Aylık arşivler: Nisan 2016

Aya Yorgi Tırmanışı ve İstiridye Dikkati

İstanbul’da, -iktidarın tercihi gereği sönük geçen- 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı günü, birçok kadınımız Büyükada’ya gitmiş. Adadaki Aya Yorgi Kilisesi’nde, kimi ‘hayırlı bir kısmet’, kimi anne, kimi de ev sahibi olma dileğinde bulunmak için.

Kilise, adanın sarp, yüksek bir tepesinde. Belli bir yere değin faytonla gidiliyormuş, sonra iki saat boyunca tabana kuvvet! Hem de yalınayak. Çünkü, ‘ayağınız ne denli kanıyorsa dileğinizin yerine gelmesi o denli güçlü bir olasılıkmış’!

Acun Ilıcalı’nın bir tür ‘kutsal survivor’ı gibi!

  Aya Yorgi Tırmanışı ve İstiridye Dikkati yazısına devam et

‘Ölmeye Geldik’!

Türkiye, hiç bu denli ‘kanayan’ bir ülke olmamıştı. Her gün asker – polis canı alan PKK ve IŞİD terörü, kadın cinayetleri, çocuklara tecavüz, trafik kazaları, iş kazaları… günlük olağan facialarımız oldu neredeyse!

TV kanallarımızın ana haber bültenleri, akşam yemeği saatiyle çakışıyor. Ekranda şehit annelerinin yürek paralayan feryadı, lokmaları boğazınıza diziyor.

Devletin, kitlesel ölümlerle sonlanan kimi terör eylemlerindeki güvenlik zaafına değgin skandal haberleri birbirini izliyor.

‘Ölmeye Geldik’! yazısına devam et

NASA Yani?

Fuzulî’nin “Su Kasidesi”nden bir beyit:

“Hâk-i payine yetem der, ömrlerdir muttasıl / Başını taştan taşa urup gezer avare su.”

Şair bu dizeleriyle, Dicle ve Fıratımızın Kâbe yönünde akmasına dinsel bir anlam yükler:

(Hz. Muhammet’in) Ayağındaki toprağa ulaşmak için ömürlerdir durmaksızın / Başını taştan taşa (bir âşık gibi) vurup akar, başıboş su (Dicle ve Fırat) .”

NASA Yani? yazısına devam et