| "(H)epten de aykırı gitmek" |
|
|
|
Yeni bir yılı karşılamaya hazırlanırken, Babaeskili hemşerilerimizin 1995’e “serfoş” (!) girip giremeyeceklerini merak ediyoruz. İlçedeki jandarma komutanının yöre köylülerine ettiğini gazetelerde okumuşsunuzdur; içki, zinhar yasak! Komutan, yarın gece Padişah IV. Murat gibi tebdili kıyafet edip elde asa ayakta çarık, Babaeski’nin köylerine baskın yaparsa içkiyle başı hoş olmayanları bile zilzurna sarhoş durumda yakalayabilir. Çünkü, yasakların çekiciliği malum. İÇKİLİ BEKTAŞİ’DEN KOLCUYA: B.. YEME, ŞİŞEYİ KIRDIRACAKSIN! Kolcular, ramazanda sarhoş yakaladıkları Bektaşi’nin elindeki içki şişesini almaya kalkışmışlar. Baba erenler, şişeyi bir eliyle arkasına gizliyor, öteki elini kolculara göstererek “Görmüyor musunuz, bende içki miçki yok” diyormuş. “Öbür elini öne çıkar” dediklerinde de şişeyi diğer elinde gizleyip aynı hareketi yineliyormuş. Sonunda çareyi bulmuş; geriye gide gide şişeyi duvarla sırtının arasına sıkıştırarak iki elini kaldırabilmiş. Ancak, kolcu yine de pes etmeyip “Öne gel!” diye bağırınca baba erenler ondan daha yüksek bir sesle kükremiş: - B.. yeme, şişeyi kırdıracaksın!.. ÂRİF OKURLARA ÖZGÜ BİR BABAESKİ RÖPORTAJI Hürriyet Gazetesi’nden muhabir Gülden Aydın da Babaeskililerin durumundan etkilenmiş olmalı ki, soluğu bu ilçede almış. Sayın Aydın’ın 26 Aralık 2004 tarihli Hürriyet Pazar’da yayımlanan röportajından şunu öğreniyoruz: “... İçki, Trakya kültürünün önemli bir parçasıdır. Avrupai yaşamak, hayata Avrupai bakmakla övünür”. Anlamadık. İçki mi övünüyormuş?.. Yukarıdaki alıntıda iç içe geçmiş iki tümcedeki anlatım bir garip. Bunlardan ikincisinde özne olmadığına göre, ilk tümcenin öznesi ikinci tümce için de geçerli; “içki”... Ne var ki, “içkiyi övünmekte (!) haklı bulsak” bile ikinci tümce düzelmiyor. Çünkü, “yaşamak” eylemiyle “övünür” yüklemi uyumsuz. Muhabir, herhalde “Babaeskili, Avrupai yaşamakla, hayata Avrupai bakmakla övünür.” demeye getiriyor. Yani, tümceyi düzeltmek için “yaşamak” eylemine “ile” ilgecini (edat) eklemesi gerekiyor. “İÇKİNİN YANINDA ‘TRAKYALI’ AFİYETLE GİDER” (!) Röportajın devamında da şöyle bir anlatım var: “... Trakyalı köfteyi de çok sever. İçkinin yanında afiyetle gider. Yüzyıllardır bu böyledir. Ta ki 16 ay öncesine kadar.”... Yine aynı “özneden tasarruf” (!) eğilimi. Bu kez de ilk tümcenin öznesi “Trakyalı”... içkinin yanında afiyetle gider. (!) Öte yandan karakol komutanı yüzbaşının, Babaeskili akşamcılara akşamı zehir etmesinin üzerinden 16 ay geçtiğini öğreniyoruz. Ama, bizim bildiğimiz; haberde kesinlik taşımayan rakamlar, yazıyla yazılır. Yani, Babaeskilinin ağzına Tekirdağ rakısı ya da Mürefte şarabı değmeyeli elifi elifine 16 ay olmuşsa mesele yok. Gelgelelim, bu süre bir gün eksik, bir gün fazlaysa -ki büyük olasılıkla öyledir- on altı ay, diye yazıyla yazılır. Bitmedi. Böyle bir tümcede “ta ki...” denmez. Çünkü; “ta ki”, “yeter ki” anlamına gelir. “Yeter ki 16 ay öncesine kadar.” anlatımı ne denli yanlış Türkçeyse “Ta ki...”yle kurduğunuz bu tümce de o denli yanlıştır. “Ki” bağlacı kullanılmadan, “Ta, on altı ay öncesine kadar” denmesi, bu arada “eksiltili” tümce kurulduğu için olmayan yüklemin yerine tümcenin üç noktayla bitirilmesi gerekirdi. “DÜZELTME İMİ” DENEN SAHİPSİZ SERPUŞUN HALİ! Adı geçen haberci, bu köşede sık sık konu ettiğimiz Hürriyet’teki “yazım kurallarına uymama hürriyeti” gereği; “dükkân”, “şikâyet” gibi Arapça kökenli sözcükleri yazarken de düzeltme imine (şapka) rağbet etmemiş. Günümüzde piyasada satılan tüm Türkçe sözlük ve yazım kılavuzlarına inat... Ama, Hürriyet’in aynı günkü (26 Aralık 2004) Keyif ekini hazırlayanlar, bir TV izlencesini duyururken “şapka”yı unutmamışlar: “Karalama Defteri’nde Doğan Hızlan bugün, klâsik Türk müziğinin yaşayan en büyük ismi Prof. Dr. Nevzat Atlığ’ı ... konuk edecek.” Sanıyoruz, Doğan Hızlan’ın dil konusundaki titizliği, Keyif ekini hazırlayanları “şapka” duyarlılığına yöneltmiş ki, editör kardeşlerimiz “klasik” sözcüğünün “a”sına şapkayı oturuvermişler; “klâsik”. Ancak, bu da doğru değil. Çünkü, Bâbıâli’de adına “şapka” denen bu sahipsiz serpuşun, “klasik” ve benzeri Batı kökenli sözcüklere konulmaması gerekiyor ne yazık ki!.. Rastlantı eseri, Keyif’te adı geçen Nevzat Atlığ da bir Trakyalı (Edirneli). Trakyalı deyişiyle “(h)epten de aykırı” durumların keyfimizi kaçıramayacağı sağlıklı, mutlu nice yıllara! (30/12/2004) |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
