ANA SAYFA
TÜM YAZILAR
ARAMA
LİNKLER
İRTİBAT


Güncel Örneklerle Medyada Dil Yanlışları

Kerim Evren'in "Güncel Örneklerle Medyada Dil Yanlışları" adlı kıtabı piyasada!

AYRINTILAR VE SATIN ALMAK İÇİN TIKLAYIN!




Hızlı Arama


Anket
"Her biri" ayrı yazılır!
  


"Talât"ı "halat" ya da "Balat" gibi okuyanlar Yazdır E-mail
NTV’de 11 Mart günü saat 14.00’te aşağıdaki doğal afet haberi yer alıyordu:

"Muş’ta sel felaketi – Okçular Köyü için tehlike sürüyor".

Haberi okuyan spiker, ‘Okçular’ın vurgusunu ikinci heceye yaptı.

Vurgu, bilindiği gibi sözcüklerde kimi hecelerin ya da tümcelerde kimi sözcüklerin üzerine yapılan ses baskısıdır (Fr. Accent).

Tümcelerde yanlış vurgu (çekiçleme) yapan ünlü bir televizyoncumuzu ayrı bir yazıda ele alacağız.

Şimdilik yalnızca sözcüklerdeki vurgu üzerinde duralım.

Türkçede tek heceli sözcükler vurgulanmaz. Birden çok heceli sözcükler ise hecelerinin açık ya da kapalı oluşuna göre vurgulanır. (Ünlü harfle biten heceler ‘açık’, ünsüz harfle bitenler ‘kapalı’dır.) 

Yukarıdaki ilk örnekte geçen ‘Okçular’ın ilk hecesi ‘ok’, kapalı hecedir. İlk hecesi kapalı olan özel yer adlarında vurgunun ilk heceye yapılması gerekir. 

Oysa spiker, ‘okçular’ sözcüğüyle ok atma sporu yapanları ya da at arabası için ok üretenleri kast ediyormuş gibi, ikinci heceyi vurguladı.



Arkası gelmeyen
telâffuz yanlışları

"Çeşme’den su içti".

Bu ikinci örnek, ilkinin tam tersi. Bu kez bir başka özel TV kanalında, seçim gezisine çıkan bir politikacı eşinin çeşmeden su içtiği bildirilirken, ‘çeşme’ sözcüğünde vurgu ilk heceye yapıldı. Böylece de su içilen yer, örneğin İzmir’in Çeşme İlçesi belirtiliyormuş gibi yanlış bir anlam ortaya çıktı.

Oysa iki ya da daha çok heceli sözcüklerde genellikle vurgulu hece sondadır. (Bk. Haydar Ediskun, Türk Dilbilgisi, Remzi Kitabevi, 7. basım 1999, sayfa 94)

14 Mart günüyse bu kez atv’nin ana haber bültenindeki şu tümcenin okunuşu kulağımızı tırmaladı:

"Yunanistan, olimpiyatlarla ilgili güvenlik önlemlerini artırdı".

Çünkü haberin vtr’sini seslendiren spiker, ‘Yunanistan’ derken, üçüncü heceyi vurguladı.



Dilbilgisi kurallarını 
unutan TV’cilere!

Televizyoncuların, genellikle yer adlarını okurken çok sık dil yanlışı yapmaları nedeniyle bu konudaki dilbilgisi kurallarını anımsatmakta yarar görüyoruz:

* İlk iki hecesi açık, onları izleyen hecesi kapalı olan ‘çok heceli’ özel yer adlarında vurgu, genellikle kapalı hecededir: Danimarka, Makedonya, Babaeski vb... Ancak ‘istan’ heceleriyle biten ülke adlarının okunuşunda vurgu, son heceye yapılır: Yunanistan, Afganistan, Suudi Arabistan vb...

* İlk hecesi kapalı olan özel yer adlarında vurgu, ilk hecededir: Ankara, İzmir, Asya, Afyon, Aydın vb…

* İlk hecesi açık, ikinci hecesi kapalı olan ‘iki heceli’ özel yer adlarında vurgu, ilk hecededir: Rize, Tokat, Sıvas vb… 

* İlk hecesi açık, ikinci hecesi kapalı olan ‘ikiden fazla heceli’ özel yer adlarında vurgu, ikinci hecededir: Amasya, Kütahya, Uzunköprü, Fenerbahçe vb…

* Tüm heceleri açık olan özel yer adlarında vurgu, ilk ya da ikinci hecededir: Rumeli, Anadolu, Kocaeli vb...



‘İkame’ ve ‘ikamet’teki 
‘a’ harflerini inceltmeyin

Yine ekranlarda çok yaygın biçimde yapılan bir başka telâffuz yanlışı da şu: 

Kimi spiker ve sunucular, kimi sözcüklerin kalın olan ‘a’ harfini inceltiyor; inceltmesi gerektiği yerdeyse dümdüz okuyor!

18 Şubat günü NTV’de saat 08.30’de basın özetlerini sunan bayan spiker, Akşam Gazetesi’nin ekonomi sayfasını okurken şöyle diyordu:

"Ekonomide ikâmet adresi olarak"...

‘Bir yerde oturma’ anlamına gelen ‘ikamet’ sözcüğündeki ‘a’ harfi inceltilmez, kalın okunur. Ama ‘oturulan yer’ manâsında ‘ikametgâh’ diyecekseniz, yalnızca son hecedeki ‘a’yı incelteceksiniz.

Ne yazık ki bu yanlışlık, en bilgili, en deneyimli spikerlerin yetiştiği TRT’de bile yapılıyor. Örneğin, TRT-1’in 1 Mart günkü ana haber bülteninde şöyle bir tümce dikkatimizi çekti:

"İstanbul’daki bombalı eylemlere karışan saldırganlar, sık sık ‘ikâmetgâh’ (!) değiştirdiler"…

28 Şubat’ta da TBMM’de bir milletvekili Kamu Yönetim Reformu Yasa Tasarısı’nı eleştirirken şöyle diyordu:

"Bu tasarıda, vatandaş kavramı yerine, müşteri kavramı ‘ikâme’ (!) edilmeye çalışılıyor".

Oysa ‘yerine koyma’ anlamındaki ‘ikame’ sözcüğünün de ‘a’ harfi kalın okunur.



Gündemde ‘Talât’ların
sayısı artınca…


Önceki gün (16 Mart) NTV’de Abdullah Gül’le ilgili şu haber verildi:

"Dışişleri Bakanı, Kürt-Arap gerginliğinde itidal tavsiye etti".

Spiker, ‘ılımlılık’ demek olan ‘itidal’ sözcüğündeki ‘a’ harfini ince okuması gerekirken, son heceyi ağaç dalından söz eder gibi okudu.

Kızılay’ın Ertan Gönen’den sonra seçilen Genel Başkanı Talât Yılmaz’ın adındaki ikinci ‘a’ harfi de inceltilerek okunur. Gelgelelim, birçok spiker ve sunucu, bu adı ‘halat’ der gibi kaba biçimde telâffuz ediyor. Üstelik bir de KKTC Başbakanlığı’na Mehmet Ali Talât getirilince, ekranda ‘izleyicinin kulağını tırmalama yarışı’ hız kazandı sanki. NTV’den Işın Eliçin, bu yarışta başı çekenlerden; sürekli üstüne basa basa ‘Talat’ diyor. Ama ondan da baskın biri var ki Talât’ı, İstanbul’un tarihsel semti ‘Balat’ gibi (hem ikinci ‘a’yı inceltmeden hem de vurguyu ilk heceye yaparak) telâffuz ediyor. Kim mi? Ekrandan, 17 yıllık TV haber sunucusu olduğunu gururla söyleyen CNN Türk elemanı Çiğdem Anat (Tanrım daha nice yıllara erdirsin)!



GAFFEDERSİNİZ!



* Hülya Avşar (TV şovunda şarkıcı Gülben Ergen’e): "Dağ dağa küsmüş, dağın haberi olmamış". (Atasözünün doğrusunda küsen ‘tavşan’.) 

* Ahmet San (Bir Türkstar yarışmacısına): "Bizi mütehassıs ettin". (Mütehassıs: Uzman. Mütehassis: Duygulanmış.)

* Ahmet San (Türkstar yarışmacısı kaportacıya): "Senden bir halt olmaz". (‘Süzgeçli’ jüri üyesinden ‘yapıcı eleştiri’...)

* Ercan Saatçi (Bir Türkstar yarışmacısına): "Teşekkür ederiz, bizim için kareograf bile yapmışsın". (Doğrusu: Koreografi)

* Bir hamburger reklamı: "Benimki sopsoğansız olsun"! (... da güzel Türkçemiz kötü kokmasın!)

* Bekir Coşkun (köşe yazısı): "(Ayı) ilk kurşunu yediğinde elini yarasının üstüne bastırıp bağırarak yalvarır gibi ağlar. Sonra... Artık sonunun geldiğini anlar ve iki eliyle gözlerini kapatır". 

* Ayşe Arman (köşe yazısı): Onu anladığım için mi, anlamadığım için mi? Belki de kızları tarafından bile yanağından öpülmesinden rahatsız olan bu adama için için üzüldüğüm için"... (İçin işkencesi mi?)

* NTV Spor Bülteni (FB-GS maçı haberi): "Sarı-kırmızılı taraftarı, Kadıköy’e üç otobüs taşıdı". (Ağır taraftar dediğin böyle olur!)

* Kanal D’de bir magazin izlencesi: "Meltem Cumbul, Altın Portakal gecesinde kıyameti koparan Armani elbisesinden vazgeçmemiş". (Biri giyer, biri bakar, kıyamet ondan kopar!)

* Expo Channel adlı -yerli- TV kanalında bir haber: "Plastik bahçe mobilyasında imaj sıkıntısı yaşanması, sektörü sıkıntıya sokan en büyük etken". (Tanrı başka keder vermesin!)

* Tayyip Erdoğan (AKP’nin belediye başkan adaylarını tanıtırken): "Bizim hatalarımız olur ama asla yanlışlarımız olmaz". (Ona ne şüphe!)

< Önceki   Sonraki >