Aylık arşivler: Mart 2017

Çingene Pilici

Anayasa değişikliği referandumu için Edirne’ye gelen genç bir siyasetçinin halkla hemen kaynaşmasına -ya da çıkarı gereği öyle görünmesine- yaşlı bir köylüden ‘yerel’ yorum:

– Çingene pilici gibi kızan! Önüne gelene sarılır beyaa!..

Doğma büyüme Trakyalı olduğumuz hâlde, “Çingene pilici” deyimini duymamıştık.

Hemen her deyim gibi, bunun da dayandığı gerçek bir öykü ya da toplumsal bir temel olmalı. Kendi karnını güç bela doyurabilen Roman yurttaşın aç pilici de gördüğü herkese, yiyecek verir umuduyla yaklaşıp sırnaştığı için böyle bir deyim ortaya çıkmıştır, sanırız.

Çingene Pilici yazısına devam et

Türkçemiz Kıvancımız

Dil araştırmacıları; İngilizcede yaklaşık altı yüz bin, Fransızcada dört yüz bin, Türkçede ise yüz bin sözcük bulunduğunu söylüyorlar.

Ancak bu olgu, Türkçemizin ‘yoksul’ bir dil olduğu anlamına gelmiyor.

Türkçe sözcükler, soneklerle türetilmeye çok elverişli.

Örneğin, “gün” sözcüğünün türevlerine bakın:

günlük, günce, gündelik, gündem, günaydın, günübirlik, güngen…  Türkçemiz Kıvancımız yazısına devam et

EPİFANİ

Atatürk Türkiye’sinin örnek aydınlarından Doğan Kuban, “Beyin, biyolojik insana; akıl, toplumsal insana; düşünce de uygar insana tekabül eder.” diyor.

Türk ulusu olarak biz de ‘düşünen, uygar toplum’ olmak istiyorsak okumayı; yemek, içmek, barınmak…  gibi temel gereksinimlerimizin arasına katmaktan ötesi yoktur.

EPİFANİ yazısına devam et

Pastane Zamanı

Hava durumuyla insanın ruhsal durumu arasında, sanırız bir koşutluk var.

Voltaire, “O kadar mutluyum ki utanıyorum.” derken belki de ilkyazın bu bol güneşli, tenimizi / tinimizi okşayan hafif esintili, ‘limonata gibi’ günlerini; mucizevi gökyüzü avizesinin doğuştan varolan yaşam sevincimizi, coşkumuzu karanlığın hapsinden kurtardığı ‘beyaz geceler’ini yaşıyordu.

Ama, öte yandan kendini ‘herkesten ve her şeyden sorumlu’ sayan sanatçı duyarlılığıyla; ‘kahir ekseriyet’ini mutsuzların oluşturduğu adaletsiz dünyada, dudağındaki bir anlık gülümseme bile suçluluk duygusuyla gölgelenebiliyordu.

Pastane Zamanı yazısına devam et

‘Abıhayat Suyu’ (!)

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV), “Kültür – Sanatta Katılımcı Yaklaşımlar” başlıklı bir yazanak (rapor) hazırlamış. 2017 Şubat tarihli yazanak; araştırma şirketi İPSOS’un, “Türkiye’yi Anlama Kılavuzu”na dayanıyor.

Araştırmaya göre, halkımızın yüzde 39’u hiç kitap okumuyormuş. İPSOS sormacasında (anket), kendisiyle görüşülenlerden yüzde 61’i “Okuyoruz.” yanıtını vermişlerse bu kişilerin çoğu ‘gizlice’ okuyor demektir! Çünkü, insanlarımızın topluca bulunduğu yerlerde değil on, bin kişiden altısının elinde bile kitap göremiyoruz.

Gazete satışlarımızın ‘yerlerde sürünmesi’ ise bu acı gerçeğin bir başka göstergesi.

‘Abıhayat Suyu’ (!) yazısına devam et