hangi parti, nereden ve kaçıncı sıra?
- (...) Hangi partiden adaylık koysam, seçileceğimi biliyorum. Orada alınan, diyelim ki bir milyon küsur oy olsun, bir milyonunu benim alacağım kesindir.
- Yani?
- Bunu tespit etme imkanı yoktur. O nedenle bağımsız aday olacağım. Hem partileri kırmamış olurum hem de diğerleri “İbo şu partiye gitti.” deyip kırılmaz.
- 11 milletvekili çıkacak Şanlıurfa’dan. Siz bunlar arasında bağımsız kazanacak güce sahip misiniz? Bir aşiretiniz var mı?
- Şimdi burada “Biz şunlardanız, arkamda şu aşiret var.” demek çok ayıp olur. Biz oldukça sevilen, sayılan geniş bir aileyiz. Kaldı ki ben tüm halkın benimsediği bir insanım. Birecik’te seçim ofisimi kurdum. Kurmay heyetim hazır. Posterler basıldı. Çok kısa süre sonra startı veriyorum.
(Aynı izlencenin bir diğer konuğu) Türkücü Mahmut Tuncer:
- O kadar da kolay seçilemez! Aşiret olayını yabana atmayın! Orada âdet budur. Reisler yol gösterir, blok oylar işaret edilen adaya gider. İbrahim Ağabey’in kazanmasını isterim. Saydığım, sevdiğim bir ağabeyimdir ama işin aslı, bunun kolay olmayacağıdır.
Tatlıses:
- (...) Siyaseti en iyi sanatçılar bilir. Malum ya politika lafı Eski Yunan’dan geliyor.
- Anlayamadım.
- Yani her dakika halkla birlikteyiz. Meclis’te okuma yazma bilmeyen vekiller var.
- Son anda cayacak diyenler var!
- Kararım kesindir. Meclis’e gideceğim.

SANDIKLAR İÇİNDE ŞALIMIZ VAR
AKP kurmayları, bizce ne yapıp edip Tatlıses’i kendi saflarına katmalı. Çünkü, liderleri Tayyip Erdoğan’la İbo’nun ortak yönleri sadece “hırs” da değil.
Her şeyden önce ruhsal yönden benzeşiyorlar; biri Meclis’te, diğeri TV’lerde sık sık alt dudağı sarkıp gözleri buğulanacak kadar duygusal.
Her ikisi de -övünmek gibi olmasın, bizim gibi- şampiyon Fenerbahçeli.
Her ikisinin de hançereleri güçlü; İbo bilmem kaç oktavlık sesiyle arabesk çığırırken Erdoğan “Arap milliyetçiliği karşıtı” muhaliflerine en yüksek perdeden laiklik dersleri (!) veriyor.
Düzenli okuma alışkanlıkları yok ama her ikisinin de “Eski Yunan’dan gelen” politikayı özümsedikleri görülüyor! Bu bağlamda “Cumhurbaşkanını halkın seçmesi” konusunda da sanırız hemfikirler. Türkücü Mahmut Tuncer’in gördüğü, “Aşiret reisleri yol gösterir, blok oylar işaret edilen adaya gider.” gerçeğine her ikisi de gözlerini kapatıyor. İbo’nun hemşerisi değerli gazeteci Bekir Coşkun’un Hürriyet’teki bir yazısında “Demokrasinin sandıktan ibaret olmadığını” belirtip şunları eklemiş olmasına da:
- Eğer demokrasi sadece sandık demek olsa demokrasinin en iyi yaşandığı yer, toptancı hali olurdu. Çünkü en çok sandık orada var.

(24.05.2007)

Sonraki >