Aylık arşivler: Mart 2016

Bofa Balıkları

Doğa, en iyi öğretmen. Bilim insanlarının, birini çözer çözmez yenisiyle karşılaşıp iştahını biraz daha kabartan kurallarla yönetiliyor. Bağımsız görünen varlıklar arasında gizemli ilişkiler ve onlardan alacağımız yaşamsal dersler var.

360 TV’de, 27 Mart günü “Arkadaşım Tilki” adlı bir film yayımlandı. Film, sevgi dolu ve cesur bir kız çocuğunun, kurtların saldırısından kurtardığı tilki yavrusuyla dostluğunu anlatıyor. Bir gün kızın oyun amaçlı da olsa bağladığı yavru, çılgına dönüp ipini kopararak kaçıyor. Sonra benzer bir hata daha yapıp odaya kapattığı hayvan, bu kez pencereden aşağıya atlayınca ölüyor.

Hayvansever kız, yıllar sonra bu olayı oğluna anlatırken şöyle diyor:

– Onu ‘bağlamak’la, sevgiyle yanımda tutmaya çalışmanın çok farklı şeyler olduğunu anlayamamıştım!

  Bofa Balıkları yazısına devam et

‘Yeter Gayri Yumma Gözün’

TGC’nin, Konrad Adenauer Stiftung (KAS) ile birlikte düzenlediği Yerel Medya Eğitim Seminerleri’nden 80’incisi nedeniyle 18 – 19 Mart günleri Antalya Belek’teydik. Antalya‘nın yanı sıra Isparta, Eğirdir, Burdur, Karaman, Konya, Muğla’dan gelen meslektaşlarımız, iki günde yapılan dört oturumun -bizim de aralarında bulunduğumuz- konuşmacılarına yoğun ilgi gösterdiler.

Seminer süresince konakladığımız Antalya Ela Quality Resort; palmiyelerin, çamların yüzlerce tondaki yeşiliyle Akdeniz lacivertinin öpüştüğü bir doğa parçasının içinde. Kâh açıp kâh kapayan mart havasında gündüzü ayrı, gecesi ayrı güzel. İstanbul’dan giderek el etek çeken yeşilin büyüsünden mi nedir, Belek’in üstündeki kurşuni bulutlar, orada kavuştuğumuz erinci gölgeleyemedi.

  ‘Yeter Gayri Yumma Gözün’ yazısına devam et

‘Aylenizin’ (!) Nakliyecisi

Türk toplumu olarak kitapla ilişkimizi (!) anlatmak için bu köşede, bir Yeşilçam filminden ‘trajikomik’ örnek vermiştik. O örneğin daha da çarpıcısıyla geçenlerde karşılaştık.

TV2′de, Nejat Saydam’ın “Hizmetçi Dediğin Böyle Olur” (1964) filmi oynatıldı.

Filmin bir sahnesinde hizmetçi (Fatma Girik), dairesinde bir yığın kitap gördüğü kapıcıya (Ali Şen) soruyordu:

– Hayrola, bu ne çok kitap! Profesör olmaya mı karar verdin?

‘Aylenizin’ (!) Nakliyecisi yazısına devam et

Kurallar ve Krallar

Nobel ödüllü bilim adamımız Aziz Sancar’ın adı, geçenlerde Ankara Büyükşehir Belediyesi kararıyla bir sokağa verildi. Tam, ne güzel bir karar diyecekken öğrendik ki adı değiştirilen sokak, Abdullah Cevdet Sokağı’ymış!

Gazeteci Özgen Acar, Abdullah Cevdet’in (1869 – 1932), “1908 devrimi” ile “kadın ve insan hakları savunuculuğunun öncülerinden” olduğunu anımsatmıştı. (1)

Devr-i AKP’nin başkent belediyesinde de egemen anlayışına göre, ‘kadın hakkı’ da neymiş; ‘Hakkı’ erkektir!

Başkan Melih Gökçek, 2 Haziran 2012 günü Samanyolu TV’deki ‘tecavüz mağduruna kürtaj’ konulu izlencede, o duruma düşen kadının ‘yaşam hakkı’nı bile yitirdiğini ciddi ciddi savunmamış mıydı:

Anası olacak kişinin hatasından dolayı çocuk niye suçu çekiyor? Anası kendini öldürsün!”

Kurallar ve Krallar yazısına devam et

‘Tefeül’ Zamanı

Unutulmuş bir sözcük “tefeül”,fal’ demek; özellikle de ‘şiir falı’. Geleceğimizden haber almak, boş bir beklenti olur elbet; amaç, ilkyazın kavak yelleri estirdiği özgür ruhlarımızı ‘şiire bırakmak’

Doğanın dönüşümüyle onlarca tondaki yeşili göveren, içimizdeki coşku gibi tomurcukları rengârenk patlayan parklarda, bahçelerde, şiir kitabı edinmiş her yaştan çiftin, sayfaları rastgele çevirip birbirlerine şiir falı baktığı günleri görmek isteriz.

Anne babalar, zamane okul müdürleri kaygılanmasın; şiir, kimilerinin savladığı gibi okuyanda içki – sigara içme isteği uyandırmaz! Tam tersine, ‘şiir okurluğu’ çok iyi bir alışkanlıktır; ‘şairlik’ ise doğaya, tüm canlılara karşı duyarlı, sevgi – saygı dolu, barışçı olmak; sözcüklerle kuyum ustalığı, yağlı kara bir kömür parçasından ibaret elmas taşını, altına sihirli ‘foya’ döşeyerek parıltılı bir mücevhere dönüştürme; ‘yalan dünya’yı yaşanabilir kılma uğraşı!

  ‘Tefeül’ Zamanı yazısına devam et