23 Nisan Üzülüyor İnsan

Üç gün önce, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı‘nı kutladık. Kutladık dedikse sözün gelişi; yine bir tür yasak savdık! Dünyadaki tek çocuk bayramında, uzak – yakın kültürlerin minik temsilcileri rengârenk ulusal giysilerinin içinde ülkemizi egzotik bir çiçek bahçesine çevirirlerdi. Çocuklar güzeldir; bunca kirlenmişliğin içinde sakız beyazı gülüşleri, aydınlık bakışlarıyla[…]

Yazının Devamı

Büyüklere Masal

Ülkemizde ve dünyada olup bitenleri izlerken kimi zaman kendimizi bir hayvan belgeselinin savunmasız öznesi gibi duyumsuyoruz: Boğazına çöken yabanıl hayvan saldırısı karşısında bir tür felce uğrayıp kaskatı kesilmiş (paralize) durumda… Kimi zaman da ibretlik bir öykünce (fabl), ete kemiğe bürünüyor! Örneğin, İÖ 620’de doğmuş, Eski Yunan köle – düşünür Ezop’un[…]

Yazının Devamı

'Atlı Süvari'nin Dönüşü!

Medya, ‘doğru ve güzel Türkçe’ açısından, bizim gazeteciliğe başladığımız 1970’li yıllara oranla çok kan kaybetti. O yıllarda bir muhabir, yazdığı haber metninde örneğin, eş anlamlı iki sözcüğü aynı tümce içinde kullanmışsa meslek büyüklerimiz şu tekerlemeyi söyleyerek kendisiyle en azından dalga geçerlerdi: “Babıâli yüksek kapısından mürur edip geçerken yek bir atlı[…]

Yazının Devamı

TRT'den Türkçe İncileri!

Arapça kökenli “liyakat” (ikinci hecesi uzatılarak ve ‘t’ harfi inceltilerek ‘liyaakât’ diye okunur), son zamanlarda sıklıkla kullandığımız bir sözcük. ‘Kişinin iş verilmeye uygunluk, yaraşırlık durumu’ demek. Kamu kurumlarımızın, uzun yıllardır hemen her iktidar tarafından ‘kayırma’ amaçlı kullanıldığını hepimiz biliyoruz. Ama bu denli ‘kör, kör parmağım gözüne’ durumları pek yaşamamıştık. Örneğin[…]

Yazının Devamı