Aylık arşivler: Temmuz 2016

Özgürlük Özlemi

“Bir kimsenin kötülüğünü gazeteler yazmazsa adamın fenalığı anlaşılmaz. Böyle kimseler önemli işlere atanabilirler, halka zararlı olurlar, vatana ihanet ederler. Bunları aydınlatmak gazetelerin görevidir…” (1)

1909 Meclisi Mebusan’ında, Basın Yasa Tasarısı görüşülürken mebuslardan Sait Bey yukarıdaki tarihsel konuşmayı yaptı. Tasarı, uzun tartışmalardan sonra Âyan Meclisi’nden de geçerek 18 Temmuz 1909′da yasalaştı. Basına sansür ilk kez kaldırılıyordu. Buna karşın 24 Temmuz günü gazete matbaalarına sansür memurları geldi. Ama, gazeteciler ve yayımcılar örnek bir dayanışma göstererek memurları matbaalarına sokmadılar. Gazeteler ilk kez sansürsüz basıldı.

Özgürlük Özlemi yazısına devam et

Türkçetele -5

Medyamızdaki yürek burkan Türkçe özensizliğini görmek için haber başlıklarına bakmak bile artık yeterli olabiliyor.

Örneğin, “-de” eki, bir başlıkta yerini “yönelme eki -a”ya bırakabiliyor. CNN Türk’ün “Parametre” izlencesinde 1 Temmuz 2016 günü ekrana atılan şu başlıkta (KJ) yapıldığı gibi:

“İsrail gazı 3 yıla gelecek”

Başlığın doğrusu, “İsrail gazı üç yıl içinde gelecek” değil mi?

Türkçetele -5 yazısına devam et

Türkçetele -4

TV kanallarındaki dizi filmler, yaz dönemi nedeniyle birbiri ardına ekrana veda ediyor!

Her bölümü uzun saatler süren bu dizilere, yoğun emek ve büyük paralar harcandığı belli. Hâttâ çoğu dizi oyuncusu, yasal çalışma saatlerine uyulmayarak  ‘kendilerinin de harcandığından’ yakınıyor.

Bize göre, dizilerde ‘harcanan’ bir şey daha var:

Doğru ve güzel Türkçe.

Star TV’nin “Paramparça” dizisinde Candan (Ahu Yağtu), avukatlık mesleğinden atılınca sevgilisi Ozan’a (Burak Tozkoparan) sitem ediyordu:

“Beni hiçbir işe kabul etmiyorlar. Annen sayesinde…”

Farsça ‘gölge’ demek olan “saye”nin mecazî anlamı; ‘koruma, yardım’. “Sayesinde” de ‘yardımıyla’ manasında bir ‘olumlama’.

Bu replikte ise sözcük, olumsuzluk anlatıyor.

Bizce konuşmanın doğrusu:

“Beni hiçbir işe kabul etmiyorlar. Annen yüzünden…”

Sayesinde, ancak “tersinleme, alaysılama” (ironi) amacıyla olumsuz anlamda kullanılır.

BİR TÜRKÇE İNCİSİ: “FELAKET TELLAKLIĞI”(!)

Daha ilgincine, Kanal D’deki “Hayat Şarkısı” dizisinin 21 Haziran 2016 gecesi yayımlanan ‘özet’ bölümünde kulak misafiri olduk. Baş karakter Hülya (Burcu Biricik), evlilik öncesi aşk ilişkisini sorgulayan ablası Melek’e (Ecem Özkaya Üstündağ) çıkışıyordu:
“Aman be! İki dakikada ne felaket ‘tellaklığı’ yaptın!”

Arapça kökenli “tellaklık”; hamamda erkek görevlinin, insanları keseleyip yıkaması, demek.

Dizide, Hülya karakterinin üstüne basa basa vurguladığı ‘tellaklık’ sözcüğünün doğrusu elbette “tellallık”; herhangi bir şeyi halka duyurmak için çarşıda, meydanda yüksek sesle bağırma. Bilindiği gibi, sürekli kötü haberler veren kişiye de “şeamet tellalı” (halk dilinde “felaket tellalı”) denir.

Benzer dil yanlışlarından, TV’lerde izlediğimiz sinema filmlerinin de nasibini aldığını görüyoruz.

Digitürk kanallarından Moviemax Türk’te, Hakan Haksun’un yönettiği “Kızım İçin” filmi gösterildi. Bir sahnede, köşk hizmetlilerinden biri şöyle diyordu:

“Ben bu malikânenin vekil-i harcıyım.”

Dilimize Arapçadan giren ve “bir konağın alışverişini yapmakla görevli kimse” demek olan sözcük “vekilharç”tır (öz Türkçesi: Kesedar). “Vekil-i harç” da nereden çıktı filmci arkadaş?..

GRAM GRAM ‘UZUN’ EPİGRAM

100’üncü yılda, kutlu hedef / Anıtkabir’i secde (!) ettirip / Selatin camisi dikmek olmalı / Camileri ahır yaptılar, masalıyla / Numan kurtulmuş, hepsi kurtulmalı! / Misal, milletin a’sına sevdalı / Yap – satçı, millete vergi de koymalı / Kaçak göçek, devasa bir kubbeyi / Giydirip ülke göğüne bir miğfer gibi / Ayyuka çıkmış cümle günahları  / Tanrı katından da görünmez kılmalı (!)