| "Kalbinizin tatlı faciası" |
|
|
|
Kültür ve Turizm Bakanı “Koç”, Devlet Tiyatroları’nı “kurban” seçti diye yeni tiyatro sezonunda eğlencesiz kalacağımızı sanmayın! Medyamız sağolsun. “İki kalas bir heves” denilen tiyatrodan çok daha matrak yazılı -görsel- işitsel yayınlarla hayatımızın renkleneceğine hiç kuşkunuz olmasın. Şimdiden, bir Dario Fo piyesinden farksız örneklere buyurun: atv’nin 20 Ağustos 2005 günkü ana haber bülteni... Gazze şeridinden çekilmek istemeyen İsrailli yerleşimcilerin, kendilerine güç kullanan askerlere asit püskürttükleri bildiriliyor. İtfaiyeciler yetişip asidin cildi yakıcı etkisini gidermek için askerlerin üzerine su sıkıyorlar. Vtr’de bu görüntü, şöyle yorumlanıyor: “Üzerine asit dökülen askerlerin serinletilmesine çalışılıyor”. Bu da, atv’nin 8 Ağustos 2005 günkü ana haber bülteninden: “Milyonlarca turist geliyor, bir arpa boyu döviz bırakıp gidiyor”. Dilimizde, genellikle masallarda kullanılan “Bir arpa boyu gitmek” deyimi var; pek az yol alabilmek, anlamına gelir. “Bir arpa boyu” diye bir ölçü birimi ya da ölçüt (kıstas, kriter) ise yok ki döviz gelirimizi onunla kıyaslayıp ifade edelim. Yine, atv’nin 22 Temmuz 2005 tarihli ana haber bülteninde şu haber başlığı kulağımızı tırmalıyor: “Çocuk yuvasında tarihi mezar lahitleri” Başlık, hem vtr’de hem de spiker tarafından aynen yineleniyor: “... mezar lahitleri” TDK’nın Türkçe Sözlük’üne göre, “lahit”in anlamı şu: “1- Kenarları kâgir, üstü kapak taşlarıyla örtülü mezar. 2- Taş veya mermerden oyma mezar”. Yani, lahit, mezar demek. Peki, mezar lahitleri, ne demek? Yumurta omletleri, gibi bir şey! Ölüm üstüne de elbette şaka yapılabilir. Ama, yerine ve zamanına göre... Söz gelimi, ülkemiz karayollarında bir otobüsle şehirlerarası yolculuk ederken trafik kazası geçirme riski, sizi ölümle ilgili şakalara karşı buz gibi kılabilir. İşte, biz bu durumdayken Çağlar otobüs firmasının koltuk kılıflarında şöyle bir reklam sloganı gördük: “Radyo 59 - Kalbinizin tatlı faciası” Rakama bakılırsa (59) sanırız Tekirdağ’dan yayın yapan bu radyonun ilgilileri, hoş bir slogan bulduklarını sanıyor olmalılar. Oysa, facia, adı üstünde, feci olay demek. Bunun tatlısı nasıl oluyorsa biz almayalım lütfen! Bir feci olaydan da 15 Eylül 2005 günü, TRT-1’deki “Gün Başlıyor” adlı izlencede söz ediliyor. TRT ile Samanyolu TV’nin “paylaşamadıkları” sunucu İkbal Gürpınar, soruyor: “Hastanede yatan bir çocuğa, hangi aklıselim insan götürmüş olabilir bu silahı? Daha doğrusu ona aklıselim denebilir mi”? Yanıt veriyoruz: Denemez. Çünkü, aklıselim, usa uygun yargılara varma yeteneği, sağduyu demek. Bu bir sıfat değil ad tamlaması olduğu için kimseye aklıselim denemez. Ancak, aklıselim sahibi ya da sağduyulu denebilir. Öte yandan, Haftalık Dergisi’ni hazırlayanlar, eksik olmasınlar, 23-29 Ağustos 2005 tarihli 24. sayıda, “kıyametin büyük alametleri”ni yazmışlar. Bu alametlerden biri şuymuş: “Yecüc ve Mecüc denilen acayip varlıkların topluluk olarak nüfus sahibi olup ortalığı kasıp kavurması”. Anlamadık. Yecüc Mecüclere, nüfus cüzdanı mı verilecek? Yoksa,Yecüc Mecüclerin nüfusu mu artacak? Eğer, söz konusu kavmin gün gelip gücünü kabul ettireceğini söylemek istiyorsanız o zaman “nüfuz sahibi” diyeceksiniz. Eskiden Babıâli’de bu tür vahim yanlışlar yapılınca “kıyamet” kopardı. 27 Eylül 2005’in ilk saatlerinde TRT-1’in ekrana getirdiği “Gündem”de ilk madde: “Başbakan Erdoğan, Oman’da temaslarda bulunacak”. Aynı gün TRT-2’nin saat 15.00 haberlerinde Nermin Tuğuşlu’nun sunduğu haber: “Başbakan, Oman’ı ziyaret etti”. TRT’nin açılımında ilk sözcük “Türk”. Ama, Türkçede “Oman” diye bir ülke adı yok. Ne gariptir ki bu ülke adının doğrusunu, yabancı adlı bir kanalın, CNBC-e’nin aynı gün saat 17.00’deki haberlerinde işitiyoruz: “Başbakan, Umman Sultanlığı’nda, AB müzakereleri konusunda açıklamalar yaptı”. Yine, TRT-1’deki futbol izlencesi “Stadyum”un yorumcusu Bilgin Gökberk’ten, 11 Eylül 2005 günkü yayında bir inci: “Galatasaray’ın Çekoslovakyalı futbolcusu Heinz”... Sayın Gökberk, GS’da Çekoslovakyalı futbolcu yok. Dahası, 12 yıldır dünyada Çekoslovakya diye bir ülke yok. Bu ülke ta 1993’te Çek Cumhuriyeti ve Slovakya olarak ikiye bölündü. GS’lı futbolcu Heinz de Çek Cumhuriyeti yurttaşı. NTV’nin Güntekin Onay’ı, Gökberk’ten de matrak. 15 Eylül 2005 akşamı, Norveç’in Tromsö futbol takımıyla GS arasında oynanan UEFA Kupası ilk maçını anlatırken şöyle diyor Onay: “Bir beraberlik golü, Galatasaray’a tur kapısını ardına kadar aralar”. Tur kapısını aralar, değil. Ardına kadar açar da değil. “Ardına kadar aralar”! (29/09/2005) |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
