| "Ben az öder" kredisi ne? |
|
|
|
Kimi reklam şirketlerinin işi sanki, kendi reklam metni yazarlarının “dil ve mantık zaafı”nı reklam etmek! Son yılların en başarılı komedyenlerinden Ata Demirer, “Kekstra” reklamıyla sık sık TV ekranlarına geliyor. Demirer, önündeki keke uzanan ele vurarak şöyle diyor: “... Bir de böyle bir yöntem var ama bu, tasvip ettiğimiz bir davranış biçimi değil”. Oysa, Türkçede “davranış biçimi” diye bir ad tamlaması yok. Çünkü “davranış”, zaten “davranma biçimi” demek. (Kekstra reklamındaki bu dil yanlışına, ne yazık ki Şakir Eczacıbaşı da düştü. Ünlü fotoğraf sanatçısı, üç hafta kadar önce “1965’ten Bugüne 40 Fotoğraflık Seçki” başlığıyla bir sergi açmıştı. 4 Haziran 2005 günü, sergisi hakkında NTV’ye konuşurken şöyle dedi: “İnsanı sokakta çekerim. Çünkü sokakta davranış biçimi özgürdür”.) Bu da bir başka genç komedyenin, Şahan Gökbakar’ın rol aldığı Garanti Bankası reklamında, TV ekranlarına yazılan slogan: “Herşey, güzel olacak”. Kolaycı reklamcı, herhangi bir sözlüğe ya da yazım kılavuzunu bakma zahmetine katlansaydı şunu görecekti: “Her şey” bitişik değil, ayrı yazılır. Zaten “şey”, hiçbir sözcüğe bitişik yazılmaz. Doğru örnekler: bir şey, hiçbir şey, o şey, bu şey, öbür şey... Yaz, terlik mevsimi. İşte, son haftalarda TV’lerde çok sık rastladığımız bir terlik reklamı: “Heryerde Gezer, herkes onu izler”. Bu slogandaki “heryerde” de tıpkı “her şey” gibi iki ayrı sözcüktür; “her yerde”. Patates varsılı ülkemizde cips üretimi patlamış olmalı. Kıyasıya bir rekabet içinde oldukları görülen cips üreticisi firmalardan birinin reklam sloganı, ekrana şöyle yazılıyor: “Aklın çıkıcak”. Dilimizdeki “ünlülerin daralması” kuralı gereği, “çıkacak” eylem çekimini “çıkıcak” diye söyleriz. Ama, bu slogandaki sözcükte ‘a’yı ‘ı’ya dönüştüren “ünlülerin daralması” kuralı, yazım (imla) için geçerli değil. Sloganın doğru yazımı elbette “... çıkacak”. Bir büyük çekişme de bankalarımız arasında, düşük faizli konut kredisi verme yarışı biçiminde sürüyor. Aynı faiz oranını uygulayan bankaların reklamcıları, ilginç reklam yaratılarıyla rakiplerine üstünlük sağlama peşindeler. Örneğin, bu yarışın içindeki Koçbank’ın yeni gazete reklamını “yaratan” metin yazarı, dilimize yeni bir eylem kazandırmış: “Konutmak”! Halkımıza -Gelin, konut hakkında konuşalım, anlamında- şöyle bir çağrıda bulunuyor: “... konutalım”. Hazret, bizlere Koçbank’tan konut kredisi aldırmaya kesin kararlı! Bankanın TV reklamı için de yine dehasını konuşturup şu sloganı bulmuş: “... Ben az öder, kredisi de olabilir”. “Ödemek” eyleminin geniş zaman birinci tekil kişisi, Tarzan Türkçesiyle böyle çekiliyor demek: “Ben öder”!.. MEDYAMIZDA “ANADİLİ” SORUNU Reklama bulaşan yazılı medyamızın da “dil zaafı” konusunda reklamcılarımızdan geri kalır yanı yok! Deneyimli muhabir Gülden Aydın, reklamcı Ersin Salman’la röportaj yapmış. Gülden Hanım, 19 Haziran 2005 tarihli Hürriyet Pazar’da yayımlanan söz konusu röportajın iri puntolarla yazılmış spotunda, Salman’ı şu sözlerle tanıtıyor: “... İflah olmaz bir Türkçeci, anadil tutkunu”. Sayın Aydın’a, “anadil”in anlamını anımsatalım: “Anadil” diye, “başka diller ve lehçeler türetmiş olan dil”e denir; İngilizce, Fransızca, Almanca ve elbette Türkçe gibi... (Bu arada dilimizi küçümseyenlere kısa bir not: Türkçenin, Yakutça ve Çuvaşça diye iki ayrı dil doğuracak denli varsıl olduğunu unutmayın.) Ersin Salman’ın “tutkun” olduğuysa “çocukken anasından, evindekilerden ve soyca bağlı bulunduğu topluluktan öğrendiği dil” olmalı ki ona bir “i” harfi farkıyla şu ad verilmiştir: “Anadili” Salman, röportajı gazetede yayımlanınca Gülden Aydın’a bu dil yanlışından dolayı sitem edecek denli “iflah olmaz Türkçeci” midir, merak ediyoruz. Ve, daha başka yanlışlarından dolayı: Sayın Aydın, tarihlerin yazımı konusunda kararsız. Röportajının bir yerinde “1996 Kasımı’nda” diye yazmış. Bir yerindeyse kesme imini (’) esirgeyip “1983 Temmuzu” demiş. Her iki yazım da yanlış. Doğrusu şöyle olacak: “1996 Kasım’ında” “1983 Temmuz’u” Belki de en önemlisi, muhabir Gülden Aydın’ın yine Salman için kullandığı şu anlatımdaki noktalama imi eksiğinin yol açtığı ters anlam: “Reklamcı oldu. Hem de ne reklamcı”. Yukarıdaki tümcelerden ikincisi, bir ünlem tümcesidir. Çünkü “Hem de ne reklamcı” denilirken “... ne reklamcı” sözcükleri vurgulanır. Buna “ussal değer vurgusu” denir. Dolayısıyla tümcenin sonuna ünlem imi konulması şarttır: “Hem de ne reklamcı”! O ünlem imini koymazsanız ne olur? Bunu anlamak için “Hem de ne reklamcı” tümcesinde hiçbir sözcüğü vurgulamadan, tekdüze bir ses tonuyla okuyun. Tümcedeki “övgü” amacının, “küçümseme”ye dönüştüğünü hemen ayrımsayacaksınız. Gazeteci olsun, reklamcı olsun, halkla ilişkiler uzmanı olsun, her iletişimci, anadilinin sözvarlığını (Fr. vocabulaire) çok iyi bilmeye mecburdur. Dilbilgisi ve yazım kurallarını hattâ dilinin ses bilimi (fonetik) açısından inceliklerini ayrıntılı olarak öğrenip uygulamaya da... Çünkü bu, hedef kitlelerimizle doğru iletişim kurmaktan öte, ulusal - kültürel kimliğimize sahip çıkma sorunudur. (23/06/2005) |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
