Aylık arşivler: Nisan 2017

Türkiye’de Çocuk Olmak

Son söyleyeceğimizi baştan söyleyelim…

Eğitim bilimci Piaget’nin, daha önce de bu köşede aktardığımız bilimsel görüşünü yineleyelim:

Çocuklarımıza; 11 – 12 yaşına değin din, vatan, şehit olma… gibi ‘soyut’ kavramları öğretmeye çalışmayalım. Yaşları gereği, anlayamazlar. Anlayamamakla kalsalar yine iyi; bunları algılamadıkları için ‘yetersiz’ olduklarını düşünüp kendilerini suçlarlar. Böylece de çocuklarımızda “olumsuz benlik algısı” yerleşip kökleşir.

Türkiye’de Çocuk Olmak yazısına devam et

İyide, Doğruda Birleşelim

“Santral” sözcüğünün doğru yazıldığı bir tek gazete kaldı; Cumhuriyet.

11 Nisan 2017 tarihli gazetenin, 11’inci sayfa manşetinin alt başlığında iki kez “santralını” deniliyordu.

Fransızca kökenli “santral” (Fr. central), Cumhuriyet’te yer aldığı gibi, son sesi ‘kalın l’ ile Türkçeleşmiş bir sözcüktür. Ama, medyamızda yaygın olarak ‘ince l’ ile yazılıp söyleniyor. TDK da -‘galatımeşhur’ saymış olmalı ki- medyaya uyup “santral”ı, sözlüklerinde ‘ince l’ ile yazmayı benimsedi:

“Elektrik santrali, telefon santrali, santralci…”

Bizce ‘yazım birliği’nin sağlanması adına yanlışta değil, doğruda birleşilmeli.

İyide, Doğruda Birleşelim yazısına devam et

Bilgi (!) Yarışması

ATV’nin kıdemli izlencesi “Kim Milyoner Olmak İster?”i, iki buçuk aydır Murat Yıldırım sunuyor.

Beyin kanaması geçiren Kenan Işık’ın -Tanrı şifa versin- ve Selçuk Yöntem’in ardından bu zorlu işe soyunan genç aktör; jest ve mimikleri ölçülü, sıcakkanlı, sevimli, sakin bir sunucu.

Dileriz, ‘dünyanın en çok seyredilen ve kazandıran bilgi yarışması’ gibi büyük bir iddianın ağırlığı altında ezilmez. Bunun için kendisine ve yarışmaya yöneltilen yapıcı eleştirileri, dört göz dört kulak kesilerek dikkate almalı.

Bilgi (!) Yarışması yazısına devam et

Arap Abecesi mi, YÖK yahu!

Leh asıllı Osmanlı subayı Mustafa Celalettin Paşa (1826 – 1876) dönemin padişahı Abdülaziz’e sunduğu bir yazanakta, şöyle diyor (1):

“… Türklerin uygarlığı ancak belirli sınırlarda kalacaktır. Bu sınırlama, önce sonu gelmeyen savaşlar yüzünden, sonra da Türklerin Türk diline hiç uymayan Arap alfabesini ve yazısını benimsemesi sonucu, eğitimin hiçbir zaman yeterince millî ve yaygın hale gelememesi yüzünden oluştu.” (…)

Arap Abecesi mi, YÖK yahu! yazısına devam et

‘Yaşayan’ Türkçe!

Dil, canlı bir varlık gibidir, sürekli değişir.

Kimi sözcükler zaman içinde kullanımdan kalkar, onların yerini yeni türetilenler alır.

Kimileri anlam değişimine ya da anlam genişlemesine uğrar.

Kimilerinin yazımı, (TDK’nın son yıllarda biraz da ölçüyü kaçırarak yaptığı gibi) yaşayan dile uydurulur.

Ama, özellikle sesletim (telaffuz), kör kör parmağım gözüne değiştirilmez, diye biliyorduk…

Yazık ki değiştiriliyor.

‘Yaşayan’ Türkçe! yazısına devam et