Bibliyoterapi

Ülkemizde “Arşak Palabıyıkyan” sinema tiplemesiyle tanınan ABD’li komedyen Groucho Marx (1890 – 1977), çağımızın ‘aptal kutusu’ hakkında şu espriyi yapmış: “TV’nin eğitici olduğuna inanıyorum! Ne zaman birisi TV’yi açsa yan odaya geçip kitap okurum!” Biz de iyi seçilmiş kitapların yalnız ‘yetkin birer öğretmen’ değil, ‘okurunu sağaltan’ çok iyi hekimler olduğunu,[…]

Yazının Devamı

'Aklın Süsü Dil…'

Yusuf Has Hacip [1017 (kimi kaynaklara göre 1019) -1077] “Kutadgu Bilig”de (Mutluluk Veren Bilgi) şöyle der: “Aklın süsü dil, dilin süsü sözdür…” Medya çalışanları olarak biz de dilimizi ‘aklımızın süsü’ görüp okur / izleyici / dinleyiciye en azından saygıda kusur etmemek için kitlelerin karşısına ‘doğru Türkçe’ ile çıkmak zorundayız.

Yazının Devamı

Ortak Vurgu Din

FETÖ’cü darbe girişimcileriyle üç haftadır meydanlarda ‘Demokrasi Nöbeti’ adı altında kitlesel eylem yapanların ‘söylem ortaklığı’ dikkat çekici. 15 Temmuz 2016 gecesi İstanbul Borsası’nı basan darbeci askerlerden biri, şu ifadeyi vermiş: “Başımızdaki komutan bize dedi ki: ‘Ateş açmayan, Peygamber Efendimizin şefaatinden [Allah’ın bağışlaması ve yardımcı olması için aracılık etmesinden (K.E.) ][…]

Yazının Devamı

Özgürlük Özlemi

“Bir kimsenin kötülüğünü gazeteler yazmazsa adamın fenalığı anlaşılmaz. Böyle kimseler önemli işlere atanabilirler, halka zararlı olurlar, vatana ihanet ederler. Bunları aydınlatmak gazetelerin görevidir…” (1) 1909 Meclisi Mebusan’ında, Basın Yasa Tasarısı görüşülürken mebuslardan Sait Bey yukarıdaki tarihsel konuşmayı yaptı. Tasarı, uzun tartışmalardan sonra Âyan Meclisi’nden de geçerek 18 Temmuz 1909′da yasalaştı.[…]

Yazının Devamı

Türkçetele -5

Medyamızdaki yürek burkan Türkçe özensizliğini görmek için haber başlıklarına bakmak bile artık yeterli olabiliyor. Örneğin, “-de” eki, bir başlıkta yerini “yönelme eki -a”ya bırakabiliyor. CNN Türk’ün “Parametre” izlencesinde 1 Temmuz 2016 günü ekrana atılan şu başlıkta (KJ) yapıldığı gibi: “İsrail gazı 3 yıla gelecek” Başlığın doğrusu, “İsrail gazı üç yıl[…]

Yazının Devamı

Türkçetele -4

TV kanallarındaki dizi filmler, yaz dönemi nedeniyle birbiri ardına ekrana veda ediyor! Her bölümü uzun saatler süren bu dizilere, yoğun emek ve büyük paralar harcandığı belli. Hâttâ çoğu dizi oyuncusu, yasal çalışma saatlerine uyulmayarak  ‘kendilerinin de harcandığından’ yakınıyor. Bize göre, dizilerde ‘harcanan’ bir şey daha var: Doğru ve güzel Türkçe.[…]

Yazının Devamı

Türkçetele -3

Paris’te geçen ay, geniş çaplı bir polis gösterisi yapılmıştı. CNN Türk’ün 18 Mayıs 2016 günkü bir haber bülteninde yürüyüş, şu uzun başlıkla ekrana yazıldı: “Sokakta ardarda yaşanan olaylar sonrası polis de eyleme geçti” Başlıktaki “ardarda” yinelemesi, bir değil iki yazım (imla) yanlışı birden içeriyor. 1- İkilemeler (dolayısıyla da ‘yinelemeler’) ayrı[…]

Yazının Devamı

Türkçetele -2

“De – da”nın nerede ek, nerede bağlaç, ne zaman ilgeç (edat) olduğu konusunda gazete ve TV’lerimizde ‘rivayet muhtelif’! İşte, Halk TV’den bir başlık: “Zarrab soruşturmasında Egemen Bağış, Zafer Çağlayan ve Fikret Ormanda var.” Bu tümcede, “Orman” soyadına bitişik yazılan “da”; ‘dahi, bile’ anlamlarında bağlaç. Dolayısıyla ayrı yazılmalı; “Fikret Orman da…”

Yazının Devamı

Türkçetele -1

Başlıktaki sözcüğü, şaka yollu biz uydurduk. Hep sevgili meslektaşlarımız uyduracak değil ya! Açılımına, ister yıllardır tutmaya çalıştığımız ‘Türk medyasındaki Türkçe yanlışları çetelesi’ deyin, ister ‘televizyoncu Türkçesi’; aynı kapıya çıkar! ‘Türkçetele’ye, güncel ramazan haberleriyle başlayalım…

Yazının Devamı

Derin Kaygıdan Umuda

Yeni hükümetin Millî Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, bakanlığının adını “Maarif (Vekâleti)” olarak değiştirmek istiyormuş. İlk anlamı ‘bilgi ve kültür’, ikinci anlamı da ‘öğretim ve eğitim dizgesi’ olan  “maarif”, Arapça kökenli bir sözcük. “Millî eğitim”i ulusal olmaktan tümüyle çıkarıp “ümmetçi” yapmaya kararlı bir iktidarın ‘nazır’ına (!) da Arapçayı Türkçeye yeğ tutmak[…]

Yazının Devamı

Fatih ile Doku Uyuşmazlığı

Topkapı Sarayı’nı gezenler bilir; Osmanlı’nın en parlak dönemlerine ev sahipliği yapmış olmasına karşın bu yapılar topluluğu, son derece mütevazıdır. Göçebelikten yerleşik düzene geçmiş bir toplumu yöneten padişah ve çevresinin, gücünü göstermek için şaşaaya gereksinim duymadığının kanıtı gibidir. Dolmabahçe Sarayı ise tam tersine barok – rokoko karışımı, aşırı gösterişli mimarî biçem[…]

Yazının Devamı

Kütüphanede Kalıcı Hatalar

ABD’li romancı ve öykü yazarı William Faulkner’ın (1887 – 1962) gerçek soyadı “Falkner”mış. Dizgicinin azizliğine uğramış! Yazarın ilk kitaplarından birinde soyadı, yanlışlıkla bir ‘u’ harfi eklenerek “Faulkner” diye basılmış. Yazar, bu ciddi hatayı sineye çekip yayımcısını saç baş yolmaktan kurtarmış. 1949′da Nobel Edebiyat, ardından iki kez de Pulitzer Ödülü kazanan[…]

Yazının Devamı

Atatürk de Bilmiyordu

Bugün 19 Mayıs, Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı. Mustafa Kemal’in, 97 yıl önce Samsun’a çıkarak Millî Mücadele’yi başlattığı gün. 20’nci yüzyıla ayak uyduramayıp çöken Osmanlı İmparatorluğu’nun topraklarını, emperyalistler işgal etmişti. Mondros Mütarekesi‘nin uygulanmasında adaletsizlik yapılmış, İzmir’in Yunanlılarca işgali ise bardağı taşıran son damla olmuştu.

Yazının Devamı

Böcekli Yazı

Ateşböceği mevsimdeyiz. Dostoyevski’nin ‘beyaz geceler’i henüz gelmedi ama kasvetli akşam karanlıkları, parlement mavisine dönüşmeye yüztuttu. Oktay Rifat’ın “Dut” şiirindeki büyüleyici gökkubbe ışıltılarının eli kulağında: “Binsem dalına da sallasam ağacı / Yıldızların dökülüverecek, Gece.”  

Yazının Devamı

'Yanlız' Türkçemiz (!)

Bir sözcükteki harflerin yeri değiştirilerek düşülen ‘dil yanlışı’na, Batılılar “metatez” (Fr. métathèse), biz ise “göçüşme” diyoruz. Örneğin, halk arasında “arabesk”e “arabeks“, “ekşi”ye “eşki”… diyenlere rastlanır. Göçüşmek, işteş yani karşılıklı yapılan bir eylemdir. Harfleri sözcük içinde oradan oraya ‘göç ettirerek’ yanlış seslendirmek, sıradan insanların bağışlanabilir konuşma kusuru sayılabilir. Ama, kitlelerin izlediği[…]

Yazının Devamı

Aya Yorgi Tırmanışı ve İstiridye Dikkati

İstanbul’da, -iktidarın tercihi gereği sönük geçen- 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı günü, birçok kadınımız Büyükada’ya gitmiş. Adadaki Aya Yorgi Kilisesi’nde, kimi ‘hayırlı bir kısmet’, kimi anne, kimi de ev sahibi olma dileğinde bulunmak için. Kilise, adanın sarp, yüksek bir tepesinde. Belli bir yere değin faytonla gidiliyormuş, sonra iki[…]

Yazının Devamı

'Ölmeye Geldik'!

Türkiye, hiç bu denli ‘kanayan’ bir ülke olmamıştı. Her gün asker – polis canı alan PKK ve IŞİD terörü, kadın cinayetleri, çocuklara tecavüz, trafik kazaları, iş kazaları… günlük olağan facialarımız oldu neredeyse! TV kanallarımızın ana haber bültenleri, akşam yemeği saatiyle çakışıyor. Ekranda şehit annelerinin yürek paralayan feryadı, lokmaları boğazınıza diziyor.[…]

Yazının Devamı

NASA Yani?

Fuzulî’nin “Su Kasidesi”nden bir beyit: “Hâk-i payine yetem der, ömrlerdir muttasıl / Başını taştan taşa urup gezer avare su.” Şair bu dizeleriyle, Dicle ve Fıratımızın Kâbe yönünde akmasına dinsel bir anlam yükler: “(Hz. Muhammet’in) Ayağındaki toprağa ulaşmak için ömürlerdir durmaksızın / Başını taştan taşa (bir âşık gibi) vurup akar, başıboş[…]

Yazının Devamı

"Müdür Ne'aptın?"

Ülkemizin, ileri Batı nimeti çoğulcu demokrasiyle mi yoksa ilkel, geri kafalı Doğu’nun marifeti İslam faşizmiyle mi yönetileceği, dolayısıyla da hangi ‘yaşam biçimi’ni benimseyeceğimiz başta olmak üzere, toplumca birçok konuda ayrıştık, kutuplaştık. Dünya bize acıyarak bakmaktan vazgeçti, artık açık açık bir yerleriyle gülüyor!

Yazının Devamı